24 Eylül 2017 - Pazar / 08:10
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
İsa ÇOLAKER İsa ÇOLAKER
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

BÂKÎ KALAN BU KUBBEDE BİR HOŞ SADÂ İMİŞ

                Klasik şiirimizin imkanları ve o günkü sosyal yaşam , günümüzden oldukça farklı ve değişik olduğu için , şiirimizin evrimi de değişik olmuştur . Yaşayan şairlerden dünün şiir edasını beklemek ne kadar yanlışsa , dünün şiirinin imkan ve muhtevasını , günümüz şairlerinden beklemek de o kadar yanlıştır . Çünkü yeni şiirin inşa alanı dün gibi değildir ve olamaz da .Her taş yerinde ağırdır kuralı gereği , ben divan şiirimizi ya da Klasik Türk şiirimizi ayrı bir yere koyuyorum . Bu şiiri ve şairlerini de çok seviyorum . Günümüz şiir ustalarının , eski şiirin imkan ve malzemelerinden yararlanmaları da çok doğal . Çünkü eski şiirimiz tam  bir soyut şiir madenigibi . İnsanın soyut ve mana anlatımı eski şiirde daha bir başka . Çünkü o şiir tam bir İslâmî literatüre oturur . Günümüz İslamcı şairleri bile , o anlayışa ve imkana sahip değildir ! Çok sevdiğim eski şiirlerden bir demet yaparak , onları yorumlamaya ve anlamaya çalışalım . Dolayısıyla okuyucuyu da o münbit şiir alemiyle buluşturmuş oluruz .

                Divan şiiri okumalarını çok özenli yapan biri olarak , seçtiğim şiirler tamamen bana özel ve tekil beğeniye dayalı metinler olacaktır . Yani seçili şiirler , benim zevk dünyama has ve kendime yakın bulduğum metinlerdir . Birinci şiirimiz , şair Ulvî ‘ nindir : “Arz-ı hâl etmeğe cânâ seni tenha bulamam / Seni tenha bulıcak kendimi asla bulamam .” Sevgiliyi dertleşmek için arayan şair , onu bir türlü yalnız bulamaz . Bulduğunda da sevgiliye kavuşamaz . Çünkü vuslat aşkta ayrılık işaretidir . Kavuşma asla iyi değildir . İnsanın Allahı arayışı ve kavrayışıyla , sevgiliyi araması arasında ilişki vardır . Tasavvuf bu arayışın adıdır da . Sevgiliyi tenhada arayan âşıkla , Allahı bir başına arayan sufi arasında ilişki vardır ! Sevenle sevilenin bir arada olması başlı başına bir ayrılık halidir zaten . İnsanın dünyadaki arayışı ve ahiret yurduna yatırım yapması gibi . “ Kavuşmak yok ki cihanda ayrılık olsun “diyen Özdemir Asaf ; belki de beytimizi şerh etmiş , ne bilelim ?

                Klasik şiirimizin dünyaya bakışı ve onu algılayışı bugünün insanından oldukça farklıydı . Belki de bu farklılık mana zenginliğimizdir . Çünkü şiirin değişen mana arkaplanı , yeni şiirin kapılarını başka ufuklara ve unsurlara yöneltmiş ama , eski şiirin alem tasavvuru da yeniyi etkilemeye devam etmiştir. Yahya Kemal şiirinde ve poetikasında olduğu gibi . Divan şairinin dünya tasarımı tamamen ahirete matuftur . Yenişehirli Avni ‘ nin çok sevdiğim dizeleri , makama ve mevkiye tapanlara iyi bir eleştiridir:” Sanman ki taleb-i devlet ü câh etmeye geldik / Biz aleme bir yar için âh etmeye geldik.” Sanmayın ki biz dünyaya mutluluk ve makam için geldik heyhat , biz dünyaya sevgili için âh etmeye ve çile çekmeye geldik diyor . Ne güzel bir medeniyet ve dünya algısı . Allah için (sevgili ) çileye talip olmak . Sevdiği uğruna çile çekmeyen âşık , nasıl mutlu olur . Aşk emek ister . Yenişehirli Avni de aşkın ucuz olmadığını , makama ve mülke de değişilemeyeceğini anlatmaya çalışıyor . Makam ve mevki için, dünya nimetlerine teslim olamayan bir âşık . Şiirin bir başka yorumu da , Terzi Dede adlı sûfîden: “Mutluluğun reçetesi , dünya için Allahı sevmemektir .”

                Dünyaya bakış açısı politik olan divan şiiri ve şairleri de oldukça fazladır . Klasik şiir de sosyal yaşam yoktur diyenlere kapak olacak bir beyitte sıra . Divan şairi sosyal  yaşamın nasıl dışında olur ? Hepsi de iyi ve okumuş çevrelerde yetişmiş şairler değildir . Bazı divan şairleri İstanbul ‘ un ya da bulundukları Osmanlı kentinin varoşlarında yetişmişlerdir . Bunu düz bir mantıkla değil , okuma ve tespitlerime dayanarak söylüyorum . Onlar sadece Nişantaşı sanatçıları değillerdi ! Bugünküler gibi , devlet parası yiyip devlete söven bir sanat damarları da yoktu . Sadece hakkı tutan ve eğlenceci olmayan adamlardı .Ruşenî ‘ nin dizeleri bugün bile politik dili olan mısralardır . Kimse kelimesiyle oynayan ve kelimenin tekrarıyla anlam oyunları yapan şair ;  hiç kimse sahibiniz olmasa bile , bize Allah yeter diyor : “Kimsesiz hiç kimse yok var herkesin bir kimsesi / Kimsesiz kaldım yetiş ey Kimsesizler Kimsesi “  Kimsesizlerin kimsesi olan Allah ‘ tır . Nida sanatıyla Allaha seslenen ozan , ancak ona güvenin demektedir . Herkesin bir kimsesi olması ne güzel ! Pratikte bu da olmasa da , bize Allah yeter diyor . Günlük yaşamda da öyle değil mi ? Kula kul değil , Allaha kul olma meselesi . Onur da budur . Demek ki divan şairi çevrenin dışında ve meselelerin kenarında durmuyormuş !

                Sorunları ve aşk çilesi çekenleri en iyi tanımlayan bir divan beytiyle devam edelim . Şair sanki çağdaş insanı ve onun stresli yaşamını resmetmiş . Derdi en iyi çeken bilir . Günümüz insanı kalabalıklar içinde sosyal yalnızlık çekiyor . Hüzünlü ve gamlı insanlar toplumda sorun yumağı gibi görülür ama , hüzünlü insan sorun çözen insandır . Onun dinlenilmeye ve anlaşılmaya ihtiyacı vardır . Sanatçı da biraz böyledir . Anlaşmazlık da bir anlaşılmadır diyerek dizemize bakalım : “Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir, / Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat.” En uzun gecenin hangisi olduğunu vakit ve yıldız ilimleriyle uğraşanlar ne bilsin. Sen gecelerin kaç saat olduğunu , aşk yüzünden  gama tutulmuşlara sor diyen Sabit , ne güzel söylemiş . Aşkı en iyi yaşayanlar bilir . Onun çilesini çekenler de , en iyi aşk erbabıdır . Yoksa astroloji uzmanları ve gökbilimciler aşkın kimyasını ne bilsin ? Yanlış mı? Şarkıdaki  gibi her şey yalan , aşk gerçekmiş ! Çünkü aşk tanımlanamaz bir hâldir .

                Yazımızı klasik şiirimizin ustalarından birinin mısralarıyla bitirelim . Fuzulî der ki : “Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge / Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı” Muhabbetle ve aşkla kalınız.

Günün şiiri : “Gitdin ammâ ki kodun hasret ile cânı bile / İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile “

 (Neşâtî)

Amasyamızın sevilen simalarından,öğretmen arkadaşım Mustafa Çolak Hocama Allahtan rahmet,sevenlerine başsağlığı dilerim.



Bu yazı 2 yıl önce yazılmış

Yorum Yaz


İsa ÇOLAKER Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Vali Varol, Suluova Et Entegre Tesislerinde i..  
  Ahilik Haftası kapsamında İlçe Esnaflarına zi..  
  Maaşları Türkiye Kamu-Sen yükseltti, Memur-Se..  
  Sanayi sitesi esnaflarına Ahilik Haftası ziya..  
  MEB, üç bilinmeyenli denklemle karşı karşıya..  
  Yol yapım ve asfaltlama tüm hızıyla sürüyor..  
  Belediye Başkanı Özdemir’e ilköğretim haftası..  
  19 Eylül Gaziler Günü törenle kutlandı..  
  Amasya protokolü ve gaziler kahvaltıda bir ar..  
  Gaziler, destansı tarihimizin yaşayan abidele..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.