24 Eylül 2017 - Pazar / 22:34
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

BAŞKANLIK SEÇİMİ

     Başkanlık seçimi yıllardır ülke gündemini meşgul eden ve her iki tarafıyla da ve taraftarlarıyla da sürekli tartışılan bir konu.

     Parlamenter rejim ve Başkanlık sistemi ile iki tarafıyla, mevcut sistemi ve başkanlık sisteminin savunucuları olarak taraftarlarıyla süregelen bu tartışma, 15 Temmuz gecesi yaşanan kanlı saldırılardan sonra oluşan yeni durum ve birlik havasının dağılmaması adına geçici olarak gündemdeki yerini kaybetmek üzereyken, Sayın Bahçeli’nin son günlerdeki ani çıkışı ile birlikte yeniden sıcak gündemin ortasına bomba gibi düştü.

    Tabii ki bu öneri ile birlikte hem sistem, hem de önerinin sahibi Sayın Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan tartışmaların tam odağında kaldılar.

     Burada olayı üç boyuttan ele almak gerekiyor.

    Birinci olarak önce sistem, ikinci olarak Sayın Bahçeli’ye bu çıkış üzerinden yapılan ağır eleştiriler ve üçüncü olarak da sistemin neden sadece Sayın Erdoğan karşıtlığı ve taraftarlığı üzerinden değerlendirildiğidir.

     Birinci olarak sistemi değerlendirdiğimizde, parlamenter sistemin ve milletin seçtiği söylenen milletvekilleri ile yönetilen Meclisin tam olarak görevini yapıp yapmadığı, çözüm üretme mekanizması olması gerekirken bunu ne kadar yerine getirdiği tartışılmalıdır bence.

     Parlamenter sistemin temel taşı olan milletvekili seçimlerinde bahsedilen demokratik tutumu ele aldığımızda, 43 yılını net olarak hatırladığım ve öncesini araştırdığım tüm seçim sürecinde, hiçbir dönemde ve istisnasız milletvekillerinin halk iradesini tam olarak yansıttığını söyleyemeyiz.

     Parti lideri ve partiler halkın seçmesi gereken fakat nedense liderlerin ve il yöneticilerinin dayatması ile seçilen delegelere, hiçbir zaman milletvekili listesi oluşturma şansı verilmedi. Delegeler de tüm partilerde bundan pek şikayetçi olmadı. Kendi belirledikleri listeler olduğu dönemde dahi, listenin yukardan değiştirilmesi, tamamen farklı ve bölgeden olmayan adayların kendilerine dayatılmasına yüksek perdeden bir itiraz olmadığı gibi, demokratik bir tavır olan delegelikten veya partiden istifa gibi yöntemleri çoğunlukla kullanmadılar.

     Bazen partiler ön seçim, temayül yoklaması vb. yöntemlerle görüş sorulmuş olsa dahi, hiçbir partide, son seçimde yaşadığımız gibi merkez atama listeleri, merkez milletvekili kontenjanı gibi, listelerin bazı sıralarının boş bırakılarak parti yönetimlerinin seçilememesinden korktukları adayları listelere elleriyle yerleştirip parti il teşkilatının yani parti tabanının görüşünü çok da önemsemediler, Gerek önemsenmeyenler, gerekse koltuğa oturma uğruna ben burada ne arıyorum demeyen vekillerden bir demokratik tepkiyle çok fazla karşılaştığımız söylenemez.

     Hiçbir il teşkilatı, üst yönetime bu seçimde halkın önüne sandık koyalım, adayları sıralayalım halk kendisini yönetecek milletvekilini kendisi seçsin, böylece halk mecliste kendini tam olarak ifade eder diyerek bir sürecin içinde olmadılar. Çünkü çoğunlukla kendileri de üst yönetim tarafından tabana il yönetimi olarak atandı veya yönlendirildi. Nedense hiçbir üst yönetimde böyle bir uygulamaya, elindeki gücü kaybetme endişesiyle olsa gerek en demokratik denilen partilerde dahi gidilmediği gibi seslendirilmedi de. Tabi böyle olunca seçilen vekilde iradesini, millete değil kendisini seçen genel başkanına teslim etmekte bir beis görmedi. Tabiî ki tenzih edilecek tutum ve davranışı olan genel başkanlar, il teşkilatları, vekiller ve delegeler vardır. Ama bunlar hiçbir zaman ekseriyeti teşkil etmedi.

     Böyle bir meclis oluşunca, grup kararı, parti disiplini vb. adlarla bağlayıcı unsurlarla kuşatılan ve halkın gücünü arkasında hissetmeyen vekiller, kendilerini seçen liderin dışında görüş bildirip, ikna olmadıkları konularda bile bu tavra karşı koymadan bazen yanlış politikalara bile evet demek zorunda kaldılar. Karşı koyanlar ise ihraç istemiyle doğrudan parti dışına gönderildi istifa edenler dışında.

     Öyle olunca bu mecliste sağlıklı partiler arası iletişimler sağlanamadı, uzlaşmalar ortaya çıkmadı ve biz ve daha eski kuşağın hatırlayacağı kaotik meclis aritmetikleri, yıllarca karar alamayan ama güçten oluşan yönetme ganimetini iyi bölüşen koalisyonlar, bunlara önem vermeyen ve periyodik olarak darbeyle meclisi ve halkı terbiye eden askeri vesayetler, demokrat maskesi altında ordu göreve, postalları parlatın diyen genel başkanlar ve milletvekilleri doğal sonucu oldu bu sürecin.

     Üniformayı çıkartanların cumhurbaşkanı seçildiği bu sistemde, millet hiçbir zaman mecliste kendini bulamadı ve ifade edemedi. Sonra partilerin seçtiği, daha doğrusu onlarca turda seçemediği cumhurbaşkanları, seçilip içinden çıktığı partiyi yeni gelen genel başkana teslim etmeyip, sürekli müdahalelerle (Özal- Yılmaz, Demirel-Çiller gibi) kendi partisini parçalayan cumhurbaşkanları da gördü bu toplum.

     1960 ile 1980 arasında, 1982 ile 2016 yılları arasında darbe anayasası ile yönetilmeyi içinde sindiren bu meclis, yeni bir anayasa yapmayı bile beceremedi.

      2014 de  ilk defa halkın oyu ile cumhurbaşkanı seçildi. Bu seferde oluşan fiili durum , hukuki bir boşluk yarattı doğal olarak. Şimdi onu düzeltme zamanı. Bence daha fazla uzatmayın, bırakın millet kendisini yöneten cumhurbaşkanını, parti genel başkanını, milletvekilini, il yönetimini, delegesini kendisi seçsin. Korkmayın milletten, artık sizin düşündüğünüz ve 4 senede bir defa kapısını çaldığınız köylü değil bu millet. Eğrisiyle doğrusunu, iyisi ile kötüsünü çok net ayırabiliyor dünyanın evimizin içine girdiği ortamda.

      Gelelim ikinci değerlendirmemiz de bu öneriyi gündeme getiren ve her ülke sıkıştığında anahtar rolünü özveriyle oynayan Sayın Bahçeli’ye yapılan eleştirilere. Üç günlük siyasi geçmişine bakmadan, vitrin ışıkları ile parlatılan, milyonların oy verdiği bir partiyi ve genel başkanını yedek lastik diye aşağılayıp, kendisine don lastiği diyenlere bile cevap veremeden ortadan kaybolan ve konuştuğunda hangi partinin temsilciliğini yaptığını belki kendisi bile anlayamayan sözcülerin olduğu ve yaptığı hiçbir eleştiriyi hak etmiyor Sayın Bahçeli ve onun partisi.

      2015 de olduğu gibi 1999 yılında başbakanlığı elinin tersiyle iten Sayın Bahçeli, koalisyon ortaklarına ve hükümetine olan saygıdan dolayı, hiç hak etmeyen ve Sayın Erdoğan’ı noterlik makamına itmeye çalışan kesimin sözcüsü olarak seçilen ve cüppesi çıkartılıp koltuğa oturtulan ve yıllarca Çankaya’yı mahkeme gibi yöneten, ülkenin milyarlarca dolarının uçup gitmesine neden olan krize sebep olan kişiyi cumhurbaşkanı seçtirdiğinde, hiçbirinizin sesi çıkmamıştı. Çünkü o seçilen demokrat maskesi altındaydı ve sizde şimdi o maske altında saldırmakta bir sakınca görmüyorsunuz. Sayın Bahçeli, daha sonra sizin uydurduğunuz 367 garabetini ortadan kaldırdı ve Sayın Gül’ün koltuğuna oturmasını sağladı. Türban konusunda kamusal alan zırvasıyla uygulatmadığınız anayasa değişikliğine çekinmeden imza attı. Yıllarca tüm hükümetlere tezkere, pkk ve sınır ötesi mücadelelerde tam destek verdi. 15 Temmuz da birileri evlerde saklanırken meydana çıktı ve geceyi partisinde geçirdi. Şimdi de diyor ki, böyle bir durum var, çekinmeyin gidin millete sorun, anayasanın değişmez ilkelerini esas alarak getirin milletin hakemliğine gidelim diyor. Kimden, neden korkuyorsunuz. Sayın Bahçeli, burada hükümete yedek lastiklik yapmamakta, aksine bir süre sonra zaten oraya evrilecek olan süreçte ön alarak, aksine trenin lokomotif mevkiine oturmuştur.

     Üçüncü değerlendirmemiz ise başkanlık sistemi tartışmalarının neden sadece Erdoğan karşıtlığı veya yandaşlığı üzerinden ele alındığı. Bu makamlar kimseye baki kalmadı ve kimse emekli olunca alıp evine götürmedi. Eğer süreç yolunda gider ve halk evet derse, başkanlık seçimi yeniden milletle yapılacak. Korkmayın gidin millete ve gücünüz, ikna kabiliyetiniz yetiyorsa kendiniz olun veya desteklediğiniz kişiyi seçtirin. Olmuyorsa da, eyvallah deyin ve halkın kararına saygı duyun. Allah gecinden versin, her fani ölümlü. Mutlaka bu koltuklar tekrar boşalacak ve siyasi sosyal yıpranmalarla boşalacak olan koltuklara millete yabancı olmayan ve milli olan adaylarınızı hazırlayın ve sizde halkın yönetenini seçmesine ve yönetmesine destek olun.

    Neyse yine fazla uzattım. Yeniden görüşebilmek ümidiyle.24.10.2016



Bu yazı 11 ay önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Vali Varol, Suluova Et Entegre Tesislerinde i..  
  Ahilik Haftası kapsamında İlçe Esnaflarına zi..  
  Maaşları Türkiye Kamu-Sen yükseltti, Memur-Se..  
  Sanayi sitesi esnaflarına Ahilik Haftası ziya..  
  MEB, üç bilinmeyenli denklemle karşı karşıya..  
  Yol yapım ve asfaltlama tüm hızıyla sürüyor..  
  Belediye Başkanı Özdemir’e ilköğretim haftası..  
  19 Eylül Gaziler Günü törenle kutlandı..  
  Amasya protokolü ve gaziler kahvaltıda bir ar..  
  Gaziler, destansı tarihimizin yaşayan abidele..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.