21 Ekim 2018 - Pazar / 21:43
Yeşilırmak Gazetesi
 
 

Eğitim Sen Şube Başkanı Koca: 5 Haziran Çarşamba günü hizmet üretmeyeceğiz

Eğitim Sen Amasya Şube Başkanı Cumhur Koca Yaviz Selim Meydanında yaptığı basın toplantısında şu açıklamalarda bulundu; Bilindiği üzere KESK olarak in..
Bu haber 5 yıl önce eklenmiş

Eğitim Sen Amasya Şube Başkanı Cumhur Koca Yaviz Selim Meydanında yaptığı basın toplantısında şu açıklamalarda bulundu; Bilindiği üzere KESK olarak insanca yaşam, güvenceli iş ve ücret talebi ile 5 Haziran'da uyarı grevi gerçekleştireceğimizi kamuoyuna ilan etmiş bulunuyoruz. Bizi greve götüren koşulları kamuoyu ile paylaşırken amacımızın sadece 1 5 Mayıs'ta TBMM'ye sevk edilen "hükümet memurluğu" torba yasa tasarısının geri çekilmesi olmadığını, kamu emekçilerini güvencesiz bir çalışma yaşamına sürükleyen düzenlemeleri adım adım hayata geçirenlere karşı güçlü bir cevap vermek olduğunun altını özellikle çizdik. Ancak grev kararımızı açıklamamızın hemen ardından durumun ciddiyetini hala görmek istemeyen bazı çevreler kamu emekçilerinin kafasını karıştıran bir söylemle adeta grev kırıcılığına soyunmuştur.

İktidarın aylardır ısrarla gündeme getirdiği; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda kapsamlı değişiklikler çerçevesinde kamuda istihdam biçimlerinin yeniden düzenlenmesi, rotasyon, performansa göre ücret, disiplin cezalarının yeniden düzenlenmesi gibi konuların Meclise sevk edilen torba yasa tasarısında şimdilik yer almamasından yola çıkan malum çevreler grevi gerektiren koşulların olmadığını iddia etmektedir.

Kamu emekçilerinin iradesinin açığa çıkmasından korkanların başında emek karşıtı yüzüne, grev kırıcılığında ne kadar "ustalaştığına" son olarak ÇAYKUR ve Hava -İş grevlerinde bir kez daha tanık olduğumuz AKP'nin gelmesi elbette ki şaşırtıcı değildir. 5 Haziran'da yapacağımız uyarı grevinin altını boşaltmak, etkisini zayıflatmak iktidarın emek düşmanlığı politikasındaki tutarlılığının doğal sonucudur. Diğer taraftan sadece AKP iktidarı değil, kamu emekçilerinin hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmekle görevli olduğunu iddia eden ancak yaşanan her gelişmede yandaşlığını yeniden tescillemekten öteye gitmeyen kimi sendikamsı yapılar da işyerlerinde yaptıkları anti propaganda ile grev kırıcılığına soyunmuştur. Daha dün, greve katıldığı için aynı işyerinde birlikte çalıştığı arkadaşı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacak kadar "sendikacılık" yapanlar bugün grev aleyhtarlığında hamileri ile el ele vermiştir.

Daha önce de defalarca ifade ettik, bir kez daha vurgulamakta fayda görüyoruz. Yazıldığı gibi okunan 'güvence' kavramı bir insanın geleceğe güvenle bakmasını sağlayan tüm unsurları barındırır. Bir çalışanın geleceğe güvenle bakabilmesi ancak işinin, gelirinin, sosyal güvenliğinin, sendikal hak ve özgürlüklerinin garanti altı altına alınması ile mümkündür. Tüm çalışanlar gibi kamu emekçileri de geleceğe ilişkin beklentilerini koruyabildikleri ölçüde kendisini ve ailesini güvende hissedebilir. Oysa ülkemizin kamu emekçileri istikrarsızlıkla kol kola giren güvencesizliği her geçen gün biraz daha fazla hissetmektedir. Yıllardır hayata geçirilen yasalarla, kanun hükmünde kararnamelerle, fiili uygulamalarla kamu emekçilerinin iş güvencesi alabildiğine sınırlanmıştır.

Bugün aynı kurumda, aynı veya benzer işi yapan kamu emekçileri ücret ye sosyal haklar başta olmak üzere pek çok konuda ayrı düzenlemelere, yasalara tabi haie getirilmiştir. Diğer grupiara göre göreceii oiarak daha avantajı gözüken 4/A'lılar da dâhil olmak üzere, istihdam biçimi ne olursa olsun tüm kamu emekçileri taşeron, esnek, performansa dayalı, güvencesiz ve kuralsız bir çalışmanın ucuz işgücü haline dönüştürülmek istenmektedir. Kamu emekçilerinin kazanılmış haklarını, maaşlarını, ücretlerini maliyet olarak gösterenler farklı farklı istihdam yapıları ile onları bölmek için elinden geleni yapmaya devam etmektedir.

Bugüne kadar iktidara gelenler kamu hizmetlerinin adım adım ticarileştirilmesi süreci çalışanların güvencesizleştirilmesi ile paralel olarak hayata geçirilmiştir. 10 yılı aşan Bu iktidarında kamunun toptan tasfiye edilmesi sürecine hız verilmiştir. Kamu hizmetlerinin piyasaya açılma süreci hızlandırılmış, özelleştirme ve taşeronlaştırma katlanarak artmıştır. Asgari ücrete mahkûm edilen taşeron firma çalışanı yüz binlerce insan hastanelerden okullara kadar birçok kamu kurumuna kadar yayılmıştır. Kamuda taşeron firma bünyesinde çalıştırılanların sayısı 2002 yılında 15 bin civarında iken bugün belediyelerdekilerle birlikte bu sayı 1 milyonu çoktan aşmıştır. Halktan alınan vergilerle kurulan kamu kuruluşları, KİT'ler birkaç yıllık karı karşılığında hatta çoğu kez arsa bedelinin bile altında belirlenen rakamlarla bir avuç sermayedara, yandaşa peşkeş çekilmiştir. Son olarak Demiryollarının serbestleştirilmesi ve PTT A.Ş. yasaları sermayenin karı için her yolu mubah görenlerin kamu yararını yok sayan yüzlerini tüm çıplaklığı ile ortaya koymuştur. Emeğin, emekçilerin aleyhine yaşanan tüm bu gelişmeler bile aslında başlı başına grev sebebidir.

Emekçilerin içinde bulunduğu bu kara tablonun her geçen gün daha da karanlık hale getirilmesini görmeyen, bilinçli ya da bilinçsiz grev aleyhtarlığı yapanlara hiç değilse son birkaç hafta içinde yaşanan gelişmelere göz atmalarını öneriyoruz. Evet,15 Mayıs'ta TBMM'ye sevk edilen torba yasa tasarısında sürgün-rotasyon şimdilik yok. Ama söz konusu torba yasa tasarısından hemen iki gün sonra, 17 Mayıs 2013 tarihinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından yayınlanan Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin tam bir sürgün yönetmeliği olmadığını kim iddia edebilir? Sosyal hizmetlerde büyüyen personel açığını yeni kadro ihdas ederek gidermek yerine mevcut personeli daha fazla çalıştırmayı ve istekleri dışında adeta sürgün ederek sosyal hizmet vermeyi dayatan bu yönetmelikte zorunlu çalışma süreleri 1. bölgede 7 yıl, 4. bölgede 3 yıl olarak öngörülmektedir. Hiçbir kanunda bu kadar uzun süreli zorunlu çalışma olmamasına rağmen çıkarılan bu yönetmelik bu iktidarının hak, hukuk tanımazlığını yeterince göstermiyor mu? Gözaltına alınan, görevden uzaklaştırılan, tutuklanan kişilerin aynı görev yet/ferinde kalmalarının önüne geçerek başka yerlere sürgün edilmelerinin yönetmelik maddesi haline getirildiği koşullarda bırakın iş güvencesini, sendikal hakların da hedef alınmadığını iddia etmek mümkün müdür?

Basına yansıyan haberlere göre 15 Mayıs'ta meclise sevk edilen torba yasa tasarısı ile birlikte kimin nerede, hangi bakanlıkta üst düzey yönetici kadrolarına getirileceği daha bugünden tartışılmaya başlanmıştır. Bilindiği üzere tüzüğüne göre aralarında partinin kurmaylarının da olduğu 73 kişi 3 dönemdir üst üste milletvekili olduğu için önümüzdeki seçimde adaya olamayacaktır. Ancak torba yasa tasarısı ile bu 73 milletvekilinin geleceği de garanti altına alınmakta, kimisine Dışişleri kimisine Adalet Bakanlığında makam hazırlanmaktadır.

Öte yandan bu ülkede yaşayan herkes meclise sevk edilen yasa tasarılarının, tekliflerinin içeriğinin komisyonlarda, genel kurulda verilen önergelerle nasıl değiştirildiğini, tanınmaz hale getirildiğine defalarca tanık olmuştur. Vatandaşlara yazılan ilaç reçetesinden "katkı payı" adı altında ücret alınmasını düzenleyen yasa tasarısına son anda eklenen madde ile milletvekili emeklilik maaşlarının %100'e varan oranda artırılması bu durumun en tipik örneğidir. Daha geçtiğimiz yıl 4+4+4 olarak bilinen kesintili eğitim yasa tasarısı TBMM'ye sevk edildikten sonra komisyonlarda, genel kurulda yapılan eklemlerle esaslı bir şekilde değiştirilmiştir.

Yine geçtiğimiz yıl, tam da toplu sözleşme süreci arabuluculuk aşamasında iken bir iktidar milletvekilinin verdiği yasa teklifi ile havacılık iş kolunda grevin yasaklanması hafızlardaki tazeliğini korumaktadır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda meclise sevk edilen hükümet memurluğu torba yasa tasarısına yeni düzenlemelerin eklenmeyeceğini hiç kimse garanti edemez.

Tekrar ediyoruz. Bugün mecliste olan torba yasa tasarısının şu anki içeriğine bakıp "iş güvencesini tehdit eden gelişme yok" diyerek küçümsemek büyük bir hatadır. Bu nedenle "greve gerek yok" diyenleri bir kez daha uyarmayı görev biliyoruz. Bilinmelidir ki, iktidarı tarafından "iş güvencenizi bir kalemde ortadan kaldıracağız" yönünde bir açıklama hiçbir zaman yapılmadı, bundan sonra da yapılmayacaktır. Takiyeciiiğin ustalaşan mimarı, dün kara dediğine bugün ak diyen bir iktidardan açık sözlü olmasını beklemek için iyi niyetten çok daha fazlasına ihtiyaç vardır.

Dönüp geçmişe bakıldığında "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" vecizesini doğrulayan onlarca örnekle karşılaşılacaktır. Aynasından bugüne kadar emekçilerin lehine hiçbir şey yansımamıştır. Kaşıkla verilenler ise hep kepçeyle geri alınmıştır. 2,5 milyonu aşkın kamu emekçisini doğrudan karşısına almak yerine kavisli yollardan gitmeyi, iş güvencemizi sınırlayan düzenlemeleri adım adım hayata geçirmeyi tercih etmiştir. Çok değil, daha iki yıl önce, yine bir torbanın içine konulan onlarca düzenlemeyi içeren 6111 sayılı yasa ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda kapsamlı değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu torba yasa ile esnek, performansa dayalı çalışmanın önünü açan, kamu emekçilerinin memuriyetten çıkarılmasını kolaylaştıran hükümler 657 sayılı DMK'ya eklenmiştir.

KESK olarak, bugün mecliste olan, özel sektörden kamuya üst düzey yönetici atanabilmesinin kapılarının ardına kadar açmak için liyakat ve kariyer ilkesini tamamen ortadan kaldırılmayı hedefleyen torba yasa tasarısının da bu bağlamda ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.

Ehliyetsiz, vasıfsız ama sadece yandaş olduğu için özel sektörden kamuya üst düzey yöneticiliğe atanmanın önünü açan yasa tasarısı öncelikle bu görevleri yerine getirecek niteliklere sahip, yıllardır kamuda hizmet edenlere hakarettir. Yandaş-Tüccar-CEO  takımının  açıktan  atamayla   müdür,   genel   müdür, müsteşar makamlarına taşındığı bir kamu yapılanması dolaylı değil, doğrudan kamu emekçilerinin iş güvencesini hedef almaktadır.

Kamu emekçilerinin iş güvencesinin adım adım yok edilmek istendiği bu süreçte tüm sendikalara, konfederasyonlara önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Mecliste olan "hükümet memurluğu" torba yasa tasarısının içeriği hakkında hamileri ile üç aşağı beş yukarı aynı noktada buluşanların bu sorumluluğu yerine getirmeye hiç de hevesli olmadığını biliyoruz. 'Kendine Müslüman' olanların yaşanan bu adaietsiziik karşısında sessizliğe bürünmeleri şaşırtıcı değildir.

Ancak biz yine de her fırsatta kamu emekçilerinin iş güvencesinin "kırmızı çizgileri" olduğunu açıklayan tüm sendikalara, konfederasyonlara dostça bir tavsiyede bulunmayı görev biliyoruz. Kamu emekçilerinin iş güvencesinin adım adım yok edildiği bu süreçte ya göründüğüz gibi olun ya da olduğunuz gibi görünün.

KESK olarak 5 Haziran'da hayata geçireceğimiz uyarı grevinin tek talebinin TBMM'ye sevk edilen torba yasa tarsısının geri çekilmesi olmadığını bir kez daha vurguluyoruz. Bu torbanın içine eklenme ihtimali hiç de uzak olmayan, iş ve ücret güvencemizi hedef alan tüm saldırılara karşı 5 Haziran Çarşamba günü hizmet üretmeyeceğiz. Tüm kamu emekçilerini iş ve ücret güvencesine sahip çıkmak, emek karşıtlarına güçlü bir cevap vermek için bir kez daha 5 Haziran grevine katılmaya çağırıyoruz.



Yorumlar


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
Atilla KIRBAŞ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Amasya’da Muhtarlar Günü kutlandı..  
  Jandarma vatandaşın emniyet ve güvenliği için..  
  Özdemir: Muhtarlık toplumsal hayatımızın yapı..  
  Amasya’da deprem..  
  Genç Kızılay “Umut Işığı” projesini hayata ge..  
  İŞKUR istihdam alanında bir dizi projeyi haya..  
  Muhtarlardan Vali Varol’a ziyaret..  
  Köy ziyaretleri devam ediyor..  
  Orgeneral Çetin’den şehit ailesine taziye mek..  
  Amasya'da ORKÖY 105 aileye kredi desteği verd..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.