24 Eylül 2017 - Pazar / 22:33
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

TOPLUMCA SAKİN OLMAK VE SAKİN KALMAK…..

         Daha önceki yazılarımda da ele aldığım gibi, anayasa değişikliği sürecinin gerek Mecliste görüşülürken, gerekse daha sonraki referanduma götürecek süreçte toplumun gerileceği, karşılıklı atışmalar, yanlı görüşlerle kendi ve karşı tabana oynanacak söylem ve eylemlerle yanlışı savunmak ve sürüklenmekten ısrarla kaçınmak gerekiyor.

        Öncelikle Evet ve Hayır kavramlarının demokrasinin vazgeçilmez birer öğeleri olduğu, demokratik olduğunu söyleyen ve demokrasiye inanan herkesin bu kavramlara saygı duyması gerekir. Çünkü bugün evet veya hayır diye yürüttüğümüz ve savunduğumuz bir süreci, yarın kişi, olay veya süreç değiştiğinde, başka bir konuda hayır ve evet üzerinden de yürütebiliriz. Geçenlerde bir spor adamının  başlattığı ve neredeyse ülkeyi karşı karşıya getirecek “ben evet diyorum, sende var mısın?” klibi ile herkes iyice gerildi.

         Öncelikle herkes her türlü düşüncesini rahatlıkla ifade edebilmesi taraftarıyım. Evet diyene de, hayır diyene de demokrasi kültürü içinde var olduğunu bilerek saygı duyulması gerekir. Ama dikkat edilmesi gereken şey şudur. Topluma mal olmuş, fikir, kanaat, spor, kültür, sanat vb. alanlarda herkes tarafından izlenen, sevilen, sayılan insanların, toplumun genelini ilgilendirecek konularda taraf olarak, diğer taraf üzerinde oluşturacağı düşünce yargısını etkilemeye karşıyım.Çünkü etkiledikleri ve izlendikleri milyonlar üzerinde sorumluluk anlayışını taşımalı ve bu yaptıkları işlerde birer barış elçiliği ve taraf olmama görevlerini yitirmemelidir.

         Nitekim iktidar kanadı da bunun yanlış olduğunu açıkladı ve kampanyaya ters sonuçlar yükleyecek bu yanlıştan uzak durulması için uyarılarda bulundu. Düşünsenize bir anne baba, daha 7-8-10 yaşındaki, idrak yeteneğinden henüz yoksun ve oy bile verme hakkı olmayan çocuklarını videolara çekip evet veya hayır şeklinde propaganda yapıyor ve o çocukları çevrelerinde sıkıntılı durumlara düşebileceğine aldırmadan kullanabiliyor.

         Burada ise en büyük sorumluluk dolayısıyla siyasiler ve yukarıda yazdığım toplumun alanlarında sevilen insanlarına düşüyor. Onların yaptıkları yanlış ve geri dönülemez söylemlerin, gerginleştirici, ötekileştirici, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı etkileri olacağı asla akıllardan çıkarılmamalıdır. Hele ki ülkemizin şu anda tam birlik ve dayanışmaya ihtiyacı olduğu konjonktürde. Örneklem yapmak gerekirse;

        Milletin temsilcisi olan siyasetçilerin, milleti temsil ettiği Gazi Mecliste bu taslak görüşmeleri sırasında gerek erkek, gerekse bayan milletvekilleri ile sergiledikleri tavırların, toplumun uzlaşı kültürü üzerinde yarattığı travma henüz geçmemişken,

        Bir parti genel başkanının çıkıp, bu değişikliğe evet diyenler vatan haini demesi ne kadar yanlışsa, tasarıyı savunan parti genel başkanının bir kişi üzerinden yoldaşları söylemi ve karşı tarafın sanki bir terör grubu olduğu imasını vermesi de o kadar yanlıştır. İktidardan bazı kaynaklarında memleket bu tasarıyla yıkılacak veya kurtulacak sanısıyla karşı tarafı işbirlikçilikle suçlamaları da o yanlışa ortaktır.

     Gezi gibi masumane başlangıçla anlatılıp, ülkeyi provokatör güçlerin kalkışması ile yıkmaya çalışanların önüne düşüp, daha sonra Türk Tarihinin en büyük şahsiyetlerinden olan Kanuni Sultan Süleyman ve Vatanım Sensin dizisinde kurucumuz ve daim liderimiz Atatürk’ün yol arkadaşı gibi rollerde başka kimse kalmamış gibi para uğruna tarihi yazanları oynayanların pişkince davranışları ne kadar yanlışsa, sırf TFF başkanı olmak, dizilerde rol kapmak, Kültür Bakanlığının desteklerinden pay almak için ekranlara çıkıp, dününün unutulduğunu sananlarında pişkince propagandaya dahil olmaları da o kadar yanlıştır.

       Kendileri geziye giderken veya farklı bir eylemde çıkanların, demokratlık taslaması ne kadar yanlışsa, aynı kişilerin Cumhurbaşkanlığı Külliyesine gidenleri linç etmesi de o kadar yanlıştır. Külliyeye gidenleri yargılayanları, trol hesaplarla linç etmeye kalkanların yaptığı da o kadar yanlıştır.

       Medyayı yandaş olmakla savunan, milletvekili kızı olmaktan başka özelliği olmayıp, ıkınmaktan konuşamayan demokrat hanım spikerimizin, nerede o sihirli çizmeler diye el ovuşturması ne kadar yanlışsa, bir başka kanalda onu hedef gösterip kovulmasını istemek de o kadar yanlıştır.

       Gerçi dünyanın özgürlük ve rüyalar ülkesi Amerika’da neredeyse bizimle aynı ya. Düşünsenize bir kişi seçiliyor, halka mal olmuş sanatçılar, o kişinin evini bombalamayı düşündüğünü söyleyebilecek, bir başkası kızının ürünlerini mağazasından çıkartabilecek kadar katı ve yine birçok dünyaya mal olmuş sanatçısı, ordu darbe yapıp ülkeyi Trump’tan kurtarmalı diyecek kadar hazımsız ve pervasız olabiliyor.

       Yine ülkemize gelirsek, düne kadar en belalı taraftar grubu olarak anılan, kendi başkanları tarafından tribünden kovulan ve istenmeyen taraftar grubu olan, ama gezi olayları ile bir halk kahramanı haline dönüştürülmeye çalışan Çarşı taraftar grubunun “Cumhuriyet rejiminin tek adam rejimine dönüşmesini sağlamak üzere iktidarın dayattığı 18 maddelik yeni anayasa değişiklik paketi 2017 Nisan ayrında referandum ile Türkiye halkına sunulacak.Bu değişikliklerle güç tek bir kişide toplanacak, her türlü muhalefet sindirilip yok edilecek, Faşizm artık dişlerini saklama gereği bile duymadan tüm çıplaklığıyla halklarımızın üzerine çökecek.Ülkemiz vatandaşı ve kulübünüzün oyuncusu Arda Turan ve birkaç diğer Türk futbolcu bu değişikliklere evet diyeceklerini açıklayarak sosyal medyada topluma “evet “ demeleri çağrısında bulundular.

        Bu anlayış ; ırkçıdır, mezhepçidir, laiklik düşmanıdır. Bu anlayış savaş çığlıkları atıp barış diyenleri tutuklar. Bu anlayış kadın düşmanıdır; kadını ikinci sınıf vatandaş olarak görür. Bu anlayış; hırsızdır, adları yolsuzluklara karışmıştır,”demesi kadar ülkesini Barcelona’ya şikayet eden, kendi takımlarını tutan ve evet diyenleri sindiremeyen hayırcı, yanlı ve faşist söylemleri, buna en ufak bir tepki göstermeyen ve kendilerini bağlamadığını söylemeyen,  en efendiyiz demekle efendi olunamayacağını bilmeyen BJK Başkanı, yönetim kurulları ve taraftarlarının yaptığı ne kadar yanlışsa, bu şikayete yol açan Arda’nın yaptığı sonuçlarını düşünemediği propaganda da yanlıştır.

        Osmanlı Torunu sultan olduğunu söyleyen bir hanımefendinin, “canımıza yetti artık bu parlamenter sistem” demesi ne kadar yanlışsa, CHP Grup Başkanvekilinin yaptığı “Sen Atatürk'e dil uzatıyorsun ya. Eğer Atatürk olmasaydı sen mutlaka yine yaşardın. Ama hangi sarayın hangi odasında, hangi kafesin altında dedenin, babanın uygun gördüğü hangi paşanın kaçıncı karısı olurdun onu bir düşün"  diyerek ecdadını ve Osmanlı’yı aşağılaması da o kadar yanlıştır.

       Bir askeri birliği ziyaret eden Savunma Bakanını, askerleri önünde diz çöktürdüler diyen bir CHP milletvekilinin, bunun genel bir uygulama olduğunu ve 2011 yılında Koçkıran Karakolunda sadece CHP genel başkanı sıfatıyla Kılıçdaroğlu ve eşi ile üstelik başka bir sıfatı olmayan partililerinin önünde diz çöken askerlerin resmini bilmeden yorum yapması ve askeri rencide edici sözler söylemesi baştan aşağı yanlış ve cehalet kokmaktadır.  Duruma açıklık ve özür getirmeyen tüm partili arkadaşlarını da bu yanlışa ortak etmektedir.

       Geçen bir arkadaşım yazdı, biz baskılardan, tutuklamalardan, demokratik olmayan uygulamalardan buradan bakınca oradan korkuyoruz diye. Haklıdır kendi penceresinden. Ama bu halkın çok büyük çoğunluğu da,1960, 1971, 1980 askeri darbelerinden, başbakan asılmasından, hükümetler devrilmesinden, 2007 e-muhtırasından, 28 şubat sürecinden, başörtüsü zulmünden, namaz kılıyor diye, irticacı olarak ordudan ve mesleklerinden atılanlarda buradan bakınca oradan korkuyor. Ona ne diyeceksiniz?

        Her fırsatta ülkesini şikayet eden, en son Alman başbakanına gelme bu Cumhurbaşkanına yarar, gelince de koşa koşa ülkesini ona şikayet eden Parti başkanından da korkuyor. Onu da açıklayabilir misiniz?

       Olayı tek adam ve Erdoğan üzerinden nitelemek, bir manyak gelirse diye milleti korkutmak, hala bu milleti tanımadıklarını ve aşağıladıklarını açıkça göstermekte. Tüm yetkiler onda toplanacakmış, başka kimse olmayacakmış. Ya gelir veya gelmez. Bu millet manyak seçecek kadar manyak veya aşağılık mı? Şu anda Başbakanın yaptığı işi Cumhurbaşkanı yapacak o kadar. Şu anda olacak olan hükümet, milletvekilleri, bakanlar, genel müdürler, memurlar, şefler yine olacak. Adam çıkıp eşiyle bakkal yönetmeyecek ki. Ülkenin yönetim kadrosu birden boşalmayacak ki. Seçilecekler tamamen kukla, kişiliksiz, her denilene evet diyecek kadar zayıf kişiler mi olacak? Zaten şimdide genel başkanının seçimde listeye yazmaz diye korkusuna karşı gelip, sesini çıkartacak kaç kişi var? Olanları da zaten her partide gördüğümüz gibi barındırmıyorlar.

       Böyle onlarca, yüzlerce örnek yazılabilir. Ama zaman toplumca sakin olma ve sakin kalma zamanıdır. Ne bir tarafın dediği gibi bu sistem gelirse ülke yıkılacak, bölünecek, mahvolacağız. Ne de diğer tarafın dediği gibi sihirli bir değnekle tüm sorunlarımız çözülecek. Evet çıkarsa Cumhurbaşkanı süratle karar alıp uygulayacak, durum fiili ve yasal hale getirilecek, hayır çıkarsa da ülke yıkılmayacak, Cumhurbaşkanı aynı durumunda ve daha aktif çalışmaya devam edecek, hükümet duracak, en fazla bir erken seçimle yeni hükümet artmış oy oranıyla yeniden iktidara gelip, icraatına devam edecek. Korkacak bir şey yok yani. Eğer hayırla hükümeti yıkıp, seçim kazanırız diye düşünüyorsanız,  bak o zor biraz.

       Sadece sakin olun ve sakin kalın. Yeniden buluşabilmek ümidiyle. 13.02.2017



Bu yazı 7 ay önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Vali Varol, Suluova Et Entegre Tesislerinde i..  
  Ahilik Haftası kapsamında İlçe Esnaflarına zi..  
  Maaşları Türkiye Kamu-Sen yükseltti, Memur-Se..  
  Sanayi sitesi esnaflarına Ahilik Haftası ziya..  
  MEB, üç bilinmeyenli denklemle karşı karşıya..  
  Yol yapım ve asfaltlama tüm hızıyla sürüyor..  
  Belediye Başkanı Özdemir’e ilköğretim haftası..  
  19 Eylül Gaziler Günü törenle kutlandı..  
  Amasya protokolü ve gaziler kahvaltıda bir ar..  
  Gaziler, destansı tarihimizin yaşayan abidele..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.