13 Aralık 2017 - Çarçamba / 14:16
Yeşilırmak Gazetesi
 
 

Yeni tohumculuk yasasının getirdiği yenilikler

Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği 3. sınıf öğrencileri, topluma hizmet uygulamaları dersi kapsamında GDO’nun..
Bu haber 1 hafta önce eklenmiş

Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği 3. sınıf öğrencileri, topluma hizmet uygulamaları dersi kapsamında GDO’nun tarihçesi, hukuki boyutu hakkında toplumu bilinçlendirme çalışması yaptılar.

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Semerci’nin Koordinatörlüğünde projede öğrenciler; Abdulkadir Atuk, Mehmet Emin Tekin, Doğukan Kırca, Arife Polat, Fuat Aşçı, Sinan Balkaya, Mehmet Aris, Sedef Baş, Aycan Savrum, Ümit Yıldız, Esra Oruç ve Mehmet Akkaya yer aldı.

Öğrencilerin hazırlamış olduğu çalışmada şu bilgiler verildi;

Yasa, “Çeşidi” bir veya birden fazla genotipin birleşmesinden ortaya çıkan ve kendine has özelliklerle tanımlanan, sözü edilen özelliklerden en az biriyle diğer herhangi bir bitki grubundan ayrılan, değişmeksizin çoğaltılmaya uygunluğu bakımından bir bütün olan, botanik taksonomi içinde yer alan geleneksel ve/veya biyoteknolojik yöntemlerle geliştirilmiş olan genetik yapı olarak ifade etmektedir. Çeşit tanımında, çeşidin hangi yöntemlerle elde edilebileceği ifade edilmeyerek, tüm yöntemler yasal olarak kabul edilmiştir. Yasada

“kayıt altına alma” şartı öngörülmektedir. Ancak, “ithal edilip, ihracat amacıyla üretilen tohumluklarda kayıt altına alma şartı aranmaz” istisnası da getirilmektedir

Çok uluslu tohum tekellerinin tohum piyasasını ele geçirmesini hak tanıyan, tohumların patent altına alınması aynı zamanda çiftçi haklarının ihlal edilmesine yol açabilmektedir. Çiftçiler ya da yetiştiriciler uzun yıllardır ellerinde bulundurdukları tohumluklar üzerinde haklarını kaybetme tehlikesi altına girerek, temel üretim girdilerini her yıl bir önceki yıldan daha zor temin etmeye başlayacaklardır. Böylece tohum üzerindeki toplumsal hakları, tohum şirketlerinin eline geçen çiftçiler bir ertesi yıla tohumluk ayıramaz hale gelebilecektir.

Türkiye'ye her yıl, hiçbir denetime tabi olmadan ithalat yoluyla giren 2 milyon tona yakın genetiği değiştirilmiş (GDO'lu) mısır, soya, pamuk ve kolza; yem rasyonlarına katılmakta, islenmekte ve 800 çeşidin üzerinde ürün olarak tüketici sofrasına ulaşmaktadır. Bu yasa ile Türkiye'de üretimi ve dağıtımı yasak olan GDO'lu tohumlar, yasallaştırılmakta ve ülkenin GDO ile işgaline ortam hazırlanmaktadır. Böylelikle gen kaynağı olan ülkemizde, yabancı şirketler, herhangi bir çeşidimizi, biyoteknolojik yöntemlerle kazandırdıkları bir özelliği gerekçe göstererek patentleyebileceklerdir. Ayrıca yasada “yeni çeşitlerin” kazandırılması amacıyla geçiş süresi uzatılırken,

1- istisna kapsamına girebilecek olan tohumluk türlerin belirtilmemesi;

2- Benzer çeşitlerin var olmasına rağmen yeni çeşit kazandırılmasının nedenleri;

3- Yeni çeşitlerin elde edilmesi için gerekli sürenin nasıl saptanacağının belirlenmemiştir.

Dolayısıyla, geçiş süresinin uzatılması yerli tohum çeşitlerini korumaktan ziyade yeni çeşitlerin uyum süresini uzatmaya yarayacak gibi görülmektedir.

GDO’LARIN HUKUKİ BOYUTU

Artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarına karşı üretim arzını artırmak için modern biyoteknolojik yöntemler kullanılarak birçok transgenetik ürün elde edilmektedir. Transgenetik ürünlerin gıda zincirine girmesiyle gıda güveliğinin önemi bir kez daha vurgulanmış ve GDO’lu ürünlerle ilgili mevzuat çalışmalarının gerekliliği de ortaya çıkmıştır.

A. Dünya Ülkeleri Açısından GDO’ların Hu­kuki Boyutu

Dünya ülkeleri açısından GDO’ların hukuki boyutu aşağıda özetlenmiştir:

1. UNIDO (Birleşmiş Milletler Endüstriyel Kalkınma Organizasyonu) Sekreteryası’nın 1991 Temmuz ayında yayınladığı “Organizmaların Çevreye Salınımı Konusunda Gönüllü Talimatı”,

2. FAO (BM Gıda ve Tarım Organizasyonu) tarafından Bitki ve Genetik Kaynakları Komisyonu (CPGR)’nun talebi üzerine hazırlatılan ve 1991 Kasım ayında yayınlanan“Bitki Biyoteknolojisi Talimatı”,

3. Gündem 21 (1992) ve Gündem 21’i hayata geçirme amacı taşıyan “Biyoteknolojinin Risklerinin Önlenmesi İçin Uluslararası Teknik Direktifleri”,

4. “BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşme’sinin” (1996) özellikle 8g ve 19. maddeleri,

5. Gelişmekte olan ülkelerin, biyogüvenlik kapasitelerini oluşturmalarında UNEP (BM Çevre Programı) tarafından hazırlanmış olan “Biyogüvenlik Kılavuzu” (1997),

6. BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne ek protokol olarak hazırlanan ve “Cartagena Protokolü” denilen “Biyolojik Çeşitlilik Anlaşması Biyogüvenlik Protokolü” (2000).

Cartegena Protokolü; ithalatçı ülkelere, bilimsel kanıtları olmasa da sağlık ve çevre risklerine dayanarak, GDO’lu ürünlerin ithalatını yasaklama olanağını vermiştir. Ayrıca, BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ile Cartagena Protokolü uluslararası bağlayıcı özellikler taşımaktadır.

B. Avrupa Birliği’nde GDO’ların Hukuki Boyutu

Avrupa Birliği, gıda güvenliği ile ilişkili mevzuatını 28 Ocak 2002 tarihinde 178/2002 sayılı AB yönetmeliği ile güncelleştirmiştir. 23.01.2002 tarihinde ise Avrupa Birliği Komisyonun “Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji” başlığı altındaki raporu ile Avrupa’nın bu konudaki stratejileri ve çalışma planlarını ortaya koymuştur. Avrupa Birliği gıda güvenliği yetkisini, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA-European Food Authority) çatısı altında toplamıştır. Nitekim, EFSA’ya GDO’lar ile ilgili bilimsel görüş veren bilimsel paneller de kurulmuştur. Ayrıca, Cartagena Protokol’ünü Avrupa Birliği üye ülkeleri de 2000 yılında imzalamışlardır. Avrupa Topluluğu açısından biyogüvenlik üzerine Protokol’ün sonuçları ile ilgili Temmuz 2002 tarihinde 628/2002/EC sayılı Kararı yayınlanmıştır. Avrupa Birliği üye ülkelerinde direktifler doğrultusunda GDO ürünlerinin üretilmesine ve satışına izin verilmiş ancak, GDO’lu ürünlerin etiketlerinde bu duruma işaret edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Avrupa Birliği’nde biyoçeşitliliğin yani doğanın korunması için birtakım kurallar belirlenmiştir. Avrupa Birliği’nin sınırları içinde ve ötesinde habitatları ve türleri koruma programları “Biyoçeşitlilik Hakkında Sözleşme” içinde öngörülmüştür. Birliğin biyoçeşitliliği koruma stratejisi 1992 habitatlar yönergesi çerçevesinde “Natura 2000” programını kullanarak; Avrupa habitatları ve aralarındaki koridorlarında bağlantılı bir ağın oluşturulması, habitatların korunması ve önemli habitatların içinde ve çevresinde sürdürülebilir toprak yönetim uygulamaların teşvikinin birleştirilmesi üzerine kurulmuştur. Topluluk doğal kaynaklar, tarım, balıkçılık, kalkınma ve ekonomik işbirliği alanlarında biyoçeşitliliğin teşvik edilmesine ilişkin bir eylem planı hazırlamış; ayrıca Avrupa doğal hayatının korunmasına ilişkin Bern Konvansiyonu, göçmen kuşların korunmasına ilişkin Bonn Konvansiyonu ve biyoçeşitlilik ile ilgili de Rio de Janeiro Konvansiyonu’na (15 Numaralı Prensibi) taraf olmuştur.

C. Türkiye’de GDO’ların Hukuki Boyutu

Helsinki Zirvesi ile 1999 yılında Türkiye Avrupa Birliği’ne aday ülke olarak kabul edilmiş ve Kopenhag Kriterleri ile Avrupa Birliği müktesebatına uyum süreci dolayısıyla GDO’larla ilgili mevzuat uyumu süreci de başlamıştır. 24 Mayıs 2000 tarihinde Cartagena Protokolünü Türkiye de imzalamış ve 11 Eylül 2003’te yürürlüğe girmiştir. Ayrıca, Fransa’da kurulan ve ülkeler arası bitki çeşitlerinin korunmasını amaçlayan ve mevzuat uyumu ile yardımlaşmayı sağlayan uluslararası bir organizasyon UPOV’un (Uluslararası Bitki Çeşitleri Birliği) da 1961’de üyesi olmuştur.

Bugün için halen GDO’lar hakkındaki mevzuat çalışmalarında büyük bir ilerleme kaydedildiği söylemek pek mümkün değildir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından GDO ve ürünleri ile GDO ve ürünlerini içeren gıda ve yem maddeleri hakkında karar verme, işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve denetim ile ilgili usul ve esasları belirlemek için hazırlanan ve 26.10.2009 tarihli-27388 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Gıda Ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar Ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol Ve Denetimine Dair Yönetmelik tartışmalar içerisinde yürürlüğe girmiştir. Ayrıca, Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca hazırlanan genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünleri ile ilgili olarak araştırma, geliştirme, işleme, piyasaya sürme, izleme, kullanma, ithalat, ihracat, nakil, taşıma, saklama, paketleme, etiketleme, depolama ve benzeri faaliyetlere dair hükümleri kapsayan ve TBMM, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülmekte olan Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı; genetiği değiştirilmiş bitki ve hayvanların üretimini yasaklamıştır. 



Yorumlar


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  “Trafikte bizleri de duyun”..  
  10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü konferansl..  
  Amasya’da kentsel dönüşüm çalışmaları..  
  Erişgen: Kudüs İslamındır..  
  Su Yönetimi Genel Müdürlüğünden ziyaret..  
  Funda Varol’dan Zeynep Hatun Çocuk Evine ziya..  
  YEDAŞ Köy Okulu Kütüphanesini Yeniledi..  
  İnsan hakları evrensel beyannamesi evrensel y..  
  İzmir’de, Amasya’nın turizm değerleri tanıtıl..  
  Ortaya yeni çıkan gazete nüshalarına göre; Am..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.