23 Kasım 2017 - Perşembe / 21:41
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

BU NASIL MEYDAN OKUMA?...

     Öncelikle, yapılan saldırıyı asla kabul etmiyor ve şiddetle kınıyorum.

     Türkiye’de eli kanlı terör örgütlerinin kullandığı dış menşeli silahların hangi ülkelerden geldiğini ve kimlerin destek verdiğini, gazeteci olarak iyi bildiğini düşündüğümüz ama hiçbir zaman yazmayan, kime gittiğini ve ne olduğunu asla bilemeyeceğimiz, ama her devletin kendi iç ve dış güvenliği için yapması gereken şeylerden biri olan, üstelik devletin bir başka güvenlik gücünün diğer istihbarat elemanlarına silah doğrultarak arama yaptığı ve basına servis ettiği bir silah taşıma olayını, ülkenin prestijini ve dış güvenliğini açığa çıkarma pahasına rahatlıkla yayınlayabilen Can Dündar,  tüm gazetecilere “siz de yazın, bu olayların üzerine gidin diyor. Bizi yazmaktan hiçbir şey alıkoyamaz, tehditlere asla boyun eğmeyeceğiz” diyor. Daha önce de gezi olayları dahil böyle kahramanlık! Söylemlerine tanık olduğumuz bir kimse, böyle zor bir görevi yapması dolayısıyla dünyanın her yanında ve her an karşılaşabileceği bir olayda,  silahı ilk gördüğü anda, hemen yanındaki eşini dahi bırakıp, arkasına bile bakmadan kaçıyor.

      Ayrıca bu saldırıda tam bir saçmalık. Mahkeme devam ediyor, ara veriliyor. Tüm duruşmalarını onlarca avukat, onlarca diplomat, onlarca siyasetçi izleyen Can Dündar, karar için verilen ara da bina içinde değil de bina dışında, eşine hadi şu arada bir kahve içelim diyor. Ne hikmetse her anında yanında onlarca kişiyle selfie çektiren kişinin yanında bu olayda eşi dâhil, sadece 3 veya 4 kişi, birde arkasına sığındığı bacağını kurşun sıyırmış bir gazeteci var. Ya vurmaya gelen adam bu kadar tedbirsiz mi gelir, kurşunu yere doğrumu sıkar? Ayrıca adeta beni yakalayın diye, kendini Can Dündar’ın eşine ve bir milletvekilinin ellerine teslim etmiş. Üstelik vurmaya gelen bu adam iri yarı ve elindeki silah boşta, kimsenin elinden kurtulmak istemeden polise doğru gidiyor. Kim yaparsa yapsın asla tasvip edilemez ama bir o kadar da garip ve acemice.

      Bakalım ne olduğu, oyun ortaya çıkacak.

SEN KAYNANA OLMAYACAKMISIN?

       07.05.2015 Cumartesi günü, saat 14.00 gibi Bahçeleriçi mevkiinde ırmak kenarında yürüyordum. Yol bir kesimde daraldı. 30 lu yaşlarda türbanlı bir bayan, yanında yine aynı yaşlarda başı açık bir bayan ve yanlarında sekiz dokuz yaşlarında bir kız çocuğu karşıdan geliyordu.

      Yol o kesimde daraldığı için, kenara çekilip yol verdim, yaklaşık 4-5 metre mesafeden beklemeye başladım.

      Karşıdan gelirken yüz ifadelerini görmeliydiniz. Sanki ölüme gidiyorlarmış, ya da inşaatta akşama kadar sıcak altında çalışmış bir beden emekçisinin yorgunluğu vardı. Tam 1-2 metre kala seslerini istemeden işittim. Türbanlı olan diğerine, sanırım eltisi olana, millet kaynanasına ayda bir bile gitmiyor, evine sokmuyor, biz her hafta gitmek zorunda mıyız diye serzenişte bulunuyordu. Ellerindeki poşetlere ve söylenmesine bakılırsa kaynanasına gidiyordu. Diğeri de ona haklısın ama ne yapalım diyordu.

       Müdahale etmemek için inanın kendimi zor tuttum. Onlara şunu söylemek isterdim. Be kadın, sizde bir annesiniz ve siz sanki kaynana olmayacaksınız. Senin bir elbiseni bir arkadaşın istese onu vermemek için neler uydurursun. Tamam, kaynanalar oğlunu gelinden kıskanır, paylaşmak istemez, ama yıllarca yetiştirip, tüm zorluklarını koşulsuz ve gönüllü kabul eden ve yaşayan bir anneyi, evladından ayırmak ta o kadar kolay değil. İnsan kendi annesiyle problem yaşayabiliyorken, tabiî ki eşinin annesi ile problem yaşayabilirsin. Oda senin annenle yaşayabilir. Ama ne demek ayda bir gitmeyi zulüm görmek, kaynanasını evine sokmayanları örnek göstermek. Anlayış ve saygı göstermek zorundasın. Ki zaman geldiğinde sende aynı sevgi ve anlayışı görebilesin. Çevremizde eşinin annesine yaptığı olumsuzluklar nedeni ile daha sonraki yaşlılığında yalnız yaşamaya mahkum onlarca örnek varken.

        Emin olun bundan şikayet eden kadınların bir çoğu kendi oğlu ve kızının evinden çıkmazken, gelin veya damadının annesi konusunda kıyametleri gösteren tipler. Git gide değerlerimizden nasıl uzaklaştığımızın ve yozlaştığımızın tüm özeti adeta bu sözlerde gizli değil mi sizce?

        Geçmişte olsa, büyük küçük dünyanın en değerli varlığını doğuran ve onu ömrünün sonuna kadar taşıyan tüm annelerin günlerini kutlar, sonsuz saygılarımı sunarım.

       Yeniden buluşabilmek ümidiyle. 12.05.2016



Bu yazı 1 yıl önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Vali Varol’dan asırlık çınar öğretmene anlaml..  
  Hayatcan Derneğinden hayırlı olsun ziyareti..  
  Emniyetten trafik eğitim faaliyetleri..  
  Funda Varol şehit ailelerini ziyaret etti..  
  Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’dan ziyare..  
  Elektrik hattı yer altına alınıyor..  
  Funda Varol çocuklarla birlikte fidan dikti..  
  Varol’dan Hamamözü Belediye Başkanlığına ziya..  
  Vali Varol’dan Karayolları 72. Şube Şefliğine..  
  KİK'te 20 sorunun çözümünde mutabakata vardık..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.