19 Kasım 2017 - Pazar / 13:35
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

KISA KISA……..

AMASYA BELEDİYE KONSERVATUARI….

            Cep telefonuma gelen bir mesaj ve Belediye hoparlöründen yapılan anons üzerine, 26.02.2015 Cuma akşamı, saat 19.30 da yapılan Amasya Belediye Konservatuarı Türk Halk Müziği konserine gitmeye karar verdim. Uzun süredir böyle bir etkinliğe gitmemiş ve sürekli yapılan bu konserlere çeşitli nedenlerle katılamamış olmam dolayısıyla merak içinde gittim.

            Öncelikle Belediye Kültür Merkezinin ilimize kazandırılması aşamasında emeği geçen başta Belediye Başkanı Sayın Cafer Özdemir olmak üzere, tüm ilgililere teşekkür etmek isterim. Nezih ve zevkle yapılmış bu binada, son derece rahat ve insan düşünülerek döşenmiş Şehzade Salonun da, bir buçuk saat süren bu konseri zevkle izlerken, bizi ülkemizin her yerine götüren repertuarı hazırlayan yılların müzik emekçisi ve İlimizin değerlerini geleceğe zevk ve şevkle taşıyan Konservatuar Müdürü Muammer Palamut, Koro Şefi Mustafa Civa ve ilgili birim müdürü olmak üzere tüm geçmişten geleceğe bu kurumu yaşatan tüm müzik insanlarını saygıyla anıyorum.

            Günümüzde Türk Halk Müziğinin neredeyse unutulmaya yüz tuttuğu, yeni eserlerin gündeme sık gelmediği ve gençlerin kültürel asimilasyon ve erozyona uğratıldıkları, geçmişinden bilinçli olarak kopartılarak yabancılaştırıldığı ortamda, bu musiki türünü yaşatmaya çalışan insanların değerli çalışmaları ne kadar takdire şayandır. Sosyal sorumluluk projesi dahilin de, Türk Tasavvuf Musikisi, Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği ve Gençlik Korosu olmak üzere, 103 yıldır bu bayrağı geçmişten geleceğe taşıyan rahmetle andığımız müzik adamları ve halen onlardan aldığı bayrağı sürekli geliştirerek ilimizin marka değerlerinden biri olmasına sebep olanlar ne güzel insanlardır. Yüreğinize ve emeklerinize sağlık.

            Gecenin sürprizi, Ahmet Kaya ile özdeşleşmiş saza niye gelmedin parçası oldu. Yaklaşık 250 kişilik ve tüm koltukları çeşitli düşünce ve inanışlara sahip müzikseverler tarafından doldurulmuş, bazılarının yer bulamadan döndüğü ve tüm salonun eşlik ettiği bu parça, sanırım insanları ve bir zümreyi hoşgörüsüzlükle suçlayan kimseler için de iyi bir ders olmuştur. Ayrıca Diyarbakır, Mardin ve birçok yöreden eserlerin seslendirildiği ortam, müziğin ne kadar evrensel ve hoşgörüye dayanan bir değer olduğu bilincini gösterdi.

            Başarılı çalışmaları ve yapısını ayrıca haber yapacağım Amasya’mızın bu güzide kurumuna ve emek veren başta Belediye Başkanı Cafer Özdemir, geçmiş tüm belediye başkanları ve tüm müzik emekçilerine sonsuz ve yürekten teşekkür ediyorum.

            KÜLTÜREL ASİMİLASYON

            1980 Darbesinden sonra ve özellikle 1983 yılından sonra birdenbire tarım toplumundan aradaki evreleri atlayarak bilim toplumuyla tanışmamız, toplumsal refah, gelişmişlik düzeyini yakalamamız, sağlık, telekomünikasyon, otomotiv, inşaat gibi bazı alanlarda dünya devleriyle yarışmamıza rağmen, kaybettiğimiz bazı değerler de oldu.

            Bunların başında insanımızın birbirine güveninin yok olması olarak söyleyebilirim. O dönemde bir insan diğerine, üstelik o kadar enflasyona rağmen senet sepetsiz Türk Lirası ile borç verir ve alırken, şimdi baba oğluna, ağabey kardeşine döviz ve altın ile borç verir oldu. Üstelik borcun, senetlerin ödenmemesi artık alışılagelmiş bir durum oldu.

            Koltuk, makam, statü, para, marka, lüks hayatımızın vazgeçilmez ve bir diğerinin üzerinden yükselme veya eleştirilme objesine dönüştü. İnsanlar bunlara sahip olma, olanları ise acımasızca eleştirme, haysiyet cellâtlığı yapmak, sosyal medya üzerinden klavye kahramanlığı yapmak gibi kendi değerlerimizi yok etme savaşına girişti. Komşusu aç iken tok yatanlar bizden değil diyen bir inanıştan gelmemize rağmen, neredeyse komşumuzun açlığından kendi değerimizi yükseltmek peşine düştük. Liyakat, belirli kriterlerin yerine getirilmesinde yaşanan süreçler yok sayılarak, herkes kendini her yere layık görmeye başladı. Kendi siyaseten geldiği koltuğa, bir süre sonra başkası siyaseten getirildiğinde, sanki o olmazsa o makam yönetilemez, yönetim sekteye uğrar psikozu yaşanmaya başladı. Gelindiği gibi gidilebileceği, geleninde gideceği yok sayıldı.

            En büyük zarar ise boyalı basın ve ekran yoluyla yaşandı. Lüks, safahat, zevk, şehvet günün her saatinde yapılan yayınlar, diziler, aile ve toplum geleneğini yok sayan sosyetik veya sanatçı yaşamlarıyla, insanların beynine adeta kazınarak kültürel asimilasyonun ve erozyonun zemini hazırlandı.

            İnsanlar bunun sonucunda modernleşmek adına, evden kaçmaları, tecavüzleri, aldatmaları, aman başkasının kahrını neden çekeceğim temelli boşanmaları normal karşılamaya başladı.

            Yaklaşık 30 yılı aşkındır süren bu asimilasyon süreci, bazı değerler, aile hayatı yeniden yeşertilmeye ve inançlar üzerinden saygı geliştirilmeye çalışıldıkça büyük bir dirençle karşı karşıya kalıyor.

            Değerlerimizi yeniden yükseltilerek yaşadığımız günlere mutlaka döneceğiz, bu asla unutulmamalı.

            SON GÜNAH KEÇİSİ DENİZ ATEŞ BİTNEL ……

            Kendi defolarımızı, olmak isteyip olamadıklarımı, ulaşmak isteyip ulaşamadıklarımızı, içimizde yaşamak isteyip yaşayamadıklarımız veya duyulunca bizi yaralayacak veya tecrit edecek zaaflarımızı, başkalarının zaafları veya hataları ortaya çıkınca iç ve dış savunmaya geçerek sanki bunları biz hiç yapmayız modunda savunma ve yapan kişiye saldırarak kendimizi temize çıkarma girişimleri, her dönemde, her mevkide insan tarafından kullanılan bir savunma sistemidir.

            İşte Galatasaray-Trabzonspor maçında yapılan hakem hataları sonucunda, futbolu yönetenlerin düştüğü durum tam da bu. Herkes eteğindeki pisliklerden temizlenmek ve masum görünmek adına, 33 yaşında bir adamı adeta infaz etme adına haysiyet cellatlığına soyundu. Yok federasyonun oyunlarının piyonu olmak, yok satılmış olmak, yok bir takım oyunlarla bir kulübü katletmek gibi ne kadar suç varsa üzerine yıkıldı.

            Hakem hatalı veya masum demiyorum. İki kartı, vermediği penaltı, verdiği penaltı, vermediği kırmızı kart konusunda hatalı olduğu, sağ olsun hakemlikleri döneminde eleştirilerin odağında olan, ama nedense hakemliği bıraktıktan sonra birdenbire adalet avcıları olan, saniyenin onda biri kadar zamanda, hem de koşarken yükselmiş vücut adrenali ile verilen kararları, defalarca ağır çekimde izlemelerine rağmen tam olarak tespit edemeyen, kendini unutturan eski hakem, şimdiki hakem yorumcuları tarafından acımasızca linç edilirken öğrenmiş olduk.

            Ya biz neler gördük bu futbolda. Birden herkes masum oldu. 2006- 2007 de kupayı biz alalım, şampiyon Galatasaray olsun diyen o zamanki Beşiktaş bugünkü federasyon başkanlarını( Kupayı Beşiktaş, şampiyonluğu Galatasaray aldı acı tesadüf!), biz şampiyon olamazsak Beşiktaş şampiyon olsun diyen Galatasaray Başkanı, şampiyon Bursa olsun diyen Trabzon Başkanı(Bursa oldu), 2011 de şampiyonluğumuz çalındı diyen, Fenerbahçe’nin Karabük’e bir gol atmasına şike deyip, yarım saatte Karabük’e üç gol atan, Fenerbahçe’nin Buca’ya galip gelmesine şike deyip, hayatında bir kişiye bile çalım attığını görmediğimiz Umut Bulut’un santra dan sonra orta sahadan beş kişiyi çalımlayarak Buca’ya attığı golü henüz unutmadık. Fenerbahçe 2011 den sonra 1 defa şampiyon, üç defa ikinci olmasına rağmen o kulübümüzün derecelerine bakmakta fayda var. Galatasaray’ın 4 sene (1996-2000) nasıl şampiyon olduğu, Fenerbahçe’nin 100. Yılında elle attığı gollerle nasıl şampiyon olduğu hala hafızamızda. Ben taraftarı değilim ama bu işlerde belki de en masumu Beşiktaş.

            Sahi Fenerbahçe şike yaptı diye 4 yıldır parçalanıyor bazı kesimler. Ergenekon denilerek onlarca general ve subay hapse atıldı. O davanın yargıçları bugün yurtdışına kaçtı. Şimdi ters orantıyla bakarsak, ya kaçanlar ya da kalanlar suçlumu diyeceğiz. Bunu nasıl anlayacağız. Çok fazla sevmesem bile takdir ettiğim ve Galatasaray’ı üst üste kaç defa şampiyon yapan Fatih Terim Galatasaray’dan kaç defa kovuldu. Beş yıl önce şampiyon olan Bursa bugün küme düşmemek için oynuyor. Hakem odası bastı diye suçlanan Fenerbahçe başkanına karşılık, hakemleri odaya kilitleyen kulüp başkanları olmadı mı?Futbol bu, yakın tarihimizden yüzlerce binlerce örnek verilebilir. Her takım, her yönetici, her antrenör, her futbolcu, her hakem ve eski hakem başkasını suçlamadan önce kendisine bir bakmalı. Dürüst ve adil olmalı. Kalın sağlıcakla.

            Yeniden görüşebilmek dileğiyle.29.02.2016



Bu yazı 1 yıl önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Merzifon Yardımeli Derneğinden ziyaret..  
  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti “34 Yaşında”..  
  İl Özel İdaresi Şanlı Türk Bayrağımızın bakım..  
  Vali Varol ve eşi koruma altındaki çocuklarla..  
  Hatuniye Mahallesi için seferber olundu..  
  Kaymakam köy muhtarları toplantısı yaptı..  
  Vali Varol, Kozlu Gıda’yı ziyaret etti..  
  Varol’dan, maden ocaklarına ziyaret..  
  Başkan Özdemir’in okul ziyaretleri devam ediy..  
  Funda Varol’dan Kültür Evine ziyaret..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.