24 Eylül 2017 - Pazar / 22:34
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

MAĞDURİYET Mİ? DARBECİLERLE MÜCADELE Mİ ?

     Geçen yazımda bir kısmında bahsetmeye çalıştığım mağduriyet üzerinden yürütülen yeni bir algı operasyonuna devam etmek istiyorum.

     Öncelikle bakılınca görüleceği gibi, daha önceki yazılarımda 15 Temmuzdan sonra başlayan yeni bir anlayış, birlikte hareket etme ve nihayetinde Yenikapı ruhu ile taçlanan ortak dayanışma anlayışı, siyasi liderlerin nezaket üslubu ile birbirlerine karşı gösterdikleri anlayış nedeni ile, gerek Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan, CHP ve MHP Genel Başkanları, TBB Başkanı Sayın Feyzioğlu ilgili övgü dolu cümlelerle yazılar yazmıştım.

     Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ayrı tutarsak, Sayın Bahçeli’nin de daha girişimin ilk saatlerinden itibaren gösterdiği kararlı tutum, istikrar ve Devletin yanında saf tutmasını göz önüne aldığımız da, gerek CHP ve onun söyleyemediklerini neredeyse HDP çizgisi ile aynı söylemde dile getiren CHP sözcüsü hanımefendi ve son zamanlardaki Kılıçdaroğlu’nun söylemleri, bir mağduriyet çizgisi üzerinden farklı bir mecraya ve darbe girişimi ile yapılan mücadeleye sekte vurma eylemlerine dönüştü neredeyse.

      Öncelikle şunu teslim etmeliyiz. 100 bine yakın kamu görevlisinin açığa alındığı, 30 binin üzerindekinin tutuklandığı bir mücadelede mutlaka bazı yanlış işlemler ve bunun sonucunda mağduriyette oluşabilir. Zaten gerek Cumhurbaşkanı, gerekse Başbakan ve hükümet üyeleri de bunu kabul ediyor ve bunun içinde başvuru merkezleri kuruluyor ve kurullar görevlendiriliyor.

      Ama Sayın Kılıçdaroğlu’nun sanki tüm gözaltına alınma, açığa alma veya tutuklamalar haksızmış gibi bu 100 bin rakamını ve abartılı bir şekilde aileleri ile birlikte bir milyon mağdur insanın oluştuğunu söylemesi ve bunu dış basın dahil şikayet etmesi, mücadeleyi amacından uzaklaştıracak ve sulandıracak, sadece oy devşirmeye yönelik bir söylemden öteye gitmeyecek ve mücadele eden kurum ve kişilerin motivasyonunu kaybetmesine yol açacaktır.

      Sanki bu insanlar birden önüne geleni yakalayıp tutuklamış, yoldan geçeni çevirip gözaltına alınıyor algısı oluşturmaya çalışmak çok büyük bir yanlıştır. Çünkü bu isimlerin gerek söylemleri, gerek sosyal medya paylaşımları, istihbarat raporları, kendi aralarındaki iletişim kanalları üzerinden tespiti yapılmış ve bilinen isimler olduğu gerçeğini unutmamak ve gözden kaçırmamak gerekir.

      Her ne kadar ABD elçisi ile görüştükten sonra söylem değişikliğine gidildiği basın tarafından dillendirilse de şahsi gözlemim, HDP-DBP li belediyelere kayyum atanması ve sol sendika üyesi 11 bin öğretmenin açığa alınmalarından sonra kulvar değişikliğine uğramıştır.

     FETÖ üyesi oldukları veya destek verdikleri gerekçesiyle yaşanan mağduriyet üzerinden gidecek olursak, tabiî ki onlarında bir ailesi olduğu, zor bir süreç yaşayacakları açık. Ama gerçek masumlar ve mağduriyete uğrayanlar (Bunlarda hukuk içerisinde mutlaka ortaya çıkacaktır) dışındakilerin yarattığı bir mağduriyet yok mu?

     FETÖ üyesi askerlerin, yıllarca askeriyeden çeşitli sebeplerle uzaklaştırdıkları binlerce askeri personelin, kendi sempatizanlarını yerleştirdikleri askeri liselerdeki okullardan atılan binlerce öğrencinin, bu okullarda 30 yıldır çalınan sorularla kendi elemanlarını sokarken bu okullara giremeyen ve hayalleri yıkılan on binlerce çocuğun, haksız yere bu okullara giren çocukların yerine giremeyenlerin farklı alanlara yönlenmesi sonucu ÖSS tercihlerine yerleşemeyen yüz binlerce çocuğun, KPSS de çalınan sorularla yerleştirilen binlerce kamu görevlisinin yerine giremeyen on binlerce lise ve üniversite mezununun, işlerine çeşitli sebeplerle son verdikleri ve yerlerine yerleştikleri binlerce kamu görevlisinin dahasını sayamayacağım onlarca örnekteki yüz binlerce Türk gencinin ve onların sayıları milyonlara ulaşan aile fertlerinin hiçbir mağduriyeti olmadı mı sizce?

      28 Şubat ile ülke üzerinde oluşturulan ve bin yıl süreceği söylenen ve BÇG gibi dikta rejiminde bile bulunmayan bir oluşumla perişan edilen binlerce insan, bir anda tüm suçlamalardan kurtulan ve FETÖ üyelerine yaptıkları uygulamalarla neredeyse haklılık payı çıkaran ve yakın geçmişte yargılanıp, neredeyse bir anda aslan kesilen ve her televizyonda kendilerine kahraman muamelesi yapılan onlarca askeri kişilik ve benzerlerinin masum inançlı vatandaşlara yaptıkları zulmün yarattığı mağduriyetler nereye konulacak? Burda yaşanmadı mı bu mağduriyetler sizce?

      Fazlasıyla olduğunu o da ve onun gibi düşünen ve söylemde bulunanlarda pekala biliyor ama oy devşirme uğruna üç maymun oynanıyor. O zaman sesi çıkmayanları şimdide bu mücadeleyi sulandırmaya hakkı yok bence.

      Bu gurubun sızdıkları diğer ayak yargıda, en büyük mağduriyeti yaşayanlardan ve şahidi olanlardan biriyim. Mesleğimin son sekiz senesi defalarca kazandığım ve bir üst mahkemede bozulan mahkeme kararları ile, özellikle son 4 yıl boyunca beş kişilik ailemden uzak kalmamak için her gün başka bir ile günde 150 ile 450 km arasında mesafede gidiş geliş yapmak ve yüz binlerce liralık maddi kaybımın telafisini kim verecek?

      Belediyelere kayyum atanması olayına gelirsek, zaten bizim bu darbe kalkışmasından önce mücadelemiz bunlarla değil miydi? Arkasını oraya buraya yaslayan ve geğire geğire Türk Milletini tehdit eden, halkı direnişe ve CHP liderinin kendisinin arkadaşlar diye nitelendirdiği teröristleri kendi belediyeleri eliyle kazdıkları hendeklere yerleştirip, öz yönetim safsatalarıyla gerek Kürt halkı ve gerekse güvenlik güçlerimize kurşun sıkan bu hainlerle mücadele ettiğimiz ve psikolojik galibiyet eşiğine geldiğimiz dönemde çıkmadı mı bu kalkışma? Yani biliniyordu bu hainler. Üstelik sadece onları hendeklere gömmekle kalmamış ve dağlardaki inlerine kadar ulaştığımız dönemde, birdenbire FETÖ kalkışması ile bir anlığına oraya odaklanmışken, onların yapamadığını yapmak için bu şerefsiz satılmışlar tekrar devreye girip bizi en zayıf anımızda arkadan hançerleyip onlarca şehidimize mal olmadılar mı?

     Kahraman güvenlik kuvvetlerimiz yaşadığı travmadan kurtulup, en iyi savunma hücum prensibi ile bunları şehirde hendeğe gömerken, inlerinde sarp dağlardaki mağaralara, sınır ötesinde Suriye’de gömmeye başlayınca, birde üstüne ellerindeki devlet imkanları alınınca bu bilinen hainler aynı anda feryat etmeye ve yıktıkları çözüm diye inlemeye başladılar.

     Görevden alınan doğu ve güneydoğudaki öğretmenler meselesine gelirsek, bunların sadece sol düşünceyi savunuyor olmaları kendilerini masum ve mağdur kılar mı acaba? Tabiî ki içindeki gerçek mağdurları tenzih ederim, ama yaptığım meslek dolayısıyla sürekli dinlediğimiz ve o bölgelerde çalışanların şikayetini duydukça, Devlet bu mücadelede de haksız sayılmaz. Öğretmen olmaları onları mağdur sıfatına sokmuyor maalesef. Yıllarca kaçak kullandıkları elektriği bize ödetenler, o bölgede yapılan sınavların nasıl olduğunu da, o öğretmenlerin bir kısmının batıdan gelen çalışanlar üzerindeki baskısını da seslendirmeli bence. FETÖ sınavlarda nasıl soruları çalıyorsa, o bölgede yapılan sınavların da hiçbir zaman büyük çoğunlukla objektif olmadığını düşünüyorum.

      Çok fazla uzağa gitmeyin, buna ilimizden örnek vereyim. Yıllarca sınav dönemlerinde, özellikle açık öğretim öğrencilerinin otobüslerle nasıl doğu ve güneydoğuya taşınıp, oradan mezun oldukları, çok küçük bir araştırmayla rahatlıkla ortaya çıkabilir. Sonra bunların Devlet dairelerinde görevde yükselme ile mağdur ettikleri insanlar yok mudur acaba?

      İki yıl önce Tokat ilinde bir bay ve bir bayan öğretmenin soruşturmasını yapmıştım. Doğudan aynı ilde görev yapan iki hemşeri idiler. Sınavda bayan öğretmenimiz, öğrencilerin kopya çekmesine engel olmak isterken, can güvenliğinin nasıl tehlikeye düştüğünü görüp, erkek öğretmen müdahalede bulunmak ve göz yummak zorunda kaldığını anlatmıştı. Tabi ÖSS sınav salonunda kopyayı tespit ettiğinde, benim gariban Tokat’lı öğretmenlerime patlamıştı fatura.

      Bir çok okuma yazma dahi bilmeyen, Türkçeyi okuyup yazamayan öğrencilerin nasıl büyük bir başarı ile üniversite kazandıkları herkesin malumu. Tabii ki terör yuvasına çevirdikleri Ege Üniversitesi gibi üniversitelerdeki etkinlikleri. Aynı Ecevit’in o zamanki eğitim enstitülerine yerleştirdiği 45 günlük öğretmenleri gibi.

      TEOG sınavlarında nedense batıdaki hiçbir öğrencinin başaramadığını başarıp, 120 sorunun hepsini bilen öğrencilerin büyük çoğunluğunun bu bölgeden çıktığını anlayamadığım gibi.

      Bu konu değil köşeme kitaplara sığmaz. Mağduriyet inşallah gerçek yaşayanların ki giderilirken, bundan önce mağdur olan milyonlarında düşünülmesi gereken bir konu. Aynı birini öldüren katilin, birdenbire hayal solcuları tarafından insan hakları maskesine büründürülmesi gibi oldu bu mağdur hikayesi.

     Yeniden buluşabilmek ümidiyle. 03.10.2016



Bu yazı 11 ay önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Vali Varol, Suluova Et Entegre Tesislerinde i..  
  Ahilik Haftası kapsamında İlçe Esnaflarına zi..  
  Maaşları Türkiye Kamu-Sen yükseltti, Memur-Se..  
  Sanayi sitesi esnaflarına Ahilik Haftası ziya..  
  MEB, üç bilinmeyenli denklemle karşı karşıya..  
  Yol yapım ve asfaltlama tüm hızıyla sürüyor..  
  Belediye Başkanı Özdemir’e ilköğretim haftası..  
  19 Eylül Gaziler Günü törenle kutlandı..  
  Amasya protokolü ve gaziler kahvaltıda bir ar..  
  Gaziler, destansı tarihimizin yaşayan abidele..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.