24 Eylül 2017 - Pazar / 22:35
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

YANLIŞLAR-DOĞRULAR ÜZERİNE…….

     Referanduma doğru giderken, ülke gündeminin en önemli maddesi olarak yaşantımızın içerisinde ağırlığını iyice hissettirmeye başladı. Demokrasinin ve günlük hayatımızın vazgeçilmez ve kabul edilebilen evet-hayır kelimeleri arasında, bir çok yanlış ile doğruyu ayırt edebilme ve gereklerini yerine getirme mecburiyetimiz olduğunu asla unutmamalıyız.

      Birkaç gün önce, İstanbul’da bir minibüste 16-17 yaşlarındaki bir lise öğrencisinin türbanının diğer bir başka bayan tarafından çekilerek, tekmeli saldırıya uğraması kabul edilemez bir yanlış. Üstelik bu bayan, twitter hesabında, 2000 yılından beri birçok başı örtülü kadını dövdüğünü söylemesi, bu bilinçli yanlışını pekiştiriyor. Geçtiğimiz yaz aylarında bir hemşirenin, şort giydiği için bir erkek tarafından tekmeli saldırıya uğraması ne kadar yanlışsa, bu konuda insanların yaşam biçimi ve giyimi üzerinden eleştirilmesi ve saldırıya uğramasını protesto eden stk lar ve kadın örgütlerinin o hemşirenin yanında yer alması da o kadar doğrudur. Ama o zaman kıyameti kopartan ve yaşam biçimlerinin sorgulanmasına karşı çıkan bu kadın örgütlerinin, üstelik de yaşam ve giyinme biçimi yüzünden kendi hemcinsi tarafından saldırıya uğrayan bu lise öğrencisi hakkında en ufak seslerinin çıkmaması da o kadar acınacak bir yanlıştır. Neyse ki buradaki en büyük doğruyu, belki de referandumun en büyük tartışma konusu olmadan ve insanların evet demelerinin geçmişten gelen korkusunu haklı çıkartacak bu olayı Sayın Kılıçdaroğlu, kendisine ve siyasi bir lidere yakışan şekilde, bizzat genç kızın evine kadar giderek üzüntüsünü bildirerek doğruyu yapmıştır.

      Ak Partili bir İlçe Başkan yardımcısının, eğer evet oyu çıkmazsa iç savaşa hazırlanın söylemi ne kadar yanlışsa, insanların hayır demelerini haklı çıkartacak bu söylem üzerine Ak Partili idarecilerin, bu sözlerin kabul edilemez olduğunu açıklayarak, bu kişiyi istifaya davet etmeleri ve istifa ettirmeleri de o kadar doğrudur.

      CHP li bir Meclis Başkanlık Divanı üyesinin, kendilerine tahsis edilen iletişim hakkı olan paradan, 12 ayda 1.2 milyon, 2017 yılında sadece ocak ayında 800 bin Tl olmak üzere, 13 ayda iki milyon TL yi harcaması, bunu açıklayan parti sözcülerinin “efendim böyle sınırsız bir yetki verilmesi yanlıştır” diye savunarak, insanların demek bu kişi veya kişilerin eline daha büyük imkanlar verildiğinde ne tür harcama saçmalıkları yapabileceğini düşündüren açıklamaları ne kadar yanlışsa, parti yönetiminin en kısa zamanda bu milletvekilini yaptığının etik olmadığını söyleyerek istifaya davet etmesi ve istifa ettirmesi de o kadar doğrudur. Ödenir ödenmez bilemem ama bir milletvekilinin, biz bu parayı gerekirse maaşlarımızdan toplayacak ve evini sattırarak ödeyeceğiz demesi ve bunun gereğini yerine getirmesi, yetim hakkı üzerinden siyaset yapan bir demokrat partinin doğrusunu taçlandıracaktır.

      Siyasi tansiyon tam olarak yükselmeden, bu tasarıya evet demek hainliktir yanlışını savunan CHP genel başkanının, değişikliği Anayasa Mahkemesine götürmeyerek, milletin hakemliğine güveniyoruz diyerek, evet demenin de demokrasinin bir gereği olarak kabul etmeleri o kadar doğrudur. Keşke baştan tasarı çalışmalarına Başbakanın daveti üzerine katılsalardı da, sakıncalı gördükleri noktaların değişimine katkıda bulunup, sürekli AYM ye götüreceğiz söyleminde bulunmasalardı, doğru en baştan kendini bulurdu Çünkü taslağın hazırlık aşamasında mutlaka olumlu katkı yapacaklardı.

      İktidar ve tasarıyı savunan kanadın, tasarıya hayır oyu verenlerin şer ve terör cephesinde olacaklarını ima eden söylemleri ne kadar yanlışsa, son günlerde en yetkili ağızlardan, hayır diyenlerin de demokrasinin bir gereği ve terör grupları dışında bu ülkenin vatandaşı olduğunu açıklamaları da o kadar doğrudur.

      Bir ülkenin ilim ve irfan yuvaları olup, geleceğini yetiştiren üniversitelerinde, ailelerinin dişinden tırnağından artırdığı paralarla okusun diye gönderdikleri dört kız öğrencinin, ne sebeple olduğunu anlayamadığımız yine diğer iki bayanı evlerine çağırarak dövmeleri ve dayak görüntülerini, üstelik çıplak bacakları ile kendini teşhir ederek sosyal medya platformunda, “ne yani dövmeye gelmişlerdi, çaymı demleseydik” diyerek yayınlamaları, o derece yanlış ve düşündürücüdür. Geleceğin belki öğretmeni, doktoru, hemşiresi, mühendisi, ekonomisti vs. olacak ve geleceğimize en önemlisi anne olarak yön verecek bu dört genç kızın, daha önce bu köşede “kadına şiddet, kadından şiddet” adı altında iki köşe yazısı yazmış olan beni haklı çıkartırcasına şiddetin sadece erkeklere özgü olmadığını gösteren bu eylemlerine, her şiddet olayında ortalığı ayağa kaldıran kadın platformlarının ne tepki vereceğini merak ediyorum.

      Son sözümde televizyonlarda yayınlanan evlilik programlarına ve eleştirenlere. Geçenlerde 60 lı yaşlarda, muhafazakar bir arkadaşım ile görüşürken, telefonu acele ile kapatmaya çalışıyordu. Sorduğumda evlilik programlarını seyrettiğini ve çok heyecanlı bir görüşme olacağını söyledi. Ya kardeşim bu bir arz talep meselesidir. Siz seyreder, raytingleri tavana vurdurursanız, onlarda bu programları çekmeye ve yayınlamaya devam ederler. Kafanıza zorla vurarak mı izletiyorlar, yüzlerce kanal var açın birini seyredin. En muhafazakar evlerden, köylerde bile neredeyse dini bir program seyreder gibi nefes almadan, özellikle belirli bir yaşın üstünde okuma yazma dahi bilmeyen insanların kadınlı erkekli seyrettiğine şahit oldum. Bir kere bile açıp seyretmediğim ama internette haberleri ile gözümüze sokulan bu programlar için, geçenlerde bir solcu yazar köşesinde; “ başı örtülü, kucaktan kucağa dolaşan civelek” diye bir yazı yazdı, kıyamet koptu. Özel hayatında başı açık resimlerini yayınlayan bu hanım kızımız bunalımlara girmiş, ağlamış. Adam haklı kardeşim. Senin inancında iki günde bir sevgili değiştirip, milletin önünde fingirdeşmek, gece kulüplerinde müzikle kendini dağıtıp, canlı yayın yapmak yok. Ya onu kafana takmayacaksın, yada takıyorsan da inancın gereği  o hafif davranışları yapmayacaksın. Yazıklar olsun onu oraya çıkartana, başına taktığı o örtünün hakkını veremeyene ve onun sırtından para kazanacağım diye bu rezilliğe göz yuman ailesine.

      Yeniden buluşabilmek ümidiyle. 20.02.2017



Bu yazı 7 ay önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Vali Varol, Suluova Et Entegre Tesislerinde i..  
  Ahilik Haftası kapsamında İlçe Esnaflarına zi..  
  Maaşları Türkiye Kamu-Sen yükseltti, Memur-Se..  
  Sanayi sitesi esnaflarına Ahilik Haftası ziya..  
  MEB, üç bilinmeyenli denklemle karşı karşıya..  
  Yol yapım ve asfaltlama tüm hızıyla sürüyor..  
  Belediye Başkanı Özdemir’e ilköğretim haftası..  
  19 Eylül Gaziler Günü törenle kutlandı..  
  Amasya protokolü ve gaziler kahvaltıda bir ar..  
  Gaziler, destansı tarihimizin yaşayan abidele..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.