24 Eylül 2017 - Pazar / 22:34
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

MİLLETİN İSTİKLALİNİ, MİLLETİN AZİM VE KARARI KURTARACAKTIR…..

     Devletlerin vizyon ve misyonları olur. Her şeyde örnek almaya çalıştığımız batı ülkeleri, iç siyasetin yanında özellikle dış siyasette, gelişen yeni durumlar ve oluşan konjonktür nedeniyle, bu uzun vadeli stratejik hedeflerini güncellerler. Nitekim 100 yıl önce sykes-picot anlaşması ile cetvelle çizdikleri Irak-Suriye gibi ülkeler, 100 yıl sonra bir çok bölgeye ayrılarak ve içinden bir çok butik devlet çıkartmak üzere, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdiler.

     Gorbaçov ile SSCB’nin(Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) parçalanması, içinden Rusya dahil bir çok devletin çıkması, Sonra sırasıyla bölünen Yugoslavya,Çekoslavakya, yönetimleri değiştirilen Bulgaristan, Romanya, Polonya, sonra Turuncu Devrim yalanlarıyla Baltık ülkeleri ve ardından Arap Baharı ve demokrasi getirme bahanesiyle Arap ve Afrika ülkeleri darmadağın edildi.

      50 yılını hatırladığım ülkemizin iç ve dış siyasetinde, hiçbir zaman uzun vadeli hedef ve strateji görmedim. Son 10 yılda ülkemiz, kısa vadeli ve uygulanmayan kalkınma planlarının yanında, farkına varmadan belleklere kazınan, alışık olmadığımız ama içi dolduruldukça hepimizi heyecanlandıran 2023, 2053 ve 2071 vizyon ve hedefleri, nihayet ülkemizin de iç ve dış siyasette, gerçek amaç ve anlamlı kalkınma ve milli bağımsızlık hamleleri başarıya ulaşmaya başlayınca, iç ve dış siyasetteki piyonları eliyle, ülkemiz hedef tahtasına oturtulmaya başlandı.

      Batıcılık oynadığımız ve 10 yıllar boyunca dışardan dikte edilen emirlere, aman batı kızmasın diye koşulsuz boyun eğdiğimiz dönemlerden, özellikle milli ve yerli savunma sanayinin gelişmesi, dışa bağımlılığımızın azalması, ihracatımızın artması ve ülkemizin yüzde beşler ile dünya ölçeğinin üzerinde büyümesi, Fırat kalkanı gibi bağımsız hamleler gerçekleştirebilmemiz,  yıllardır iktidarların söylediği, olayların arkasında dış güçler var savını gerçeğe dönüştürerek, bu dış güçlerin 17-25 Aralık, MİT krizi, MİT Tırları, Gezi olayları, 6-8 Ekim olayları ve nihayetinde 15 Temmuz da yaşanan kalleş ve alçak darbe girişiminin önlenmesi ile bu dış güçlerde iyot gibi açığa çıktı. Bununla kalmadı bunların içerdeki tetikçileri, provokatörleri, eylem ve söylem destekçileri de, kendilerini bir anda ortada buldu.

       Özellikle 15 Temmuzda ki rolü iyice ortaya çıkan Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya gibi ülkelerin referandum sürecinde uyguladıkları, terör örgütüne kucak, meclis, meydan açarken, ülkemizin Cumhurbaşkanı ve bakanları dahil siyasetçilerimize yaptıkları iki yüzlü uygulamalar, Almanya’nın Avrupa’nın ağır abisi pozuyla bize verdikleri emirler, ABD nin Suriye’de terör örgütü PKK nın silahlı ve siyasi kanatları YPG ve PYD eliyle tam sınırımıza, terör devleti kurma çabası, ne kadar büyük bir tehdit altında ve tam bir beka sorunumuz olduğunu ortaya koyuyor.

       Bu tehlikeyi gören MHP nin, hükümetin  beka ve istiklal ile istikbal mücadelesinde yer alması, bu partiyi de AK Parti ile beraber hedefe oturtarak, bir kongre mücadelesi adı altında, milliyetçi ve ülkücü cenahın bölünmesine ve birbirlerine düşman gibi davranmalarına neden oldu. 15 yıldır Bahçeli ve MHP nin politikalarına kayıtsız şartsız evet diyenler ve Devlet Bey en iyisini bilir diyenler, birdenbire ne oldu, nasıl ayıktılar da bir  yıl içinde, gerçeği ve geleceği gören insanlar haline dönüştüler, bunu anlamak gerçekten güç. Aslında mesele belli de, o başka bir yazı konusu.

       İşte tam bu noktada beni düşüncelendiren, üzen ve kaygılandıran, dış güçlerin bu oyunlarına demokrasi ve adalet adı altında destek veren ve ülkemizi dış güçlerin eski adı konulmamış manda himayesine sokmak isteyen iç güçler ve muhalefet partileri.

      Ülkeyi bölme ve bağımsızlık hayalleri kuran, 6-8 Ekim de sokağa döktükleri teröristler ile 50 kişinin ölümüne neden olan eli kanlı parti, milletvekilleri ile arkasını PKK ya dayadığını söylemekten çekinmez, arabaları ile terörist ve teröristlere silah taşıyanların tutuklanması üzerine, utanmadan bu bir darbedir diyor. Şerefsizliğin bu kadar açık ve ayan beyan söylenmesi, insanı dehşete düşürüyor.

      Diğer muhalefet partisi, ana muhalefet partisi olmanın gereklerini ne kadar yerine getiriyor bu ise tam bir muamma. Referandum öncesi Zaman, MİT tırları operasyonuna destek veren Cumhuriyetin önünde nöbet tutan bu partinin milletvekilleri, referandum sırasında ise halkın % 50 sine beyinsiz demeye getiren ve oy kullanmaya giderken beyninizi alın gidin diyen Sözcü Gazetesine, kutsal kitap muamelesi yapıyorlar.

     Bu parti, zaten referandum sürecinde eğer evet çıkarsa sizi yine denize dökeriz diye tehdit eden milletvekiline en ufak bir şey yapmazken, Ayhan Ogan üzerinden AK Partiye “ kapının önüne koyun diye” yol gösteriyor. Haklılar. Kendi sistemleri öyle çünkü. Nitekim referandum başarısızlığından sonra ortaya çıkan ve genel kurul isteyen 4 milletvekilini, bizzat genel başkanları kapının önüne koyarım diye tehdit edip, ses soluklarını kesti. Cemaatle işbirliği yaptık diyen koskoca profesör milletvekilini, Atatürk resmini indirdiği iddia edilen vekilini değil de bunu ortaya çıkaran vekilini de tam de dedikleri gibi kapı önüne koydular. Müthiş bir adalet ve demokrasi örneği, gözlerimizi yaşarttı.

     Hızını alamayan bu partinin genel başkanı, referandumda sandık başkanlarının hatasından kaynaklanan ve tamamen resmi olan bir buçuk milyon oya çalınmış muamelesi yaparken, ülkenin yönetim sistemi değiştirilirken ses çıkarmayıp, MİT tırları projesi ile Erdoğan’ı uluslararası mahkemelerde savaş suçlusu yapmak için belge sızdıran milletvekili tutuklanınca, dünyayı ayağa kaldırdılar.

      Parti sözcüleri, mahkemenin önünde “bu dava Erdoğan’ın uluslararası mahkemelerde savaş suçlusu olarak yargılanmasına neden olacaktır” diye, şehvet içinde konuşmaktan imtina etmedi. 1000 silah dolu Tır ın ABD tarafından PKK odaklı PYD ye aktarılmasına ses çıkarmayan bu zihniyet, Esed’in yanına Suriye’ye, kötü olduğumuz dönemde Rusya’nın yanında saf tutmaya çekinmedi.

     Ama o kesmedi onları. Milletvekili tutuklanınca, bardağı taşıran son damla(nasıl bir damlaysa) hikayesiyle yollara düştüler ve 25 gün boyunca milyonlarca vatandaşın trafik çilesi çekmesine neden olacak şekilde yürüdüler. Bunu da Gandi’nin tuz yürüyüşüne benzettiler. Ama unuttukları bir şey vardı. Gandi Tuz Yürüyüşünü, dış ülkeler iç işlerimize karışmasın, bağımsız olacağız diye yaparken, bizim Adalet yürüyüşü, ey dış devletler, bizi duyun, bizim içişlerimize karışın, Erdoğan’ı devirin diye bir davet oldu neredeyse. Ha beni ve % 50 yi etkiledi mi, asla. Etkilemez de. Çünkü demokrat kisvesi takınan bu fikir yoldaşları, basın, ve sosyal medya eliyle geri kalan % 50 yi aşağıladığı, küfrettiği, ne kıymetliyse kendi tırnakları bile olamadığını iddia ettikleri ve yok saydığı sürece yenilmeye mahkumlar.

     Bu parti, bizzat Genel Başkanları ve sözcüleri ağzıyla, 250 şehit ve 2194 yaralımızı yok sayarak, bu darbeyi gerçekleştiren eli kanlı FETÖ örgütü ile neredeyse söylem birliği içinde kontrollü darbe yalanını uydurdu. Neymiş, öngörülmüş, önlenmemiş ve sonuçlarından faydalanılmış, sonucunda da 20 Temmuzda hükümet darbesi yapılan ve sonucunda bir milyon mağdurun ortaya çıktığı bir olaymış.

    Bunların gözünde, önce bir milyon mağdur demek, bu örgüte bilerek bilmeyerek destek veren, KHK lar ile ihraç edilen veya tutuklanan 150 bin kişinin ailesi olsa gerek. Ya el insaf. Sormazlar mı adama? Şehit olan 250 kişi ve gazi olan 2194 kişinin hiç mi ailesi yok? Bunlar mağdur olmadılar mı? Bu ihraç edilenlerin içinde hiç mi suçlu yok? KPSS, ALES, Harp Okulu, Kurmaylık sınavları, polis sınavları, YGS, LYS, SBS, Kaymakamlık dahil, tüm üst düzey sınavlar, şu anda adını sayamadığım sınavlarda yaklaşık 30 yıldır soruları çalarak, buraya girmeye hak kazanan yüzbinlerce çocuğun önüne geçip, kendi elemanlarını yerleştirirken, buralara yerleşenlerin yerine dışarda kalıp, belki de hayatları kayan ve gelecekleri çalınan yüzbinlerce gencimizin hiç mi ailesi yok? Onlar hiç mi mağdur olmadılar? Bu bir milyonu sayarken, acaba oradaki yüzbinlerce genç ve onların ailesi kaç milyon mağdur var, onları da tespit edecek misiniz?

     Ama sanmıyorum. Çünkü, tam FETÖ yargılanmaları başlamışken, eski bir üniversite rektörü, sonra Antalya Büyükşehir başkanı olup, şimdide ana muhalefet partisi milletvekili olan şahıs, hiç utanmadan öngörülmüş, önlenmemiş, sonuçlarından faydalanılarak bir milyon mağdur yaratılarak, 20 Temmuz da hükümet darbesi yapılıp, kontrollü darbe ile şehitlerin katili devlettir diyor. Eleştirilere ise, sözlerimin arkasındayım diye sahip çıkıyor. Şimdi herkesi kapının önüne koyan, ama iktidara da kapının önüne koy diye telkinde bulunan muhalefet lideri ne diyecek merak ediyoruz. Bir şey söylemez sanmıyorum. Çünkü Şubattan beri aynı kelimeleri kendisi kullanıyor? Sanırım tepki üzerine söylem dağıtımı yapıp görevi başkasına verdi.

     Çünkü bunu yapacak olan bir ana muhalefet genel başkanı, gidip en büyük sorunları yaşadığımız Alman Medyasına, Türkiye güvenli ülke değil, turistleri göndermeyin, bir tişört giyersiniz, bir şaka yaparsınız vatandaşlarınız ortadan kaybolur diyor. Ardında ne bir yalanlama, nede tekzip var. Ha kendisi buna hiç değinmedi, bir açıklama ile yalan dediler ama röportajı yapan dergi ve muhabir, kelimesi kelimesine aynı olduğunu ve yayınlanmadan önce onay için partiye gönderildiğini söyleyerek, sesi çıkmayan lideri ve yanlış anlaşıldı diyen sözcülerini yalanladı. Sadece tek bir şey söylemek istiyorum. Bu milleti dış güçler değil, büyük önderin söylediği gibi “MİLLETİN İSTİKLALİNİ YİNE MİLLETİN AZiM VE KARARI KURTARACAKTIR” Amasya Tamimi 1919

      Yeniden görüşebilmek ümidiyle. 10.08.2018

 

 



Bu yazı 1 ay önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Vali Varol, Suluova Et Entegre Tesislerinde i..  
  Ahilik Haftası kapsamında İlçe Esnaflarına zi..  
  Maaşları Türkiye Kamu-Sen yükseltti, Memur-Se..  
  Sanayi sitesi esnaflarına Ahilik Haftası ziya..  
  MEB, üç bilinmeyenli denklemle karşı karşıya..  
  Yol yapım ve asfaltlama tüm hızıyla sürüyor..  
  Belediye Başkanı Özdemir’e ilköğretim haftası..  
  19 Eylül Gaziler Günü törenle kutlandı..  
  Amasya protokolü ve gaziler kahvaltıda bir ar..  
  Gaziler, destansı tarihimizin yaşayan abidele..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.