08 Aralık 2019 - Pazar / 02:59
Yeşilırmak Gazetesi
 
 

Amasya CHP Milletvekili Çay Konusunda Sıkıntıları Dile Getirdi

CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer meclis toplantısında yaptığı konuşma şöyledir; İtirazlarımız doğrultusunda söz aldım...
Bu haber 3 hafta önce eklenmiş

CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer meclis toplantısında yaptığı konuşma şöyledir; İtirazlarımız doğrultusunda söz aldım. Hem itirazlarımızı hem de bu konuda desteğinizi talep edeceğim ama bundan önce çayla ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi heyeti olarak 5 milletvekili 23-25 Eylül 2019 tarihleri arasında yani yaklaşık bir kırk gün önce Rize'yi ziyaret etmiştik. Oradaki dört günlük çalışmamızda Rize'nin ve Karadeniz Bölgesi'nin ana konusu çay olmuştu. Orada çayla ilgili belirtilen temenniler ve sorunları not almıştık, onlara kısaca değineceğim çünkü bunlar da genelde bizim itirazlarımızla bağdaşan şeyler. Bu bahsedeceğim konular da tamamen Rize'deki çay üreticilerinin, Ziraat Odasının, Ticaret ve Sanayi Odasının, Ticaret Borsasının bize iletmiş olduğu konular.

Genel olarak Doğu Karadeniz Bölgesi'nde 830 bin dekar çaylık alanda yaklaşık 210 bin ruhsatlı üretici aile çay tarımıyla uğraşmakta. Yıllık yaş çay ürünü rekoltesi iklim ve tarımsal teknik koşullarına bağlı olarak 1 milyon 250 bin ile 1 milyon 350 bin ton arasında değişmektedir. Kamu kurumu olan ÇAYKUR 46 çay fabrikasında 650 ila 700 bin ton çay almaktadır. ÇAYKUR sektörün âdeta teminatı ve sigortası durumundadır.

Çay üretiminde 3 ayak bulunmakta; üretici, sanayici ve tüketici. Bu üçünün de çayla ilgili sorunlarını kısaca belirtmek istiyorum. Çay üreticisinin de tüketicisinin de çay işleyicisinin de öncelikli sorunu çay kanunu. Rize'deki çay üreticileri ve sanayicilerinin en temel isteği bir an evvel çayla ilgili bir kanunun yapılmasıdır. Geçtiğimiz yıllarda AK PARTİ milletvekillerinin bu konuda bir hazırlık yaptıkları ancak sektörde bir birlik sağlanamadığı gerekçesiyle bunun askıya alındığı tüm yöre halkı tarafından bilinmektedir. Meclisten çıkarılacak olan bir çay kanunun hem üreticiyi hem de sanayicisi rahatlatacağı ifade edilmiştir ancak bu kanunun, 3 ayak olan üreticiyi, tüketiciyi ve sanayiciyi memnun etmesi çok önemlidir. Çay kanununa ilişkin Rize Ticaret Borsası bir hazırlık yapmış, bir kanun taslağı hazırlamışlar ancak üreticileri bu kanun taslağının sadece sanayiciyi savunduğu gerekçesiyle çok tedirgin ve korkuyorlar.

Yine bir başka sorun -çay üreticilerinin- çay kanunuyla birlikte çayda taban fiyat uygulamasına geçilmesi. Çay taban fiyatının belirlenmesi durumunda sektördeki fiyat karışıklığının sona ereceği öngörülüyor.

Aslında bizim itirazlarımızın da temel konusu olan diğer bir sorun, çay bahçelerinin yenilenmesi talepleri. Çay ekimi ve üretiminin seksen yıllık bir tarihi bulunmakta bölgede. Ziraat odalarının ve çay üreticilerinin en büyük sıkıntısı ise çay bahçelerinin artık yaşlanıyor, ekonomik ömrünü tamamlıyor olması. Bir bahçesinin ömrünün en fazla yüz yıl olduğu değerlendirildiğinde Rize'deki çay bahçeleri artık yaşlanmış. Çay bahçelerinin düzenli ve kademeli olarak yenilenmesini şart olarak görüyorlar. Budama yöntemiyle yapılacak olan yenilemede üretici iki yıl, yeni dikim yöntemi olan yenilemede ise sekiz yıl ürün alamayacak, bu da onları korkutuyor, bunun karşısında da ÇAYKUR'un ve Hazinenin bu süreçte kendilerini desteklemesini talep ediyorlar.

Çay üreticilerini diğer bir sorunu çay bahçelerinin miras yoluyla aşırı derecede bölünmesi. Bunun bir toprak reformu, toplulaştırma gibi bir şeyle bu hususun da düzenlenmesini talep ediyorlar. Çayın millî ürün kapsamına alınması orada çok büyük bir istek ve talep görüyor.

Yine, aslında en önemli, korktukları şey de kaçak çay. Ülkemize kaçak çay girişinin önlenmesi gerekmektedir, ele geçirilen kaçak çaylar ise imha edilmelidir. İthal edilen kuru çaylara 2009 yılına kadar gümrük kapılarında tahlil yapılmaktaymış ancak Hükûmet bu uygulamayı 2010 yılında kaldırmış. Bu nedenle ülkeye tahlili yapılmayan kirli çayın düşük fiyatlarla girdiğini belirtmektedirler. Bu durum çay üreticilerini olumsuz etkilemiş. Gümrük kapılarındaki çaya tahlil uygulamasının yeniden başlatılması yönünde yoğun bir talepleri var.

Orada diğer bir husus da bölge nüfusunun yaşlanması mı dersiniz, göç etmesi mi, hangi sebep olursa olsun yabancı işçi çalıştırılması yani Türk işçiler değil, yabancı işçi. Çay toplamaya Gürcistan'dan işçilerin geldiği ve Gürcistan'dan gelen işçilerin de bir sezonda yaklaşık -hava iyi olursa 4 defa çaydan ürün alınabiliyormuş bölgede- 100 milyon doların bölgeden Gürcistan'a götürüldüğünü yani paramızın Gürcistan'a gittiği konusunda dert yanıyorlar. Bununla ilgili hem iktidar partisini hem Kurumu bilgilendirmiş olayım.

Daha sonra bizim itirazlarımız var, onlar da aslında bu sorunların genelde hemen hemen aynısı gibi.

Birinci itirazımız 2011'den 2016'ya kadar bütün yılları kapsıyor. ÇAYKUR sadece bir iktisadi kuruluş değildir. Doğu Karadeniz Bölgesi ekonomisinin temel gelir kaynağı olan çayı bölge halkına, ekmek kapısına dönüştüren bir Kurumdur. Dolayısıyla ÇAYKUR'un alım, üretim, stok, satış, istihdam ve finansman yönetim açılarından iyi idare edilmesi sadece kuruluşun değil, bölge halkının geçimi için kritiktir.

ÇAYKUR iyi işletilmemektedir. Bunun sonucunda orta, uzun vadede yaşanacak en önemli sorun, gelirleri zaten düşük olan ve ÇAYKUR'un çay sektöründe küçülen rolü dolayısıyla özel sektörün insafına her geçen daha fazla terk edilen üreticilerin yaşlanmakta olan çaylıkları yenileyecek güce sahip olmamalarıdır. Yani ÇAYKUR'un iyi yönetilmemesi bölge ekonomisinin bugününü değil, yarınını da tehdit etmektedir. İyi yönetilmeyen ÇAYKUR'un çay üreticilerine, yaşlanan çaylıkların yenilenmesi için gerekli ve yeterli desteği vermediği görülmektedir ve bu gidişle de olmayacaktır. Nitekim, yenilemekten amaç, yaşlanmış ve ekonomik ömrü azalmış çay bahçelerini daha ekonomik ve daha verimli hâle getirmek, içeriye ve dışarıya satılacak çay miktarını ve kalitesini artırmaktır. Yenileme yapılırken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Mesela yenileme öncelikle Türk çayı olarak bir marka olmuş çayımızın genetik yapısı korunarak yapılmalıdır. ÇAYKUR yenilemeye ıslah olarak bakmaktadır ve Çin, Japonya, Endonezya, Hindistan, Sri Lanka, Kenya ve Vietnam gibi ülkeleri örnek almaktadır. Bu uygulama doğru bir uygulama değildir. Her ülkenin coğrafi yapısı, iklimi, toprak özellikleri birbirinden farklıdır ve bu farklılıklar da o ülkenin çayına yansımaktadır. Türk çayı, Türk çayı olarak kalmalıdır, hiçbir çayla ıslah edilmemelidir. Yöre halkı da "yenileme" adı altında çayın özelliğinin değiştirileceğinden korkmaktadır. Ayrıca bizim çayımız, bakım maliyeti az olan, hastalanmayan ve kendine has renk, tat ve kokuya sahip olan bir üründür. Dolayısıyla "yenileme" adı altında çayın özelliğini bozacak her türlü girişimden kaçınılmalıdır.

Yine, yenileme yapılırken üretici korunmalıdır. Çay bahçesi olan üreticiye yenileme esnasında kaybı olan para ödenmeli ve kademeli yenileme yapılmalıdır. Bu durumlar aslında sadece teori ve birtakım temennilerdir. Peki gerçek ile uygulama nasıl? Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler 2011 yılındaki işbu tespitlere itiraz etmişiz yani bu sorunlar 2011 ve öncesinde de varmış. Peki ne yapılmış? Maalesef aradan çok çok uzun zaman geçmesine rağmen, bugüne gelinmesine rağmen hiçbir yenileme yapılmamıştır. Oysa başka bir türe gerek kalmadan mevcut çayımız yenilenmeye başlansa idi yenilenen bahçeler şimdi gayet verimli çay üretmeye başlamış olacaktı ama Kurumun asıl amacı çay bahçelerini yenilemek değil, mevcut çay bahçelerini küçültmek suretiyle azaltmaktadır. Nitekim, Kasım 2018 ayında Bakanlıkta yapılan bir toplantıda çay bahçelerinin yenilenmesi için ayrı bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesine ihtiyaç olduğu kararı alınmış ama bu kararname çıkarılmamış. Çok çok basit olan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi bir türlü nedense çıkarılamamıştır. Yine aynı toplantıda, yüzde 50 eğimden fazla olan yerlerde yenileme yapılamayacağı kararı açıklanmıştır. Yani bu durumda yenilemeyle bahçelerin yüzde 30 ila 35'i yok edilecektir. Yenileme işini ÇAYKUR, çay üreticisine devretse çok daha iyi olacak gibi. Siz masrafını verin, üretici tüm bahçeleri en iyi biçimde ve en kısa sürede yeniler.

Kurumun yenilemeye bir başka bahanesine ise çay kanunu ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi gibi mevzuat eksikliği olduğunu ileri sürmektedir. Gerek ülkeyi gerekse ÇAYKUR'u on yedi yılı aşkın süredir AK PARTİ yönetiyorsa bu hususların hâlen konuşuluyor olmasından da hicap duyuyorum. Ayrıca AK PARTİ'nin en yüksek oy aldığı bölgeyi görmemezlikten gelmesi ve sadece hemşehricilik ardına sığınması bölge halkına karşı da haksızlıktır.

Açıkladığım nedenlerle Kurum iyi yönetilmemektedir. Kurumun iyi yönetilmediğine dair en iyi cevabı yine Kurum kendisi veriyor, Kurum niye yenileme yapmadığını şöyle anlatıyor, âdeta fıkra gibi: "Araştırma enstitümüzde çok cüzi miktarlarda fidan üretimi yapılması, doku kültürüyle fidan üretiminde istenilen başarının sağlanamaması, bölgede fidan üretimi yapan kuruluşların olmaması, ithalatın istenilen miktarda olup olmayacağının bilinmemesi, Türkiye çapında fidan üretimi yapan firmaların çay fidanı üretimi konusundaki yetersizlikleri, fidan üretilecek klonların yetersiz oluşu, çelik alınabilecek nitelikte klonların çok olmaması, damızlık bahçelerin olmaması gibi nedenlerden dolayı yeterince fidan üretimi yapılamayacağından geniş çaplı bir alanda kısa sürede çaylık alan yenilenmesi mümkün görülmemektedir." Yani bu hususları ÇAYKUR kendi yapması gerekirken başkaları yapmıyor ve suçu onların üzerine atıyor. Böyle bir yönetim tarzı mümkün değildir.

Yine Kurumun kendi cevabında çeliştiği noktalardan birinde, çay yenilemede 50 dönümlük bir alanda yenilemeye başlanmasının ilk beş yıllık pilot proje tamamlandıktan sonra olacağı söz konusu. Yani sadece 50 dönümde başlamak için bir beş yılı gözden geçiyor ve muhtemelen yenilenmesi bir 1.000 dönümün üzerinde olan yer var. Yani 50 dönüm için beş yılı gözden çıkaran bir kurumun 1.000 dönüm için ne kadar bir süre ortaya çıkacağı da maalesef mümkün değildir. Kurum sadece konuşuyor ama hiçbir şekilde çözüm üretmiyor, laftan öteye gitmiyor. âdeta bu, dönemin Millî Eğitim Bakanının "Öğrenciler olmasa ben Bakanlığı gayet güzel idare edeceğim." demesine benziyor, çay olmasa da ÇAYKUR da aslında bu kurumu çok iyi idare edecek.

İkinci itirazımız bizim, ÇAYKUR'un 2011 bilançosunda 26.927 TL faaliyet zararı yer almaktadır. 2007 yılında 24.052, 2008 yılında 29.144, 2009 yılında 31.063, 2010 yılında 22.869 TL faaliyet kârı elde etmiş olan kuruluş 2011 yılında çok büyük miktarda faaliyet zararı etmiştir. Bu zararın daimî kadro verilen işçilere yapılan giderlerle açıklanması gerçeği yansıtmamaktadır. Bu zararın sebebi de yine açıkça kötü yönetimdir. Nitekim kurum 2010 yılı dâhil sürekli kâr eden bir kurumken 2011 yılından itibaren ise sürekli zarar eden bir kurum hâline dönüşmüştür. 2011 yılından sonra kurum zararı her yıl katlanarak artmıştır. 2011 yılındaki zararı işçilere kadro verilmesine bağlayan kurum aradan sekiz yıl geçmesine rağmen hâlen ettikleri zararı işçilere bağlamaya devam etmektedir. "Ben bu kurumu yönetemiyorum." demekten korkmamalıdırlar, aksine çok onurlu bir davranıştır. Bahaneyi işçilerin sırtına yüklemek sosyal devlet ve işletme yönetim ilkeleriyle değil, katı emperyalizmle bağdaşır. Ayrıca altı yıl boyunca işçilere kadro verilmesinden kaynaklı gider artışını karşılayamamak ancak ve ancak basiretsiz tüccarın yapacağı bir yönetim şeklidir ve kötü yönetimdir. Böyle bir yönetici topluluğu hiçbir özel sektörde çalışamaz, öyleyse kurumda ve devlette de çalışmamalıdır.

Üçüncü itirazımız bizim, 2011 yılı itibarıyla kuruluşun bilançosunda biriken zarar toplamı...

Kurumun kötü yönetilmesinin diğer bir kanıtı da aşırı faiz giderleridir. Kurum faiz ödemelerinin gerekçesini de hiç kendi üzerine almıyor, bu kez de üreticiye kabahat buluyor. Şayet üretici teslim ettiği çayın parasını istemese bu faiz ödemesinden kurum kurtulacak. Bu da çok yanlış bir gerekçedir. Faiz ödemelerinde tabii ki bildiğimiz üzere sadece kurum sorumlu değildir, bu hususta hazine de üzerine düşen sorumluluğu yapmamıştır ve kamu kaynaklarından aktarım gerçekleşmemiştir. Ancak şayet kamu bankaları medya ve televizyon alımı yapan kişilere düşük faizli kredi vermek yerine eğer ÇAYKUR gibi kamu kurumlarına bu desteği, bu krediyi düşük faizle verseydi kurum belki de bu faiz yükünden çok büyük oranda kurtulacaktı, hazine de gerekli desteğini yapmış olsaydı.

Diğer bir itiraz konumuz -hemen bitiriyorum- pazarlama kurulduğu günden itibaren uzunca bir süre ve başarıyla kendi ürününü kendi pazarlayan bir kurum olmuş ÇAYKUR -nitekim benim teyze oğlum da yıllarca Amasya'da bölge bayiliğini yapmıştı- ama ne olduysa birden "Pazarlama işini ben yapamıyorum." demiştir, elindeki büyük bir pazarı özel sektöre terk etmiştir. Kurum özel sektöre geçişi savunurken de aslında kendi kendine yaptığı yanlışı ve kötü yönetimi itiraf etmiştir, demektedir ki: "Özel sektör üzerinde kontrol sağlayabilmek için ÇAYKUR kuruluşu olan ÇAYSAN'ın yüzde 10 oranında hissedar olduğunu belirtiyoruz." Yani özel sektöre pazarlamayı devretmiş ama demiş ki: "Bunu devrettik ama yüzde 10'unu da hâlen ÇAYSAN kanalıyla biz elimizde tutuyoruz." Değerli arkadaşlar, bu aslında "Yüzde 10'unu imtiyazlı hisselerle elimizde tutuyoruz." demek değildir, "Biz pazarlamanın yüzde 90'ından vazgeçtik." demektir, bunu tersten okuduğumuzda yüzde 90'dan direkt vazgeçilmiştir. Bu, herhangi bir övünç sebebi de değildir.



Yorumlar


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
Atilla KIRBAŞ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Amasya Travel Turkey Fuarında..  
  Başkan Sarı, Saint-Josse-Ten-Noode Belediyesi..  
  Aralık Ayı Halk Günü Toplantısı Yapıldı..  
  Olağanüstü Genel Kurul Seçimini Gerçekleştiri..  
  Muharip Gaziler Derneğinden Açıklama..  
  Kış Lastiği Denetimi..  
  Gen Bahçesine İlk Fidanlar Dikildi..  
  Başkan Sarı, Bölgesel İşbirliği Toplantısına ..  
  Funda Varol Engelli Derneklerini Ziyaret Etti..  
  Sosyal Yardımlaşma Vakfına Üye Seçimi Gerçekl..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.