24 Eylül 2017 - Pazar / 22:36
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

TEK ADAMLIK !!!

     Öncelikle referandumun hayır kampanyasının yürütüldüğü ana eksen olan tek adamlığı ele alalım. Tüm tartışmaların odağında olan, sanki anayasanın içeriğinde bundan başka bir şeye yer verilmemiş, ülkeyi kaosa götürecek veya ülkemizin kurtuluşunu sağlayacak, ülkemizde ilk defa karşılaşılan bir şeymiş gibi şaşkınlıkla karşıladığımız bu kavram, aslında hiç yabancı olmadığımız, hayatın her anında yaşadığımız, çalıştığımız her kurumda örneğini gördüğümüz bir kavram ve şahsiyet.

      Çok daha eski olan bin yıl geriye gitmeden, Anadolu coğrafyasındaki yaşam ve yönetim biçimimiz adeta bunun canlı örneği. 600 yılı aşkın süre dünyayı yöneten, her ne kadar CHP, bu kadar yetki padişahlıkta yoktu orada sadrazamlık var dese de Osmanlı İmparatorluğu döneminde, birkaç sadrazam dışında öne çıkan başka bir yönetici profili olmaması, onlarında son kararlarının padişah tarafından onanması ve nihai karar mercii olması, bizim yönetim sistemimizde alışkın olduğumuz ve belki de dönemin şartlarına göre başarıyı sağlamaya yol açan bir yönetim tarzıydı.

      Osmanlı’nın parçalanması ve ülkenin işgali üzerine, bu onurlu direniş hareketi ve bağımsızlık savaşını yapacak bir karakter arandı. Çevresindekilerin desteği, gerekirse ikinci planda kalmayı göze alma pahasına, bu şanlı özgürlük direnişinin tek adamı, siyaset ve askeri dehası Atatürk bu görevi üstlendi ve ülkeyi kaos savaşından başarıyla çıkardı. Sonra aldığı siyasi kararların günümüzde bile hala bazılarının tartışıldığı söylense de, sonuçta yıkık dökük milletten ve devletten, 80 milyonluk bir süper deve dönüşecek organizasyonun temeli olan Cumhuriyetle buluşmamızı sağladı.

      Atatürk’ün tek adamlığı fazla uzun sürmedi. En yakın mesai arkadaşı tarafından neredeyse 15 yıl Çankaya Köşküne mecazi anlamda da olsa hapsedildi ve pasifize edildi, İşte İnönü tek adamlığın dersini vererek, oda siyasi dehasıyla tam anlamıyla uyguladı. Atatürk’ü hafızalardan kazımak için paralardan ve posta pullarından resmini kaldırttı, saltanatı ve halifeliği kaldıran, tekke ve zaviyeleri kapatan ama ezanın Arapça okunmasına müdahale etmeyen Atatürk’ün yapmadığını yaparak ezanı Türkçeye çevirdi. Seçimlerde açık oy, gizli tasnif ile uzun yıllar tek adam rejimini devam ettirdi.

      Belki gerçekten demokratik yaklaşım, belki zorunluluk bilemeyiz ama yaptığı iyi bir şeyle, çok partililiğe geçişe onay vererek, bugünkü sistemin bir nevi temelini attı. Bu ona belki iktidarı kaybettirdi ama ordu üzerindeki yadsınamaz gücüyle, demokrasinin tepesinde sürekli darbe tehdidini, demoklesin kılıcı gibi sallamaya devam ederek müdahil durumunu 1960 darbesi ve 1971 yılındaki 12 Mart Muhtırası ile sürdürdü. Ha hakkını yemeyelim, 1923-1950 arası insan gücü neredeyse sıfıra inmiş, toplu iğnesini bile yapamayan bir ülkeden, yavaş yavaş fabrikaları ile üretime geçen bir dönemin olduğunu da söylememiz gerek.

      Sonra kendi yetiştirdiği Ecevit’in sivil darbesi ile yönetimden uzaklaştırıldı. Burada Ecevit’in o dönemki haklılığını sorgulama yetisine sahip değiliz ama bazı kararları ile demokrasiyi daha iyi sindirdiğimiz Ecevit Türk siyasi sahnesine damga vurdu, demokratik ve halkçı lider olarak. Ta ki DSP deki tek adamlığına aslında pardon hakkını yemeyelim Rahşan hanımın tek hanımlığına kadar.

      Bu ara dönemde, Türk halkı belki de bilinçaltı olarak ve yüzyıllardır alıştığı yönetim şekline uygun olarak 1950-1960 arasına damga vuran dönemde, Menderes’i tek adam olarak ödüllendirdi. Bu dönemde de, ülkenin kalkınma hamlesine büyük bir hızla ve başarıyla devam edildi.

      Menderes’in asılması ile demokrasiye vurulan darbenin ardından pes etmeyen ve Demokrasiyi isteyen Türk halkı, Türk siyaset sahnesine yeni bir tek adamı armağan etti. 1960-1970 arası barajlar kralı olarak adlandırılan, üçüncü kalkınma hamlesini başlatan ve kesintilerle neredeyse 2000 yılına kadar, Demirel’in tek adamlığı siyaset dünyamıza damgasını vurdu.

      1980 darbesinin tek adamı Kenan Evren’i sandığa gömen Türk halkı, 1983 ile 1991 arası yeni bir tek adam, 4. Kalkınma hamlesinin mimarı Özal’ı siyasi vitrine çıkardı.

      Bu ara süreçlerde, çeşitli tek adam mücadelelerinin yarattığı tahribatlar ise bize demokrasi yolunda onarılmaz yaralar açmaya da devam etti.

      1980 ler ile 1990 ların sonuna kadar, CHP mirasında yapılan tek adamlık kavgasında Baykal ile Ecevit’in çekişmeleri, Türk solunu parçaladı ve 1973 de % 42 lere kadar çıkan sol tandanslı oylar, üst limit olan % 23-25 bandında çakılı ve iktidar hasreti bir tablo ortaya çıkardı.

     1991 de Özal’ın cumhurbaşkanı olmasıyla ANAP içindeki tek adamlık kavgası, Mesut Yılmaz’ın partiyi ele geçirmesine varınca, bunu hazmedemeyen Özal, yakınları siyasetçilerle Türk büyükleri komedisi ile ANAP’ı parçalayarak, siyaset mezarlığına gönderdi.

     1980 deki kesintiden sonra, 1990 larda yeniden hükümet sahnesinde yerini alan Demirel ise, 1993 de Cumhurbaşkanı olarak Çankaya’ya çıkınca, yerine yaldızlatarak siyaset sahnesine sürdüğü Çiller ile yaşadığı çekişme ve tek adamlığının elinden gitmesine izin vermeyerek, kendi uğradığı darbeler ders vermemiş olacak ki 28 Şubat post modern darbesine çanak tutarak, tarihi 50 yıla dayanan Demokrat Parti gelenekleri ve ismi üzerine inşa edilen partisini siyaset mezarlığına gömme pahasına, ülkenin hükümetini yıkmayı ve partisini bölmeyi göze aldı.

     Erbakan’ın partisinde tek adamlığını koruma pahasına yaptığı direnç, Sayın Erdoğan’ın 15 yıllık tek adamlık iktidarına ve ülkenin beşinci ve en parlak kalkınma hamlesine sebep oldu. Bu süreç henüz yaşanmaya ve her seçimde oyunu artırarak devam ettiği için, sonuçlarının ne olacağı hakkında kestirimde bulunmak mümkün değil.

     CHP nin tek adamlığına soyunan Baykal, kaset darbesi ile yeni bir tek adam doğurdu. 7 yılda 7 seçim kaybeden Kılıçdaroğlu, tabanına İhsanoğlu için, adam gibi tıpış tıpış gidip oy verecekler, % 40 oy almazsam istifa edecem deyip, 7 yıldır % 23-25 bandına çakılı kalan partisinin sorumluluğunu üzerine almayarak, 23.03.2017 tarihinde, “referandumdan evet çıkarsa istifa edeceğimi söylüyorlar, asla ben seçimle geldim, sonuna kadar savaşacam” diyerek, ülkeye demokrasi!!! dersi vermeye devam ediyor. Sahi Demokrat! Kılıçdaroğlu’nun diktatör ve tek adam diye saldırdığı Sayın Erdoğan, 15 yılda kazandığı ve sürekli oylarını artırdığı 15 seçimde, milletin kafasına silah dayadı ve zorlamı sandığa götürdü de, bizim haberimiz olmadı. Yoksa seçim gecesi bizi hipnoz edip, oyların rengini mi değiştirdiler, bileniniz var mı? Yesinler senin demokratlığını ve CHP nin üzerindeki tahakkümünü.

     MHP ise rahmetli Başbuğ’un tek adamlığından, ölümü ile yeni bir tek adam yönetimine geçti. 17 yılda neredeyse girdiği her seçimi kaybetmiş gibi gözüken MHP’nin, aslında rahmetli Başbuğ’un en kuvvetli zamanlarında dahi % 2.4 ile % 8 arasındaki oy oranını, % 11-18 bandına ve siyaset sahnesine yerleştiren Bahçeli’nin politik başarısını görmezden geliyor. Oradan ayrılan veya ihraç edilen diyelim 4 aday ise, bireysel değil neredeyse Akşener’in tek adamlığından medet umarcasına onun liderliğinde, iktidar mücadelesi yapıyor parti içinde. Halaçoğlu ile Feyzioğlu’nun köylerde, salonlarda birlikte hayır propaganda yapması, Akşener’in ve diğer adayların diğer tvlere çıkarmıyorlar bahanesi ile Halk Tv de ekran alması  MHP ye yakışıyor da, HDP ve CHP nin verdiği başbakanlığı reddeden Bahçeli’nin, Sayın Erdoğan ile birlikte evet cephesinde yer alması yakışmıyor öyle mi? Nedense bunu bir düşünmek lazım. Siyasette Demirel’in bir lafı vardır, dün dündür diye. Bahçeli dün ağır sözler söylemiş olabilir, ama bugünkü konjonktürü değerlendirmek lazım. Eğer düne takılırsak, çoğumuz evde kardeşlerimizin, ana babamızın yüzüne bile bakamayız ağır sözlerimiz yüzünden,

     Sonuç olarak tek adamlık öcü gibi gösterilse de, ülkemizin beş kalkınma hamlesine damga vuran ve bugünkü gücüne kavuşmasına sebep olan1919-1938 Atatürk, 1923-1950 İsmet İnönü, 1950- 1960 Adnan Menderes, 1960-1970 Süleyman Demirel, 1983-1991 Turgut Özal ve 2002-2017 Recep Tayyip Erdoğan dönemlerinin tek adamlığının, referandumdan evet çıkarsa tek adam gelecek diyenlerin savını çürüttüğünü ve tek adamlığın, yüzyıllardır geleneğimizde olan bir kabullenme olduğu ve başarı öyküleri yazdığı gerçeğiyle korkutucu olmadığını görmek gerek. Çünkü ükemizde oylar partiye değil, onun liderine veriliyor ve doğal olarak tek adamlık onaylanıyor.

     Yeniden buluşabilmek ümidiyle. 27.03.2017



Bu yazı 6 ay önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Vali Varol, Suluova Et Entegre Tesislerinde i..  
  Ahilik Haftası kapsamında İlçe Esnaflarına zi..  
  Maaşları Türkiye Kamu-Sen yükseltti, Memur-Se..  
  Sanayi sitesi esnaflarına Ahilik Haftası ziya..  
  MEB, üç bilinmeyenli denklemle karşı karşıya..  
  Yol yapım ve asfaltlama tüm hızıyla sürüyor..  
  Belediye Başkanı Özdemir’e ilköğretim haftası..  
  19 Eylül Gaziler Günü törenle kutlandı..  
  Amasya protokolü ve gaziler kahvaltıda bir ar..  
  Gaziler, destansı tarihimizin yaşayan abidele..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.