24 Kasım 2017 - Cuma / 15:44
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Zekai GÖRGÜLÜ Zekai GÖRGÜLÜ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

MARİFET PERDEYİ DEĞİL PERDELEYENİ GÖRMEK

21/08/2015
 

Aptalca bir savaşa kurban giden, şehit edilen o "güzel çocukların" askere uğurlandıkları tek katlı dam evlerinin görüntüleri vardı ekranlarda, gazetelerde, sosyal paylaşım ağlarında.

Tek katlı yoksul damlar. 

tuğladan... biriketten... sıvasız evler.

İç burkan hikâyeler her birinde.

***

Yüreklere düşen kor, anneyi-babayı "dilsiz" bırakıyor.

Ne söylese o anne-babanın duyduğu acıya tam karşılık gelebilir ki...

hangi kelimeler? hangi cümleler? ağıtlar!..

Hangi çığlık, yitip giden evlatlar için hissedilenlerin tam karşılığı olabilir?

Hangisi soğutur yanan yürekleri?

Kelimeler kifayetsiz... Cümleler ve tüm ağıtlar da...

***

İşte o yetersizliğin tam karşılığı "kendinden" geçiştir.

kendini "kaybediş." yani baygınlık... yani sessizlik... yani kendini ifade edemeyişin adı.

kendine yetmeyişin... yetemeyişin... 

Ama sadece anne-babalar için. Her hâlukârda anne-babalar için.

Kardeşler için de hatta.

Hep "sessiz"ler. Vakar içinde... "Vakarın gerektirdiği" sessizlik içinde...

***
Ya slogan atanlar şehit tabutlarının etrafında... arkasında... 

Esas iç burkan da "halk çocuklarının" şehitliği üzerinden pazarlanan utanç verici "iç siyaset çıkarcılığıdır."

Yayınlanan o görüntülerin altına dizilmiş kelimelerden mürekkep cümleler, şehidin acısına dokunmuyor. değmiyor o acıya.

Acının "gerçek" sahipleri "dilsizleşiverirken," çevresindekiler slogan atmadalar!..

Siyasi rakiplerine kinlerini sanki bu şehit cenazeleri üzerinden servis ediyorlar.

***
PKK'nın alçakça, onursuzca şehit ettiği bu gençler üzerinden bir iç siyaset "hesaplaşması" yaşıyoruz adeta.

Derdimiz PKK ile değil de, içerde birbirimizle sanki. Politik rakiplerimizle!

PKK şehit ediyor, iç siyaset bunun üzerinden PKK ile değil, birbiriyle savaşıyor!..

Bir şehit haberi mi geldi? Hedef tahtasında cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanının hedefinde de muhalefet!

PKK karşısında "birleşecek" olanlar, "birleşmesi" gerekenler, "körleşmiş" bir şekilde birbirine saldırıyor. 

Düşmana değil, siyasi hasmımıza, rakibimize saldırmaya teşne bir haldeyiz... 

Gördünüz mü "domino etkisini..."

PKK vuruyor, sonra seyrediyor. Hayır seyretmiyor. 

Tekrar vuruyor. 

Türkiye'deki krizi derinleştiriyor.

İç siyaset, PKK'nın yarattığı toz-duman içinde bir biriyle boğuşuyor.

Savaş, siyasetin yerini alınca aklı devreden çıkarıyor.

Aklı... Yani düşünceyi. vicdanı... merhameti...

İnsana, insanlığa ait ne varsa hepsi buharlaşıveriyor. 
 
***
Mesele o "güzel çocuklar"ın ölmesi değil sanki!..

Neden "paşa" çocuklarının ölmediği!

Ya da "zengin" çocuklarının!

"Bakan" çocuklarının!

Ve dahi "vekil" çocuklarının!

Onların çocukları da ölürse yürekler ferahlayacak sanki!.. Öyle mi?!..

***

Bakanlar uzaydan gelmediler. Başbakanlar, paşalar, vekiller de...

Birkaç sene öncesinde aramızdaydılar. 

Ya da on sene önce. Hatta yirmi. Ve hatta otuz sene önce...  

"Biz"den biriydi hepsi de. 

"Sıradan" insanlardı...

Belki onlar da yirmi iki yıl önce Bingöl'de 33 asker katledildiğinde aynı bugünküler  gibi bağırmışlardı: "Neden ölenlerin içinde paşa, bakan, vekil çocuğu yok?" diye.

Evet bu çatışma hali kırk yıldır devam ediyor. Ve on binlerce vatan evlâdı kurban edildi bu kirli savaşta... 

Ve evet, şehit edilenlerin içlerinde gerçekten paşa çocuğu, bakan çocuğu, vekil çocuğu ya da zengin çocuğu yok.

İyi de kırk yıldır hep aynı insanlar mı paşa, bakan, vekil ya da zengin?

"İçimizden" o makamlara gelmeyi başaran herkes çocuklarını "korumayı" bir şekilde "başarıyorlar" demek ki. Hepimizde böyle bir "içgüdü" var! Dönüp kendimize bir bakmalı değil mi!..

Elbette istisnaları var. Vardır.

Ne yoksulun çocuğu şehit olsun, ne zenginin, ne de bakanın, vekilin vs.

Her can kutsal. Her "anne"nin yüreği aynı şekilde yanıyor. Zenginin de, bakanın da, paşanın da... 

Savaşın kör ettiği idraklerimizi bir aydınlığa çıkarsak, çıkarabilsek de, perdenin arkasındakileri bir görebilsek.

Görmemizi engelleyen perdeye, örtüye sövmekten vazgeçsek...

Vazgeçsek de perdeleyenleri bir görebilsek.

Perdeyi tutan eli!.. elleri!..

 



Bu yazı 2 yıl önce yazılmış

Yorum Yaz


Zekai GÖRGÜLÜ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Sadece taşerona değil, tüm çalışanlara kadro ..  
  Varol’dan 24 Kasım Öğretmenler Günü mesajı..  
  Özdemir’den 24 Kasım Öğretmenler Günü mesajı..  
  Kıbrıs mücahitleri buluştu..  
  Eğitim Bir-Sen’den 24 Kasım Öğretmenler Günü ..  
  Vali Varol’dan asırlık çınar öğretmene anlaml..  
  Hayatcan Derneğinden hayırlı olsun ziyareti..  
  Emniyetten trafik eğitim faaliyetleri..  
  Funda Varol şehit ailelerini ziyaret etti..  
  Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’dan ziyare..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.