19 Kasım 2017 - Pazar / 13:36
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

BİR SİYASİ DÜŞÜNÜR VE YAZAR;

SAYIN AHMET İYİMAYA İLE SİYASET HUKUKU SORUNLARI…..

      Sayın Ahmet İyimaya’ yı daha önceden İlimizin her köşesine yaptırdığı hatıra ormanları ve oluşturduğu kütüphaneler ile gıyabında tanımış olmakla birlikte, 1995 yılında yapılan 20. Dönem Milletvekilleri seçimleri sonucunda Amasya Milletvekili olması nedeniyle şahsen yakından tanıdım.

      Daha sonra yine 21. Dönem Amasya Milletvekili, 23,24,25 ve 26. Dönem Ankara Milletvekili olarak Meclis’te bulunduğu süre içerisinde devam eden kendisine 20 yılı aşkın saygım ve dostluğumuz ile birlikte, çalışmalarını hayranlıkla izleme şansına sahip oldum.

      Amasya’nın ücra bir köyün de başlayan hayat yolculuğu ve yıllar içinde tüm liderlerin ve hukukçuların tartışmasız kabul ettiği Anayasa Hukuku Uzmanlığına giden yoldaki her kilometre taşındaki başarı öyküsü, adeta ibretlik bir vesika olarak ders niteliğindedir.

       Nitekim bu uzmanlığının kabulü olarak, yıllardır Meclis’in Anayasa ve devamında Adalet Komisyonu Başkanlığı kendisine teslim edilmiştir.

       Her daim engin bilgi ve kültürünü yansıtan söylemleri, farklı üslubu, olaylara sığ ve güncel politika olarak değil, derinlemesine yaklaşım ve yapıcı çözümleri, gerektiğinde parlamenter sistem ve milletvekilleri ile ilgili öz eleştirileri sadece günümüze değil geleceğe de ışık tutacak bir birikim oluşturmaktadır. Bunu da yazdığı kitaplar ile tarihe not olarak düşmüştür.

        Geniş ve farklı yaklaşımının örneği olarak öncülük ettiği ve sonuçlandırdığı, bundan yıllar önce ara yerel seçimlerin kaldırılması, herhangi bir nedenle boşalan bir belde başkanlığı için bile yapılan seçimlerin, günlerce ülke gündemini meşgul etmesi sonucunda oluşan gergin atmosferin bitirilmesi ve ülke ekonomisine kazandırılan on milyarlarca liralık kazanım, siyasi tarihimizde unutulmazlar arasında yerini çoktan aldı bile.

         Geçtiğimiz günlerde Ankara’da bulunmam dolayısıyla yaptığım ziyaret ve keyifli paylaşımların ardından, imzalayarak verdiği 2015 basımı “Siyaset Hukuku Sorunları” isimli kitabını adeta bir solukta okudum. Dünya ve Avrupa Hukuku ile siyasal sistemlerinin, ülkemiz gerçekleri ile karşılaştırmalı ve harmanlanmış, yakın ve uzak siyasi tarihe ışık tutan eseri, siyaset bilimcileri için bir başucu kitabı olarak yerini alacaktır.

          Bir siyasi düşünür ve yazar olarak, her zaman Amasyalı olmaktan gurur duyan ve yaşayan Sayın İyimaya’nın farklı ve cesur düşüncelerini, sistem ve siyasetçiler dahil olmak üzere açık yüreklilikle paylaştığı öz eleştirilerin bir kısmını bende sizlerle paylaşmak istedim.

            Kitabın başlangıcında yaptığı ve kitabını ithaf ettiği; “Kafkasya’dan Anadolu’muza göç eden 93 harbi mazlumlarının aziz hatıralarına, rahmetle…” cümlesi, köklerine, geleneklerine ve Anadolu’ya yürek bağının özeti adeta.

            Önsöz yerine isimli bölümdeki;“Siyaseti, millet için yapmak gerçek bir vatanseverliktir; her faniye nasip olmaz…”  cümlesi, gelecek kuşaklara siyasetin ben için değil, biz için, millet için yapılması gerektiğinin bir dersidir.

          Devamında; “Bakış açınız, siyaset anlayışınızı belirler.”Hesap adamı” iseniz, hayal fırtınalarınız sizi uyutmaz. “Gel-gitler”, kaderiniz olur. Siyasette doğru olan bu mudur; bilemiyorum. Ama siyasetçi çoğunluğuna egemen olan ruh hali, “bu” dur.

          Ben “hesap açılı” bir siyasetçi olmadım, olamazdım da… İlla tanımlamak gerekirse, “hasbi /özgeci siyaset yolunu tercih edenlerdenim. Parmağımda tecelli eden milli egemenliği, ortak akıl ve bilimsel bilgi ile buluşturmanın derunumda ürettiği haz, tarif olunamaz. Hukuk düzeninin üzerinde yükseldiği bir normu yahut kapsamlı bir reformu inşa ederken çekilen zorluğu, damlatılan beyin terini ve toplumsal yansımaları, ancak yaşayan bilir.

          Siyasetçinin tecrübe ve analizlerini toplumla ve gelecekle paylaşma yükümlülüğü vardır. Bu, hem bir katkı ve hem de kendini kamusal eleştiriye açmadır. Hatıra, günlük ve incelemeleri kitaplaştırma kapasitesi bakımından Türk Siyaseti, yoksuldur; -nerede ise çöldür. Birikimimizi tarihten saklamak, sorumluluk idraki ile bağdaştırılamaz.” Sözleri, siyasetin nasıl yapılması gerektiği, tecrübelerle ve gerekirse hatalarla yüzleşilerek toplumla paylaşılması, gelecekte yükseltilmiş normlu bir siyaset ve yapılacak hatalara vurulacak ketleri özetlemektedir.

         “Adalet vatanı”nı kuramamış bir devlet için coğrafya(ülke), sadece açık hava zindanıdır. Cümlesi, Adaletin toplumsal ve hukuksal önemine dikkat çekmektedir.

        “Meclis, millet demektir.” Siyaset kurumu varlık ve meşruiyetini, temsili millet demek olan yasama organından almaktadır. Demokratik yaşamaya ve siyaset kurumuna kilit vurulduğu ara rejimler, bu gerçeğin dilsiz sözcüleridir.

          İmparatorluğun parçalanmasına çare, meşrutiyete geçişte irade zemini, kurtuluş savaşında sivil komuta merkezi misyonunu yüklenmiş olan Büyük Meclis içinde bulunduğumuz rejimi demokratik kılan asli egemenliktir.

          Refleks zaafını besleyen kimi ön kabul ve dogmaları da demokrasi ameliyatına almak zorundayız. partiler üstü anlayış”, “siyasallaşma” gibi söylemlerin, topyekûn siyaseti küçümseyen, otoriter yaklaşımların ürünü olduğu unutulmamalıdır. Bu söylemleri, muhtıraların vazgeçilmez gerekçeleri olarak hatırlıyor olmalıyız. Reform zorlukları aşmak zorundadır. Tankların oluşturduğu stabil ortamda üretilen yasama reformu ayıplarını, demokratik siyaset sürgit yaşatamaz.” Bu bölümde ise adeta meclisin önemi yeniden tanımlanmakta ve darbe ile gelen siyasal kesintilerin ve olumsuzlukların tahribatı cesaretle seslendirilmektedir.

         Bu noktada, başta siyasal partilerimize, parti liderlerine ve milletvekillerine önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Kuşku yok ki, her partinin ve değerli yönetici ve üyelerinin genel çerçeveleri programda çizilmiş farklı siyasal anlayış ve hedefleri vardır. Demokrasiyi anlamlı kılan da bu farklılıkları bir arada barındırmasıdır. Ancak en az bu anlayış kadar yasama egemenliğinin ve yasama organının bağımsız ortak varlık olduğu gerçeği de içselleştirilmeli ve kabul görmelidir. Meclisin gücü ve siyaset kurumunun saygınlığı, bu anlayışın bütün partilerimizce benimsenmesine bağlıdır. Siyasal partiler, siyasetin konjonktürel gerilimlerden ibaret olmadığını kavramak ve Büyük Meclisin kimliğini üste çıkaracak ortak ekseni keşfetmek zorundadırlar. Böyle dayanıklı bir eksenin siyasal zihniyet ve siyaset felsefesinde var kılınamaması, kırılgan ortamların doğuşunu kolaylaştırmakta, müdahale iştihalarını kabartmakta ve toplumsal reaksiyonların oluşabilmesini engelleyebilmektedir. Yasamada uzlaşma yeteneğini artırmak, ortak alan sorunlarında uzlaşmayı süratle işleyen reflekse döndürebilmek, bir demokratik temenniyi değil, demokratik varoluşu anlatır. Kimi liderlerin hatıralarına yansıyan “ara-rejim hapis dönemi tövbeleri”, zamanında kaçınılan önleyici uzlaşmaların acımtırak itiraflarından başka bir şey değildir. “Dün”, “yarın” içindir. Şu kadar ki, “ bu günü yaşayanların” dünden aldıkları derslere göre hareket etmeleri gerekir. Akılcı uzlaşma, her günün ve herkesin “ders” idir. Uzlaşma açığı, bilgi toplumu için dahi bir tür cehalete işaret eder.

            17.12.1997 tarihli oturumunda Meclis kürsüsünde “ Bugünkü konuşmamda,  Parlamentomuzun bilinen veya saklı sorunlarından bazıları üzerinde durmaya çalışacağım. Parlamentoyu gerçek ve itibarlı bir güç haline getirmek, bu uğurda öneri ve görüşleriyle katkıda bulunmak, düşünen ve üreten herkesin, ulusal ve hukuk üstü görevi olsa gerektir. Bu önerilerimden birincisi, Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı olarak Parlamento Enstitüsü veya akademisinin kurulması önerisidir.”

            Bu bölümde ise siyasal partiler, liderleri ve milletvekillerine uzlaşma kültürünün yerleşmesi ve ulaşılacak olumlu bir siyasi geçişkenliğin kazanımları açıklanırken, literatüre sunduğu Parlamento Enstitüsü veya Akademisinin kurulması fikri ile de, siyaset ve siyasetçinin hedef ve kalitesinin yükseltilmesi yolunda devrim niteliğindeki bir çağrıdır.

            Siyasetin felsefesinin yeniden özetlendiği cesurca yazılmış bu eser için teşekkür ederken, siyaseti millet için gören ve yapan tüm siyasetçilerimize başarılar diliyorum.

            Yeniden görüşebilmek dileğiyle…14.02.2016



Bu yazı 1 yıl önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Merzifon Yardımeli Derneğinden ziyaret..  
  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti “34 Yaşında”..  
  İl Özel İdaresi Şanlı Türk Bayrağımızın bakım..  
  Vali Varol ve eşi koruma altındaki çocuklarla..  
  Hatuniye Mahallesi için seferber olundu..  
  Kaymakam köy muhtarları toplantısı yaptı..  
  Vali Varol, Kozlu Gıda’yı ziyaret etti..  
  Varol’dan, maden ocaklarına ziyaret..  
  Başkan Özdemir’in okul ziyaretleri devam ediy..  
  Funda Varol’dan Kültür Evine ziyaret..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.