20 Kasım 2017 - Pazartesi / 07:01
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Zekai GÖRGÜLÜ Zekai GÖRGÜLÜ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

KURUNUN YANISIRA YAŞ DA(MI) YANMAKTA

Nereden başlayıp, nasıl söylemeli!

Nasıl dile getirmeli.

İhanetle sadakat kavramları öylesine dillerde pelesenk olmuş ki kuracağınız bir cümleyle “sadık” da olabilirsiniz “sabık” da.

Siyasetin günlük diline teslim olduğumuz da ne çok yok edilecek “hain” var!

Ve sövülüp, küfredilecek!

Daha dün kol kola olduklarımız ne çabuk “hain” oluverdiler!

Hemen yanı başımızdakiler!..

Alt ya da üst katımızdakiler…

Daha yeni, daha bugün, daha şimdi gibi bir zamanda/mesafede dost olduklarımızı nasıl da çıkarıverdik hayatımızdan!..  

***

“Eğer” der bir düşünür, “vatan sizin zihninizde satılabilir bir şeyse, karşınızdakinin de vatanı satabileceğinden şüphe edebilirsiniz.”

Hiç mi mümkün değil?

Yani vatana ihanet!..

vatanı “satmak!”

Hiç kuşkusuz mümkündür.

Ancak istisnalardan söz edebiliriz bu konuda. Öyle olması gerekir. Öyle de olmalı.

Mesele satanların azlığında değil, çokluğunda!

Yani bir ülke düşünün ki on binlerce ve hatta yüz binlerce vatan haini var ortalıkta!

Ya da olduğu iddia edilmekte!..

Ortada bir problem yok mu sizce?

Ya da olmalı değil mi?

On binlerce, yüz binlerce vatan haini üreten bir millet olmak utanç verici olmaz mı?!

Bir sistem/devlet/millet, nasıl olur da kendini “ele geçirecek” bu kadar “haini”, “satılmış”ı bağrında besleyip büyütebilir!?

***  

Şunu söylemek boynumuzun borcudur. Halkın hür iradesiyle seçilmiş bir iktidarı darbeyle ortadan kaldırmak “alçaklık”tır…

ahlâksızlıktır…

Tüm ihtilâller için geçerlidir bu sıfatlar.

1961 İhtilâli için de… 12 Eylül 1980 İhtilâli için de… 28 Şubat Post-modern darbesi için de...

Yine şunu açıklıkla söylemeliyiz ki: İhtilâl, muhatabı “ortadan kaldırmak” için yapılır.

İhtilâli yapanlar, muhataplarını ortadan kaldıramadılar mı, kendileri muhatapları tarafından ortadan kaldırılırlar.

Bu, “ihtilâlin doğası” gereğidir.

Halk iradesiyle seçilenlerin, bu iradeyi yok sayanlara acıması elbette söz konusu olamaz.   

Ve dahi halkın, kendi iradesini yok sayanlara, onu ortadan kaldırmaya kalkışanlara karşı koyması da bir “namus borcu” olarak ortada durmaktadır.

Burada mesele, karşı konulacakların ya da cezalandırılacakların kimler olacağındadır.

***

Biri altı-yedi, diğeri bir yaşlarında iki çocuklarıyla yaklaşık altı-yedi yıl önce karşımızdaki daireye taşınarak komşumuz olmuştu karı-koca öğretmen olan eşler.

 O iki küçük, yarı kendi evlerinde, yarı bizim evimizde bana “dede” diyerek büyüdüler.

Dünya güzeli/iyisi bir aileydiler.

Başka bir mahalleye taşındıklarında nasıl da üzülmüştük.

Bu vatana/millete sadakatlerini, bağlılıklarını mı soruyorsunuz?

Tüm samimiyetimle söylüyorum benden daha “sağlamdılar.”

Şimdi ikisi de öğretmenlikten “ihraç” edildiler.

ve bana “dede” diyen o iki çocuğun yüzlerinde hüzün…

gözlerinde korku hatta…     

***

Dört yıldır zümrem olan bayan öğretmen arkadaşım…

O da ihraç edildi kocasıyla birlikte.

Okula giden iki çocuğuyla kapıya konuluverdi.

Görevine sadakatini mi soruyorsunuz? ya da bu ülkeye?..

Yine tüm samimiyetimle söylüyorum, benden daha “sağlam”dı.

Ağzından bir kez olsun “cemaat”le ilgili söz duymadık zümre olarak.

***

Ve yine bir başka bayan öğretmen arkadaşım…

“Sosyal demokrat”tı!..

O da ihraç edildi... kocasıyla birlikte... ve okula giden çocuğuyla ortada kalıverdiler...

Ve daha tanıdığım onlarcası…

Öğretmenlikten “ihraç” edilen bu meslektaşlarımın kahır ekseriyetinin, "alçak darbe eylemi"yle bir ilgilerinin olmadığını ve suçsuz olduklarını ve özellikle çocuklarıyla birlikte bu cezaları hak etmediklerini düşündüğümden susmayı kendime “zül” saydım. 

***

Atalarımız muhtemelen bu durumlar nedeniyle “Kurunun yanı sıra yaş da yanar.” demişlerdir.

Yani: “Yanması/yakılması gerekenler vardır. Ancak onların yanı sıra yanmaması/yakılmaması gerekenler de vardır.”

Bu toprakların irfanının bir ikazıdır bu.

***

Bir uyarıyı da Yüce Kur’an yapmakta:

Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır.

Bu ayet mealinden sonra bir kez daha düşünmeli değil miyiz?

Özellikle idarecilerimizin... 

Hem de derin derin…

Allah rızası için…



Bu yazı 1 yıl önce yazılmış

Yorum Yaz


Zekai GÖRGÜLÜ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Merzifon Yardımeli Derneğinden ziyaret..  
  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti “34 Yaşında”..  
  İl Özel İdaresi Şanlı Türk Bayrağımızın bakım..  
  Vali Varol ve eşi koruma altındaki çocuklarla..  
  Hatuniye Mahallesi için seferber olundu..  
  Kaymakam köy muhtarları toplantısı yaptı..  
  Vali Varol, Kozlu Gıda’yı ziyaret etti..  
  Varol’dan, maden ocaklarına ziyaret..  
  Başkan Özdemir’in okul ziyaretleri devam ediy..  
  Funda Varol’dan Kültür Evine ziyaret..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.