26 Ocak 2021 - Salı / 14:20
Yeşilırmak Gazetesi
 
 

“Cumhuriyete Giden Yol / Amasya Genelgesi” Konulu Panel Düzenlendi

12 -22 Haziran Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Festivali kapsamında Amasya Baro Başkanlığının organize ettiği “Cumhuriyete Giden Yol / Amasya Gen..
Bu haber 8 yıl önce eklenmiş

12 -22 Haziran Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Festivali kapsamında Amasya Baro Başkanlığının organize ettiği “Cumhuriyete Giden Yol / Amasya Genelgesi” konulu panel Saraydüzü Kışla Binası Milli Mücadele Müzesi ve Kongre Merkezinde yapıldı.

Panele Vali A. Celil ÖZ, Amasya Belediye Başkanı Cafer ÖZDEMİR, Cumhuriyet Başsavcısı Feridun SÜZEN, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Ahsen COŞAR, Amasya Üniversitesi Rektörü Metin ORBAY, Amasya Baro Başkanı Adnan Hasip YALÇIN ve diğer davetliler katıldı.

Prof. Dr. Ahmet MUMCU, Avukat Talay ŞENOL, Doç. Dr. Bünyamin KOCAOĞLU ve Yar. Doç. Dr. Emine Altunay ŞAM’ın konuşmacı olarak katıldığı panelde Amasya Genelgesinin ilan edilmesinden önceki durum ve genelgenin ilanı ve sonrasında yaşanan süreç ile ilgili sunum yapıldı. Tarihsel sürecin tartışıldığı panelde, Amasya Genelgesinin milli mücadele dönemindeki önemine dikkat çekildi.

Amasya Baro Başkanı Avukat Adnan Hasip Yalçın ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Avukat V.Ahsen Coşar’ın açılış konuşması ile başlayan “Cumhuriyetimize Giden Yol-2 Amasya Genelgesi” isimli konferansa Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Bünyamin Kocaoğlu, Yrd. Doç. Emine Altunay Şam, Prof. Dr. Ahmet Mumcu, Yrd. Doç. Turgut ileri, Prof. Dr. Kemal Arı ve Yrd. Doç Selim Özcan konuşmacı olarak katıldı.

Amasya Baro Başkanı Avukat Adnan Hasip Yalçın yaptığı açılış konuşmasında şunları kaydetti; Başta İstanbul olmak üzere yurdun dört bir yanının düşman tarafından işgal edildiği, vatanın ve milletin bütünlüğünün tehlikeye girdiği bir donemde bundan 93 yıl önce Samsun'a ayak basmasıyla Cumhuriyetin giden yolun birinci adımını atan 9.0rdu Müfettişi ve Çanakkale Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyete giden yolun ikinci adımını 12

Haziran 1919 tarihinde Amasya'da atarak Kurtuluş Mücadelesinin ilk meşalesini yakmıştır. Bu anlamlı günde Cumhuriyete Giden Yol-2/Amasya Genelgesi adlı programı 12 Haziran Atatürk Kültür ve Sanat Haftasında ilimizde düzenlemenin onur ve gururunu yaşamaktayız. Bu vesile ile davetimize icabet ederek bizlere destek veren hepinize gönül dolusu selam ve saygılarımızı sunuyoruz. Amasya Genelgesinin anfam, önem, gerekçe ve sonuçlarının tahlilini değerli akademisyen hocalarımıza bırakarak, Kurtuluş Mücadelesinin başlatıldığı bu şehirde Mustafa Kemal Atatürk'ün Amasya halkı tarafından nasıl bağrına basıldığı konusunda birkaç anıyı nakletmek istiyorum. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları 12 Haziran 1919 da Amasya'nın girişinde culüs tepede şehrin mümtaz heyeti tarafından coşkuyla karşılanmış ve "Merhaba Amasyalılar" diyerek selam veren Mustafa Kemal Paşa'ya, heyetin reisliğini yapan Müftü Hacı Hafız Tevfik Efendi "Paşam, bütün Amasya emrinizdedir... Gazanız mübarek olsun", diyerek daha ilk karşılaşmada paşayla kucaklaşmıştır. Tabii konuşmalar bu kadar kısa değildir. Yine Mustafa Kemal, uzun bir konuşmasının son bölümünde Amasya halkına şöyle hitap etmektedir "Düşmanların Samsun'dan yapacağı bir huruç hareketine karşı ayaklarımıza çarıklarımızı çekerek, vatanı en son kayasına kadar müdafaa edeceğiz. Allah Milletimize mağlubiyeti gösterirse, bütün evlerimizi, mallarımızı ateşe vererek ve vatanı bir harebezara çevirerek boş bir çöl halinde düşmana bırakacağız. Amasyalılar, buna hep beraber yemin edelim" dediğinde salonda bulunan tüm Amasyalılar "Emirlerinizi bekliyoruz Paşam", diyerek tam destek vermişlerdir. Değerli konuklar, işte bu atmosfer içinde 12 Haziran'dan 22 Haziran'a kadar Amasya'ya da şu içinde bulunduğumuz Saraydüzü Kışla Binasında çalışmalarını tamamlayan Mustafa Kemal ve arkadaşları tarihi Amasya Genelgesini yayınlıyordu. "Vatanın tamamı, milletin istiklali tehlikededir. Hükümet merkezi İtilaf Devletlerinin etkisi ve denetimi altında bulunduğundan, sahip olduğu sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum, milletimizi adı var, kendi yok durumuna düşürüyor. Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır", diye başlayan bu genelge ile Kurtuluş Savaşının ilk kıvılcımı yakılmış, Türkiye Cumhuriyetinin temelleri atılmış ve Mili devlet, Milli egemenlik ve Milli irade kavramlarından ilk defa söz edilmeye başlanmıştır. Yine bu genelge ile Kurtuluş Savaşının gerekçesi, milli mücadelenin plan, program ve metodu açıklanmış ve bir heyeti temsiliyenin oluşturularak Türkiye Cumhuriyetinin temelleri atılmıştır. 7500 yıllık tarihi birikim ve on üç medeniyetin izlerini taşıyan ve Cumhuriyet öncesinde de Osmanlı Devleti tahtına devrin en büyük padişahlarını yetiştiren bu müstesna; şehzadeler şehri ve evliyalar diyarı Amasya'nın Cumhuriyete giden yolun temel taşlarını atması bu şehirde yaşayan ecdatlarımızın ne kadar tarihi, kültürel ve yüksek bir ulusal bilincince sahip olduğunu göstermektedir. Bizler Amasya Barosu olarak; Cumhuriyetin kurucu belgesi olan Amasya Tamimi'nin yayınlandığı bu şehrin avukatları olmanın gurur ve övüncü içerisinde bu şehrin kültürel birikimini ve mirasını sonsuza kadar taşıyarak ülkede bir istikrar ve denge unsuru olarak kalmaya devam edeceğiz. Bu konferansın düzenlemesini öneren ve gerçekleştiren ve bizimle işbirliği yaparak her türlü katkıda bulunan Türkiye Barolar Birliği Başkanı sayın Vedat Ahsen Coşar'a ve yönetim Kuruluna, programımızı Atatürk Kültür ve Sanat Haftası kapsamına alarak etkinliklerimizi

Amasya Genelgesinin yayınladığı bu tarihi binada yapılmasını sağlayan Amasya Valisi sayın Abdil Celil Öz'e, bu programın düzenlenmesinde her türlü fedakarlığı yapan Amasya Barosu Yönetim Kuruluna ve emeği geçen herkese huzurunuzda teşekkürlerimi sunuyorum. Ve yine

zamanlarını ayırarak bu konferansa katkıda bulunan değerli öğretim üyelerine teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Bu duygu düşüncelerle konferansın başarılı ve yararlı geçmesini diler, hepinizi içtenlikle selamlıyor ve saygılar sunuyorum.

AHSEN COŞAR “CUMHURİYETİN EN BÜYÜK AŞAMASI AMASYA’DIR”

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Avukat Ahsen Coşar ise, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti Büyük Atatürk’ün önderliğinde verilen bir bağımsızlık ve Kurtuluş Savaşı sonrasında kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna giden ve Samsun’dan başlayıp Ankara’ya kadar uzanan yolda önemli aşamalar vardır. Bu aşamalardan biriside Amasya’dır. Mustafa Kemal 12 Haziran 1919’da Havza’dan Amasya’ya geldiğinde silahlı direnişler de yaygınlaşmıştı. Ancak, direnişlerin bütün yurda yayılması ve dağınık halde bulunan milli güçlerin tek bir çatı altında birleştirilmesi gerekiyordu. bu nedenle Mustafa Kemal, çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırdı. Amasya’ya gelen yakın silah arkadaşları Rauf Bey, Refet Bey ve Ali Fuat Paşa ile milli bir kongrenin toplanması konusunda görüşmelerde bulundu. Daha sonra 21-22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi diye bilinen tarihi belgeyi yayımladı. Amasya Genelgesi’nin esasları şunlardır: Vatanının bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. İstanbul’daki hükümet, işgal devletlerinin baskısı altında bulunduğundan, sorumluluklarını gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizin yok olmuş gibi gösteriyor. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Milletin durumu ve davranışı göz önünde tutmak, haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için, her türlü baskı ve denetimden uzak milli bir kurulun varlığı gereklidir. Anadolu’nun her bakımdan en güvenilir yeri olan Sivas’ta, milli bir kongrenin acilen toplanması kararlaştırılmıştır. Bunun için bütün illerin her sancağından milletin güvenini kazanmış üç delegenin mümkün olan sir’atle yetişmek üzere hemen yola çıkarılması gerekmektedir. Her ihtimale karşı bunun milli bir sır halinde tutulması ve delegelerin gereken yerlerde kimliklerini gizleyerek seyahat etmesi gerekir. Genelgenin önemi: Bu genelge, Türk milletine, bağımsızlığını sağlaması ve milli egemenliği eline alması için yapılmış bir çağrı, bir ihtilal ve bağımsızlık bildirisidir” diye konuştu.

SIRASI İLE SÖZ ALAN KONUŞMACILAR ÖZETLE ŞUNLARI KAYDETTİLER

Türk halkının başlattığı direniş hareketlerinin tek merkezden toplamayı amaçlayan bu genelge Mustafa Kemal ve arkadaşlarınca hazırlanmıştır.

Mustafa Kemal tarafından önceden hazırlanmış metin üzerinde yapılan çalışmalardan sonra Amasya Tamimi kabul edilmiştir. 21-22 Haziran 1919 yılında genelge halini alarak tüm illere duyurulmuştur. Bu tamimin önemli hükümleri şunlardır: Yurdun bütünlüğü, vatanın bağımsızlığı tehlikededir. İstanbul Hükümeti, yenen devletlerin etkisi altında bulunduğundan sorumluluklarını yerine getirememektedir. Bu durum Ulusumuzu yok olmuş tanıttırıyor. Ulusun bağımsızlığını yine Ulusun azmi ve kararı kurtaracaktır. Ulusun durumunu saptamak ve halkın sesini dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden uzak bir ulusal kurulun varlığı şarttır. Bunun için Anadolu’nun en güven verici yeri olan Sivas’ta ulusal bir kongrenin acil olarak toplanması kararlaştırılmıştır. Bu amaçla tüm Osmanlı İllerinin her livasından, parti anlaşmazlıkların göz önünde tutulmadan, yetenekli ve ulusun inancını sağlamış, üç kadar kişinin yola çıkarılması gerekmektedir. Her ihtimale karşı bu ulusal bir sır olarak saklanacak, gerekli görülen yerlerde yolculuk gizli tutulacaktır. Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. Bu illerin Müdafaa-i Hukuk-i Milliye ve Redd-i İlhak derneklerinden seçilen üyeler zaten Erzurum’a doğru yola çıkarılmışlardır. Bunlar uygun görecekleri tarihte, genel toplantıya katılmak üzere Sivas’a hareket edeceklerdir. Temsilciler, Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak dernekleri ve belediyeler tarafından seçilirler. Bu derneklerin verecekleri telgrafların çekilmemesi yasağı reddedilecek, haberleşmenin serbest bırakılması için gösteriler yapılacaktır. Askeri ve ulusal örgütler hiçbir biçimde lağvedilemeyecek, komuta devredilmeyecektir. Komutanlar işgal eylemlerini derhal birliklerine haber verecek, silah cephane ve diğer araçlar hiçbir şekilde elden çıkarılmayacaktır. Tamime, bu kararların uygulanması ile görevlendirilen sivil ve asker kişilerin isimleri de eklenmiştir. Bu tamimin amacı yurdu kurtarmaktır. Bu tamim ulusal egemenliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması yolunda atılan ilk adımdır. İlk kez ulusal egemenlik ilkesinden burada söz edilmiştir. Kurtuluş savaşı için atılmış ilk önemli adım olup, Türk ulusu ilk kez hem anlaşma devletlerine hem de Osmanlı Hükümeti’ne karşı ayaklanmaya davet edilmiştir. Bir “İhtilal Beyannamesi”dir. Türk halkına, ulusal egemenliğe kavuşması için yapılan bir çağrıdır. Türk Ulusuna bu çağrının yapılmasının gerekçesini ve uygulanacak planı açıklamaktadır; Vatan ve ulus tehlikededir. Hükümet bir önlem almamaktadır. Şu halde halk kendisini ve vatanını kurtarmalıdır. Bu amaca ulaşmak için ulusal dernekler ve belediyeler üyeler seçerek kongrelere yollamalıdır. Ulusal iradenin belirleneceği bu toplantılar, yeni bir devletin kurulmakta olduğunu göstermektedir. Çünkü ulusal irade, Padişah iradesinin yerine geçmekte, Padişahın bu tehlike karşısında uyulmasını istediği emirlere karşı çıkmakta, haberleşme yasağına diretilmektedir. Şu halde Amasya Tamimi, hem ihtilalin neden programını, hem de ihtilalin başladığını gösteren bir bilgi niteliğindedir. Artık yüz yıllardır Türk ulusunun hükmetmiş olan padişah iradesine karşı ayaklanma başlamıştır. Nitekim tamimle birlikte İstanbul’a yollanan mektuplarda, artık İstanbul’un Anadolu’ya egemen değil, bağımlı olmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Türk ulusu işgale tepki göstermeden katlanmak yerine, bağımsız yaşamayı seçmiştir. Bu savaş hem

emirlerine karşı çıkılan Padişaha, hem de düşman askerlerine karşı verilecektir. Ordunun Amasya’da alınan kararların uygulanması ile görevlendirilmesiyle ordu da ihtilalin içinde yer almıştır. Mustafa Kemal’in bu faaliyetleri İngiltere’nin baskısının artmasına yol açmıştır.

İngilizlerin baskısı sonucu, dahiliye nazırı (içişleri bakanı) Ali Kemal, 23 Haziran tarihli bir yazıyla Mustafa Kemal’in 9. ordu müfettişliğinden alındığını, kendisiyle hiçbir ilişkiye girilmemesini sözünün dinlenmemesini bütün ülkeye duyuruyordu. Bununla da yetinmeyerek, Elazığ Valisi olarak Anadolu’ya Ali Galip adlı bir Kurmay Albay gönderiyordu. Mustafa Kemal 8-9 Temmuz 1919’da askerlik mesleğinden ayrıldığını İstanbul’a bildirmiştir. Mustafa Kemal daha sonra da Erzurum’a hareket etmiştir.

AMASYA PROTOKOLLERİ

Kemal Atatürk, Nutuk’ta “Amasya Görüşmeleri” hakkında ve bu görüşmelerde Salih Paşa ile Heyet-i Temsiliye adına imzalanan protokoller hakkında ayrıntılı bilgiler vermektedir.

“Efendiler, hatırlayacaksınız, Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Amasya’da buluşmak kararlaştırılmıştı. Nazır Paşa ile hükümetin dış siyaseti, iç yönetimi ve ordunun geleceği ile ilgili konular üzerinde görüşme olasılığı vardı. Bunun için, daha önce kolordu komutanlarının düşünce ve görüşlerini bilmek bence pek yararlı olacaktı.

14 Ekim 1919 günlü şifre telimde, kolordu komutanlarının bu üç nokta ile ilgili görüşlerini rica ettim. Komutanların raporlarını belgeler arasında okursunuz.

Salih Paşa, 15 Ekimde İstanbul’dan yola çıktı. Biz de 16 Ekimde Sivas’tan yola çıktık. 18 Ekimde Amasya’da bulunduk. Salih Paşaya, uğrayacağı iskelelerde milli teşkilatlarca parlak karşılama törenleri yapılması ve bizim adımıza “ Hoş geldiniz” denilmesi için yönerge verilmişti.

Biz de, Amasya’da, pek büyük gösterilerle kendisini karşıladık. Salih Paşa ile Amasya’da 20 Ekimde başlayan görüşmelerimiz, 22 Ekimde sona erdi. Üç gün süren görüşmeler sonunda ikişer sayı olmak üzere beş tane protokol düzenlendi. Bu beş protokolden üçünü, Salih Paşa’da kalanları biz, bizde kalanları Salih Paşa imzaladık. İki tane protokol, gizli sayılarak imza edilmedi.

Amasya buluşması sonucu olan kararlar, kolordulara da bildirildi.

Efendiler, sıra gelmişken bir noktayı belirtmek isterim. Biz milli teşkilatların ve Heyeti Temsiliye’nin İstanbul Hükümetince resmi olarak tanınmış bir siyasal varlık olduğunu; görüşmelerimizin resmi olduğunu ve sonuçlarına göre iş görmek gerektiğinin taraflarca kabul edilmiş bulunduğunu açıkça ortaya koydurmak istiyorduk.

Bunun, için, görüşme sonuçları ile ilgili tutanakların protokol olduğunu kabul ettirmek ve İstanbul Hükümetinin delegesi olan Bahriye Nazırına imzalatmak önemli idi.

21 Ekim 1919 günlü protokole yazılanların, denilebilir ki, hemen hepsi Salih Paşa’nın önerileri olup kabulünde sakınca görülmeyen birtakım maddelerdi.”

İkinci Protokol, 22 Ekim 1919 günlü ikinci protokol, uzun süren bir görüşme ve tartışmanın tutanak özetidir.

Bu görüşmede, tarafların halifelik ve padişahlık konusunda karşılıklı güvenceleri ile ilgili ayrıntıları gösteren bir başlangıçtan sonra, Sivas Kongresi’nin 11 Eylül 1919 günlü bildirisindeki maddelerin görüşülmesine başlandı: 1- Bildirinin birinci maddesinde tasarlanıp kabul edilen sınırın, en az bir istek olmak üzere, elde edilmesi gerektiği, birlikte kabul olundu.

Kürtlerin bağımsızlığını gerçekleştirme amacını güder gibi görünerek yapılmakta olan karıştırıcılığın önüne geçmek uygun görüldü. Şimdi yabancıların işgalinde bulunan bölgelerden, Kilikya’yı, Arabistan ile Türkiye arasında bir tampon devlet meydana getirmek için anayurttan ayırmak istendiği söz konusu edildi. Anadolu'nun en koyu Türk ortamı ve en verimli, zengin bir bölgesi olan bu toprakların hiçbir yolla ayrılmasının kabul edilmeyeceği; Aydın İlinin de aynı kesinlikle ve yeğlikle yurdun bölünmez parçalarından olduğu ilkesi genel olarak kabul edildi.

Trakya sorununa gelince: burada da, sözde bir bağımsız hükümet ve gerçekte bir sömürge kurmak ve böylelikle Doğu Trakya’dan da Midye-Enez çizgisine kadar olan bölgeyi bizden ayırmak amacı güdülebileceği düşünüldü. Fakat, Edirne'yi ve Meriç sınırını bir bağımsız İslâm Hükümetine katılmak için bile olsa, hiçbir şekilde bırakmamak ilkesi, ortaklaşa uydun görüldü. Bununla birlikte, bütün bu maddede söz konusu edilen şeyler üzerinde yasama kurulunun vereceği en son karara elbette uyulacaktı, dendi.

2- Bildirinin dördüncü maddesinde Müslüman olmayan halka, siyasal egemenliğimizi ve toplumsal dengemizi bozacak nitelikte ayrıcalıklar verilmesinin kabul edilemeyeceğini belirten fıkra, önemle görüşüldü. Bu kaydın, bağımsızlığımızı gerçekten sağlamak için, elde edilmesi zorunlu bir istek niteliğinde sayılması ve bundan yapılacak en ufak bir fedakârlığın bağımsızlığımızı kökten sarsacağı ortaya konuldu. Bu dördüncü maddede söz konusu olan, Hıristiyan halka çok ayrıcalıklar vermemek ilkesi, gerçekleştirmemiz gerekli bir amaç olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte, gerek bu konuda, gerekse yaşama hakkımızın savunulması yolundaki başka isteklerimizle ilgili konularda –birinci maddenin sonunda olduğu gibi burada da –Meclisi Milli’nin görüşüne ve kararına uyulacağı kaydı konuldu.

3- Bildirinin yedinci maddesine göre bağımsızlığımız tam korunmak koşuluyla, teknik, sınai ve ekonomi ihtiyaçlarımızın nasıl sağlanacağı konusu tartışıldı. Ülkemize pek çok sermaye dökecek bir devlet bulunursa bunun maliye işlerimiz üzerinde isteyebileceği denetleme hakkının kapsamı kestirilemeyeceğinden, bu konunun bağımsızlığımızı ve gerçek ulusal çıkarlarımızı zarara uğratmayacak biçimde, uzmanlarca esaslı bir şekilde düşünülerek sınırlanması ve belirtilmesinden sonra Meclisi Milli’ce uygun görülecek şeklin kabulü görüşüldü.

4- 11 Eylül 1919 tarihli Sivas Kongresi kararlarının diğer maddeleri de Meclis-i Mebusan'ın kabulüne sunulmak koşuluyla genel olarak uygun görüldü.

5- Bundan sonra, Sivas Kongresi'nin 4 Eylül 1919 tarihli kararlarının örgütler bölümü ile ilgili on birinci maddesinde yer alan "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti"nin durumu ve bundan sonraki çalışma biçimi ve alanı söz konusu oldu.

Bu maddede, milli iradeyi egemen kılacak olan Meclisi Milli’nin yasama ve denetleme haklarına güven ve serbestlikle sahip olduktan ve bu güven Meclisi Milli’ce belirtildikten sonra, cemiyetin ne olacağının kongre kararıyla belli edileceği açıklanmıştır. Burada söz konusu olan kongrenin şimdiye kadar yapılmış olan Erzurum ve Sivas Kongreleri gibi dışarıda ayrı bir kongre halinde olması koşuluna bağlı değildir, denildi.

Cemiyetin programını kabul eden milletvekilleri, cemiyetin tüzüğünde açıklanmış olan delegeler gibi sayılarak yapacakları özel toplantı, kongre yerine geçebilir. Bundan sonra, Meclisi Milli’nin İstanbul’da tam güvenlik içinde, serbest olarak görev yapabilmesi gerekir, dendi. Bunun, şimdiki koşullara göre ne ölçü de sağlanabileceği düşünüldü. İstanbul’un yabancılar elinde bulunması dolayısıyla, milletvekillerinin yasama görevlerini gereği gibi yapmalarına durumun pek elverişli olamayacağı düşüncesi belirdi. Yetmiş Savaşında Fıransızların Bordo’da (Bordeaux) ve yakın zamanlarda Almanların Vaymar’da (Weimar) yaptıkları gibi barışın yapılmasına kadar geçici olarak Meclisi Milli’nin Anadolu'’a İstanbul

Hükümeti’nin uygun göreceği güvenilir bir yerde toplanması uygun görüldü.

Meclisi Milli’nin toplanmasından sonra güvenlik ve dokunulmazlık derecesi belli olacağından tam güven görülürse Cemiyet Heyeti Temsiliyesi’nin dağıtılarak teşkilatlarının çalışma amaçlarını, kongre yerine geçecek olan özel bir toplantıda kararlaştırılacağı belirtildi.

Milletvekillerinin seçiminde tam serbestlik bulunması gerektiği hükümetçe buyurulmuş olduğundan, seçimler yapılırken Cemiyet Heyeti Temsiliyesi’nce karışılmamakta olduğu bildirildi. Milletvekilleri arasında İttihat ve Terakki üyesi ve orduda kötülüğü görülmüş kimseler bulunursa, bunların milletvekilli seçilmesine meydan vermemek için, Heyeti Temsiliye’ce uyarma yollu, uygun biçimde bazı örgütlemelerde bulunulmasının yerinde olacağı da düşünüldü. Heyeti Temsiliye’nin bu konuda nasıl aracılık yapacağı da ayrıca bir formül halinde üçüncü bir protokol düzenlendi.

Birinci ve üçüncü protokoller Salih Paşa’nın önerileri olup hayata geçirilmemiştir. Ayrıca, gizli sayılıp imzalanmayan 4. ve 5. protokol bulunmaktadır.



Yorumlar


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
Atilla KIRBAŞ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Yaşlılar İçin “Aktif Yaşam Merkezi”..  
  Kitap Hediye Etti..  
  Yeni Kütüphane Projesine İlişkin Değerlendirm..  
  Devletimiz Her Zaman Sizlerin Yanındadır..  
  Türkiye Gelişim Ajansıyla Uyum İçerisinde Çal..  
  Burdur Belediye Başkanlığı..  
  Şırnak Belediye Başkanlığı..  
  Kafkas Üniversitesi Rektörlüğü..  
  Çok Çalışıp, Başaracağız..  
  ATSO Başkanı Kırlangıç Sorunları Masaya Yatır..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Ünv. Eğitim Arş. Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.