19 Kasım 2017 - Pazar / 13:35
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

ORTAYA KARIŞIK SİYASET………

            Aslında bu hafta yazmamayı, ramazan öncesi kimseyi en ufak bir şekilde kırmak veya hissiyatına dokunmak istemiyordum. Fakat geçen hafta yazım bazı arkadaşları, dostları kırdı. Belki bir olayın farklı bakış açısından bakabiliriz ama ortak noktamız bu ülkenin insanı olmamız ve aynı paydada, aynı değerleri yaşamamız.

            Benim bu noktada isyanım; siyasetin sadece entelektüel bakış açısına sahip olanlara helal, diğerlerine ise uzaktan bakması gereken, sadece verilen direktiflere uyması gereken gereksiz kalabalıklar olarak görülmesi. Bunun en basit ve yakın örneği ise, Sayın Kılıçdaroğlu’nun 16 Nisan Referandumundan sonra söylediği “ bizim seçmen kitlemiz ve hayır bloğu, eğitimli insanlar” sözleri. Sanki evet diyen 24 milyon insan, zihinsel engelli, cahil, herhangi bir eğitim görmemiş, olayları algılamaktan yoksun.

            Kimsenin siyaseti kimseyi ilgilendirmez, ama herkes görüşünü özgürce söyleyebildiği, diğerini aşağılamadığı, baskılamadığı sürece.

            CHP li gençler, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramında Anıtkabir’e, Cumhuriyetimizin kurucusu büyük liderimizin ebedi istirahatgahına yürüyüş yapıyorlar. Fakat dikkatimi çeken husus, atılan slogan ve yürüyüş kortejinin başındaki afişte bulunan, direne direne kazanacağız yazısı.

            Ya Allah aşkına, neyin direnişi bu, neyi kazanacaksınız. Bu slogan yasadışı sol örgütlerin baş sloganı. Atanın huzuruna yürüyen bir siyasi partinin gençlik teşkilatının baş sloganı olmamalı. Gidersin sandığa oyunu verirsin, fazladan çalışırsın insanların değerlerine saygı gösterirsin, ikna edersin, iktidara gelir kendi yönetme sistemini uygularsın. Sokak eylemcileri gibi, sloganla tüm ülkenin, hepimizin Atasına yürüme hakkınız yok.

            Önceki yazımda, ne saraymış ne CHP imiş yazmıştım. Sarayın talimatı ile CHP yi karıştırmak için, parti içinde bazı isimlerin harekete geçtiğini partinin genel başkanı, bizzat kendi ağzı ile ifade etti. Bu talimatı alan ve partiyi karıştırmak isteyen isimlerde, Baykal, Böke, Sağlar ve İnce gibi partinin ağır topları idi. Eğer bir talimatla CHP nin en ağır topları harekete geçiyorsa, CHP kağıttan kale, kumdan şato demiştim. Ama sayın genel başkan, kımıldayanı kapının önüne koyarım çıkışı, çok demokratik!! olarak karşılığını buldu sanırım. Sayın Böke, en ön sıralardan genel başkanı alkışlamakla meşgul, Sayın Sağlar kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilince oda sustu. Sayın İnce, ekranlarda en ağır eleştirilere devam etse de, umutsuzluğunu, “ben bir şey istemiyorum, delegeler ol derlerse aday olurum” diyerek, teslimiyetini ifade etti.  Bir önceki kongrede ulaştığı oy potansiyeli, temizlenen delege yapısı ile sanırım kendisine yeni bir ümit vermiyor. Sayın Baykal ise, illa da beni aday gösterin demeye getiriyor ama, genel başkan sanırım bu talebe kulak vermeyecek ki, şimdiden çatı aday demeye başladı. Onunda kim olduğunu herkes biliyor da şimdilik susalım zamana bırakalım.

            Sayın Kılıçdaroğlu, “Sözcü’ye yapılan operasyon, Türkiye’ye yapılan operasyondur” demiş ve lütfetmişler. Kusura bakmasın, Sözcü ne Allah aşkına. Geçmişte vekillerinin zaman Gazetesi önünde yaptığı eylemlerin yanlışlığı bugün ortada. Yarın inşallah yine aynı yanılgı içinde olmazlar. Ben de Türkiye’yim ve Sözcü beni temsil etmiyor. 270 bin tiraj tamam ciddi bir rakam ama benim sözcüm değil arkadaş.

           Sayın Kılıçdaroğlu’na şunu sormak lazım. Sözcü’ye yapılan operasyonda, geçtiğimiz seçimlerde Sayın Erdoğan’ı darağacında gösteren, bir başka sayısında oy vermeye gidenleri beyninizi alın oy vermeye gidin diyerek, 25 milyon seçmeni aşağılayan bu alçak başlıklar atan Sözcü’deki kime operasyondu acaba. Kılıçdaroğlu, önce buna cevap vermeli, eğer bulursa sekiz senede neden sekiz seçim kaybettiğinin ve CHP nin neden 40 yıldır iktidar olamadığının da cevabını bulur.

           MHP li dostlarımda, geçen haftaki, MHP li muhalifler Erdoğan’dan kaçarken, Kılıçdaroğlu’na yakalandı başlıklı yazımdan üzülmüşler. MHP nin tabanının en az % 60 civarında hayır verdiğini söylemiştim. Haklarıdır. Demokratik tercihtir ve saygı duyulur. Ama MHP li muhalifleri temsil eden hayır cephesinin en büyük argümanı, Sayın Bahçeli’nin kongreye yanaşmaması ve Sayın Erdoğan geçmişte kendilerini sözleri ile bu kadar yaralamışken, neden bu dönemde yakınlaşıldığı ve destek verildiği idi.

         Referandum bitti, Sayın Klılçdaroğlu ve Sayın Akşener’in ilk söylemleri, % 48.6 lık bloğu korumalıyız oldu. Yani içinde CHP-HDP-FETÖ, SAADET PARTİSİ, EMEP, ÖDP, LGBT, VATAN PARTİSİ, DHKPC,PKK, vs. adını sığdıramayacağım onlarca aşırı ve yasadışı sol, Marksist bileşenin olduğu bir bloğu korumaya iki liderde kararlı. Bende Erdoğan’dan kaçan ülkücülüğü sorgulanamayacak kadim dostlarımın, bu bloğa yarın ki seçimde oy verirken nasıl bir duygu içinde olacaklarını vurgulamak içindi.

         Tamam Sayın Akşener’e, başkanlık için oy verebilirsiniz, ama milletvekili listeleri oluşturulurken % 6-7 ile bu bloğun üçüncü partisiyken size ne kadar temsil kabiliyeti verilecek. Siz CHP veya HDP li bir adaya oy verebilecekmisiniz, yada HDP ve CHP li seçmen sizin adayınıza oy verecek mi? Kongre yapmayan Bahçeli’den koşar adım kaçarken, kongre isteyeni kapının önüne koyarım diyen Kılıçdaroğlu veya ekibine oy verirken sanırım bir ikilem yaşamakta zorlanmayacaksınız.

         Evet bloğu ise, AK Parti, gerisi kalsa da MHP ve BBP ile birbirlerinin değerlerini benimseyen ve tabanı neredeyse aynı ve geçişken olan seçmenler oy vermekte, hayır bloğu kadar zorlanmayacaklardır eminim.

         Ayrıca muhaliflerin partiden uzaklaştırılmasına bu kadar duyarlı idiyseniz, 16-17 yıldır bu partinin mücadele ve fikir hafızasını oluşturan ağır topları, birer birer partiden uzaklaştırılırken neden sessiz kalmayı tercih ettiniz? Bu sarı öküz veya sol kesimin sürekli bahsettiği, herkes giderken sesini çıkarmayan ama sıra kendisine gelince çevresinde ses çıkaracak kimse kalmayan öyküsünü anımsatıyor bana.

        Neyse yine fazla uzatmayalım. Sanırım ne demek istediğim anlaşılmıştır. Ramazan boyunca, siyaset içeren bir yazı yazmayacağım.

         Yeniden görüşebilmek ümidiyle. 25.05.2017



Bu yazı 5 ay önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Merzifon Yardımeli Derneğinden ziyaret..  
  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti “34 Yaşında”..  
  İl Özel İdaresi Şanlı Türk Bayrağımızın bakım..  
  Vali Varol ve eşi koruma altındaki çocuklarla..  
  Hatuniye Mahallesi için seferber olundu..  
  Kaymakam köy muhtarları toplantısı yaptı..  
  Vali Varol, Kozlu Gıda’yı ziyaret etti..  
  Varol’dan, maden ocaklarına ziyaret..  
  Başkan Özdemir’in okul ziyaretleri devam ediy..  
  Funda Varol’dan Kültür Evine ziyaret..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.