24 Eylül 2017 - Pazar / 20:45
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Zekai GÖRGÜLÜ Zekai GÖRGÜLÜ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

ARMUT DİBİNE DÜŞER

31/05/2016

Altı çöp dolu bir bankta iki çocuk.

On-on bir yaşlarındalar.

Keyifle ellerindeki renkli dondurmaları yalıyorlar.

Hani şu renkli ambalajlarda sarılı olan hazır dondurmalardan.

Oturdukları bankın altı çöp dolu.

Sadece altı mı! sağı-solu, önü-arkası!

Neler yok ki: boş plâstik şişeler. pet bardaklar. kâğıtlar. poşetler. vs.

Sohbet halindeki çocuklara yaklaşıyorum ve gülerek:

“Yediğiniz dondurmaların ambalâj kağıtlarını ne yaptınız?” diye soruyorum.

Çocuklardan biri önce anlamsız bakıyor yüzüme… sonra utangaç bir edayla eğilip bankın altındaki renkli dondurma ambalajlarını alıp, gösteriyor.

Hemen biraz ilerideki çöp tenekesini gösterip, “Oraya atmanız daha doğru olmaz mıydı?” diyorum yine gülümseyerek.

Size yakışan hangisi? Çöpe atmak mı? Yere atmak mı?

Diğer çocuk, ilerde uzaklaşan orta yaşlı bir kadını gösteriyor.

“O kadın dedi ki” diyor, “atın buraya, çöpçü kadınlar gelip toplar. Aha bu çöpleri de o kadın attı.”

“Ben, size ‘yakışan’ı sordum, o kadına ‘yakışan’ı değil.” deyince çocuk kalkıyor, elindeki dondurma ambalajını atmak için çöp kutusuna yöneliyor.

Bu arada bana dönüp “Özür dilerim amca.” demeyi de ihmal etmiyor.

Uzaklaşan kadın, “Siz kirletin, nasıl olsa temizleyecek birileri var.” mesajı veriyor.

Ahlâki olanın, aslolanın, insana yakışanın “kirletmemek” olduğu çocukların gündeminden çıkmış bulunuyor ve dolayısıyla çöpü yere atmak “normal”leşiyor.

***

Bir başka gün…

Okul dağılmış…

Annenin sırtında çocuğunun çantası…

Anne arkada, kızı önde gidiyorlar aheste aheste…

Sekiz-dokuz yaşlarındaki kız, arada bir boş pet su şişesine vurup ileri yuvarlıyor. Yaklaşıyor, yine vuruyor.

Takip ediyorum… Yaklaşık on metre ilerde bir çöp tankı var. Çöp tankına varınca pet şişeyi alıp, oraya atacağını umut ediyorum.

Ama olmuyor. Yine şişeyi tekmeleyerek uzaklaştırıyor çöp tankından.

Öğretmenliğim depreşiyor:

“İyi bir öğrenci o şişeyi alır, çöpe kor.” diyorum.

Duruyor… yüzüme bakıyor utangaç... geri dönüp annesiyle göz göze geliyor kaçamak.

“Sana yakışan, onu çöpe atmaktır.” diyorum.

Annesi yetiştiriyor cevabı kızını “aklamak” adına:

“Oynuyor amcası!..”

Anne-kızı geride bırakıp ilerliyorum. Bir zaman ses gelmiyor… Her halde şişeyi çöp tankına attı diye içimden geçiriyordum ki yine bir tekme sesi ve ardından yuvarlanan plastik su şişesinin sesi!  

Zira çocuk annesinden “icazet” aldı!

***

Okullarda üzerleri kazınmış öğrenci sıraları… çizilmiş resimler… yazılar…  ve gözlerinde de yiyecek atıkları. kâğıtlar. bardaklar. meyve suyu kutuları!

İlkokul, ortaokul, lise hiç fark etmiyor.

***

Gidin, şehir merkezinde bulunan ortaokul ve liselerin çevrelerine. Özellikle paydos saatlerinde. Kulak misafiri olun o gençlerin konuşmalarına. Dinleyin bakalım, ne var gündemlerinde? Neyin derdindeler. Biraz dikkat edin kullandıkları kelimelere, kurdukları cümlelere… Bakalım bu ülkenin geleceği adına umut besleyebilecek misiniz? Besleyebilecek miyiz?

***

Bir toplantıda çocuklarından yakınan velilerime “Ben öğrencilerime baktığım zaman, ailelerini görüyorum.” demiştim de bazıları alınmıştı.

Zira çocuklar okula, “ailede edindikleri alışkanlıklarla, davranışlarla” gelirler.

Yani “armut dibine düşer…”

***

Düşünüyorum da, yedikleri dondurmaların ambalaj atıklarını hemen yanı başlarına bırakan çocuklar uzaydan mı geldiler?!

Ya onlara, “Atın yere, çöpçü kadınlar onları toplar.” diyen kadın?

O nereden geldi! Tarih öncesinden mi ışınlandı bu zamana?!

Tüm bu şehrin parklarını, sokaklarını kirletenler, tükürenler, sümkürenler, sigara izmaritlerini, boş sigara paketlerini hemen yanı başlarına, yola, kaldırıma fırlatanlar bu ülkenin okullarında eğitim görmediler mi?

Okul sıralarını kazıyıp çizen, üzerine yazı yazan, resim yapan bu gençler nereden geldiler bu ülkeye? Hangi dinin, hangi ideolojinin müntesipleri?

O çocukları suçlamıyorum…

Asla…

Onlar belki bu toplumun en masumları…

Onlar bu toplumun elinde yoğruldular…

Biz onları bu hale getirdik…

Biz… anne-babalar… öğretmenler… eğitim sistemi…

Zira “armut, dibine düşer.”

dibine…

yani ağacın dibine…

kendi ağacının dibine…

gövdenin… gövdesinin…

kendini var edenin dibine…

hemen eteğine…

 

(Devam edeceğim inşallah.)  



Bu yazı 1 yıl önce yazılmış

Yorum Yaz


Zekai GÖRGÜLÜ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Vali Varol, Suluova Et Entegre Tesislerinde i..  
  Ahilik Haftası kapsamında İlçe Esnaflarına zi..  
  Maaşları Türkiye Kamu-Sen yükseltti, Memur-Se..  
  Sanayi sitesi esnaflarına Ahilik Haftası ziya..  
  MEB, üç bilinmeyenli denklemle karşı karşıya..  
  Yol yapım ve asfaltlama tüm hızıyla sürüyor..  
  Belediye Başkanı Özdemir’e ilköğretim haftası..  
  19 Eylül Gaziler Günü törenle kutlandı..  
  Amasya protokolü ve gaziler kahvaltıda bir ar..  
  Gaziler, destansı tarihimizin yaşayan abidele..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.