19 Kasım 2017 - Pazar / 13:39
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

HERKES YERİNİ VE HADDİNİ BİLECEK.

                15 Temmuz dan beri, bu köşede defalarca birlik ve beraberliğin yavaş yavaş sağlanmaya başladığı, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve muhalefet liderleri ile birlikte ülkenin bu zorlu süreçten, birlik beraberlik ve Yenikapı ruhu denilen dayanışma içinde çıkacağını yazdım.

            Gün geldi, yıllarca eleştirdiğim kişileri bile gösterdikleri bu darbe karşısı duruş, söylemleri ve ülke için duydukları kaygılardan dolayı köşeme konuk edip, onlar hakkında övgü dolu ve gerçekçi duygularımı yazdım.

            Okuyanlar için belki bir anlam ifade etmeyebilir, belki bazıları için gülünüp geçilebilir, bazıları için yaptırımı olmayan söylemler olarak değer verilmeyebilir. Ama sonuçta ben ve benim gibi, her platformda düşüncelerini ifade eden herkes bir birey ve toplumun bileşenlerini oluşturur.

            Her birey veya siyasi kişilik, kendi analizleri, okudukları, gördükleri veya çevresindeki olayları farklı bakış açısından okur, anlar ve yorumlar. En iyi kendisinin gözlemlerini ve düşüncelerini dile getirdiğini düşünür. Buda insanın doğası gereğidir ve asla eleştirmem bu konuyu. Ama benim kendimde dahil eleştirdiğim, empati yapabilme, daima kendimizin değil başkalarının da doğruyu söyleyebileceği, bizden daha iyi yorumlama ve anlayabilme yeteneği olabileceği ve ondan mutlaka alabileceğimiz doğrular olduğunu görememek.

            Buda günlük yaşantılarımız da gerek en yakınımızdakiler, gerekse çalışma ve yaşam alanındaki insanlarla sürekli bir çatışma ve iç ve dış dünyamızda huzursuzluk ve kaos ortamı yaşamamıza neden olmakta. Stres, huzursuzluk, iş ve yaşam doyumumuzun eksik kalmasına neden olmakta. Yaşadığımız iç huzursuzlukları mutlaka çevremize de yansıtarak, yaşam kalitemizin düşmesine neden olmaktayız.

            Yazımın başına dönersek, vermek istediğim mesaj ise belki bu açıklamalardan ve özeleştirim dahil yaptığım açıklamalarla belki daha anlaşılabilir olacak.

            Yüreğimizi yakan, binlerce aileye ateş düşüren o karanlık ve hain geceden sonra oluşan birlik ve beraberlik ortamı, ne yazık ki bazı çevrelerce siyasi rant ve tabanına mesaj verme kaygısıyla aşındırılmaya başlandı.

            Bu süreç içinde okuduğum, İsveç’te yaşayan ve vatandaşlıktan çıkarılmış olan 1980 öncesi devrimcilerinden bir kişinin mektubu beni çok etkilemişti. Ölen bir devrimci arkadaşına ithafen yazdığı bu mektupta, darbe gecesi yaşananları ve o meydandaki kişileri o kadar iyi analiz ederek, o kadar büyük bir öz eleştiri yapmıştı ki.

            Mektup, yıllarca Tiananmen Meydanında, tanların önünde yalnızca birkaç dakika duran bir Çin’li üzerinden devrimcilik ve özgürlük savaşçılığı devşirildiğini, yıllarca Türkiye’ deki devrimcilerin ihtilal olsa da meydanlarda bir tankın üzerine çıksak ve halk ayaklanmasını başlatsak ve özgürlük rantının ele geçirilmesi adına sokaklara çıksak diye hayıflandıklarını, işte tamda bu fırsatı yakalamışken, “üzülerek söylüyorum ki arkadaşım o gece meydanlarda tek bir devrimci yoktu” diyerek arkadaşına bu masalların boş  ve çıkar amaçlı söylemler olduğunu söylüyordu.

            Devamında; “Türkiye toplumunun tüm kalbi kırıkları, tüm kendini gurbette hissedenleri, içindeki sızıya bir sebep bulamayanları, tüm adını koyamadıkları için mecburen hüzün diyenleri, bu coğrafyanın doğal habitatını oluşturan tüm halklar, bir müjde daha veriyorum (biliyorum buna ayrıca ve gözlerin, kalbin dolusu sevineceksin): en önde dindar Müslümanlar ayağa kalktı. 2000’lerin başlarından bugüne bizzat besleyip büyüttükleri ağır çekim, ama yoğun ve çetin bir halk çocukları devriminin ezilmesine izin vermediler.

 

Bir göz açıp kapayıncaya son mevsiminde ömrümüzün kardeşlerimizi tanıdık.

Ne dediklerini tam bilmiyorum, Allahu ekber kebira, ama kalın menkıbe kitaplarından çıkmış kahramanlar gibi gözlerini kırpmadan zalimin üstüne yürüdüler; oradaydım, gördüm ve şahidim.
               Darbenin belirmeye başladığı ilk andan itibaren sokağa çıktılar; öyle rastgele bir sokağa çıkış değil ha, aman yanılmayasın. Sanki ilahi bir esinle davranan bir orkestra gibi, hangi kentte, hangi ilçede, hangi köyde kasabada, hangi sokakta ihtiyaç varsa, o kentte, o ilçede, o köyde o kasabada ayağa kalktılar ve o muhtaç sokağa aktılar: En önce köprüye (15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne), sonra hava meydanlarına, sonra zırhlı birlik karargâhlarına, sonra jet üslerine, sonra medya merkezlerine, sonra Meclise, Cumhurbaşkanlığı Külliyesine, sonra Genelkurmaya… Cizre’de, İstanbul’da, Malatya’da, Ankara’da, Kazan’da, Denizli’de, velhasıl tüm vatan sathında işgal edilen yerleri işgalcilerden temizlediler, askerleri teslim aldılar, tankları durdurdular, havalanan ve üzerlerine bomba yağdıran helikopterleri, uçakları indirdiler, sokağa çıkmaya, darbeye destek vermeye çalışan askerleri, tankları birliklerinden çıkarmadılar, kamyonlarla, tırlarla, çöp araçlarıyla, otomobillerle kıpırdayamaz hale getirdiler, uçakları, helikopterleri üslerde, havaalanlarında bağladılar…

                Seçilmiş cumhurbaşkanını, seçilmiş hükümeti, demokrasinin kalbi Meclisi (parlamentoyu) yeniden işler ve hâkim kıldılar. “Yedirmeyiz!” diyorlardı; sözlerini tuttular, aşk olsun ve ant olsun, Erdoğan’ı yedirmediler. Şükürler olsun. Ülkeyi sonu belirsiz, kanlı bir iç savaşın eşiğinden aldılar; ülkelerini yeniden işler, hâkim ve vatan kıldılar.

Ahmet tüm bunları vallahi elleriyle yaptılar. Ellerinde bir keleş, av tüfeği, baba yadigârı ya da çakaralmaz Laz yapısı tabanca, molotof, el yapımı piknik tüplü bomba, vb yoktu. Olmadığından değil, bulamayacaklarından değil, istemediklerinden; duydun mu Ahmet, silaha başvuran olmak istemediklerinden! Devrimin hızlandırılmış kapanış bölümünün yedinci veya sekizinci günü, tam hatırlayamıyorum, ikinci bir darbe hareketliliği hissedildiği bir anda, aralarında artık silahlarınızı kapıp gelin diyen birilerini hiç tereddütsüz “provokatör” ilan ederek, milletin gücünden daha büyük bir güç yoktur, en büyük silahımız haklılığımız ve ellerimizdir, bu ülkenin sahibi biziz diyerek silahlanmayı reddettiler.

Yapmadılar. Aşk olsun ve ant olsun yapmadılar. Silaha, şiddete tenezzül etmediler. Hakkari’den Cizre’ye, Van’dan Elazığ’a, Adana’dan İstanbul’a tüm vatan sathında sabahlara kadar demokrasi nöbeti tutan milyonlarca insan bir tek bankamatik parçalamadı, bir tek bankanın camını indirmedi, bir tek belediye aracını, otobüsünü, bir tek parti binasını ateşe vermedi, içlerinden bir teki bile suçlular gibi yüzünü kapatmadı.
            Mesela sadece “yobaz”ın, Müslümanın, İslamın anlamını değil; bizim devrimci/sosyalist olarak kimlik ve kişilik bulduğumuz 1970-80 arası dönemde tüm kötülükleri üzerine boca ettiğimiz “faşist”in, ölesiye tiksindiğimiz “milliyetçiliğin ya da faşist milliyetçiliğin”, buna karşılık bir an bile yanımızdan ayırmadığımız “solculuğun”, “sosyalistliğin”,“devrimciliğin”anlamınıdeğiştirdiler.
            Meselâ, hiç şaşırmayacaksın biliyorum ama kayıtlara geçsin diye söylemek zorundayım, darbeye karşı duran yüzbinler arasında, yüzbinlerce Müslümanın yanında devrimci/sosyalist yoktu (“pek yoktu” demeye bile dilim varmıyor Ahmet) ama epeyce “faşist” vardı ve “faşistlerin partisi” MHP ilk andan itibaren, açıktan darbeye karşı durdu.” Diyordu mektubun.

Sanırım bu mektup özeti ile ne demek istediğimi de anlamışsınızdır. O gece meydanlara inmeyenler, ama darbeye karşı demokrasinin yanındayız mesajı ile baş tacı edilenler ve her ortamda fikrine değer verilip, uzlaşma adına sürekli ön plana çıkarılan bir siyasi oluşum, bu ortamı demokrasi terbiyecisi rolüne soyunup, asla heba etmemeli.

       Sözcüsü vasıtasıyla pkk nın siyasi uzantısı olan bir parti ile söylemleri eş değer seviyeye çekilmemeli. Darbe gecesi ayırdıkları söylemelerini tekrar aynı kulvarda kesiştirmemeli. Çünkü o partinin tabanı, diğer kesimi aşağılamaya devam ettiği sürece, bu zamana kadar gördükleri saygının karşılığını diğer kesime göstermediği sürece uzlaşı ve hoşgörünün yakalanması mümkün değil asla.

       Hükümet hata yapabilir. Uygulamalarda aksaklıklar olabilir.Mutlaka canı yananlar, kurunun yanında yanan yaşlarda olabilir.  Ama bu zamana kadar yaptıkları tüm haksızlıklar ile toplumun canını yakan, milyonlarca kişinin hakkı üzerinden siyasi,ekonomik, bürokratik kazanımlar elde eden ve sonunda kendi halkının canına kasteden bir oluşum ile mücadele edilirken, sulandırılmadan bu mücadeleye destek olunmalıdır. Ayrıca bu kişilerle mücadelede başlarda sesi çıkmayanların, yıllarca diğer canımızı yakan bir başka terör örgütü ve onun siyasi uzantısı parti ile mücadele edilirken, iğne batırılmış gibi feryat figan etmeleri ve birdenbire demokrasi dersi vermeleri bence pek inandırıcı olmuyor.

       Devlet ve hukuk hepimize lazım. Mücadele her kesimle amansızca sürdürülürken hukuk ve mücadele eden unsurlara güvenilmesi ve saygı duyulması lazım. Moral motivasyon kaybına yol açacak eylem ve söylemlerden uzaklaşılması ve dikkat edilmesi gereken günlerdeyiz.

      Yeniden buluşabilmek ümidiyle. 26.09.2016



Bu yazı 1 yıl önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Merzifon Yardımeli Derneğinden ziyaret..  
  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti “34 Yaşında”..  
  İl Özel İdaresi Şanlı Türk Bayrağımızın bakım..  
  Vali Varol ve eşi koruma altındaki çocuklarla..  
  Hatuniye Mahallesi için seferber olundu..  
  Kaymakam köy muhtarları toplantısı yaptı..  
  Vali Varol, Kozlu Gıda’yı ziyaret etti..  
  Varol’dan, maden ocaklarına ziyaret..  
  Başkan Özdemir’in okul ziyaretleri devam ediy..  
  Funda Varol’dan Kültür Evine ziyaret..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.