18 Ocak 2018 - Perşembe / 20:38
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

YENİ BİR EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 2……..

         Geçen hafta ki yazımda yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla, bu sürecin eğitimin en önemli bileşeni öğrenci olmak üzere, öğretmen-veli, yardımcı personel, idareci, bakanlık ve ülkemiz için hayırlı uğurlu olması dileğinde bulundum.

         Bu yazıma bir çok eğitimci arkadaşım eleştiri getirdi. Bazı velilerle bunlar hakkında doğru-yanlış lehine yapıcı tartışmalar yaptık. Hepsine saygım var. Ben 54 yıllık yaşamımın  tamamında  öğrenci- veli- öğretmen- idareci-, 32 yıllık meslek yaşamımın ise 21 yılında eğitim deneticisi( müfettiş) ve yaklaşık 10 yıla yakında eğitim sendikacısı olarak geçirdim ve görev yaptım.

          Görev yaptığım süre boyunca, her ortamda veli-öğretmen-idareci vs, hiçbir unsur ayırt etmeden görebildiğim, gözlemleyebildiğim, tecrübe edinilmiş ve benimde edindiğim tüm yanlış ve doğruları söylemekten çekinmedim ve gerektiğinde de bedelini ödedim. Eğitimin merkezi insan olarak algılandığı sürece, benim yaşam ve meslek hayatımda da hep insan merkez oldu. Bundan asla geri adım atmadığım gibi vicdan ve kanaatimi belirtme konusunda da asla geri atmayacağım.

Öncelikle yazdığım ve gerek veli gerekse eğitimci arkadaşlar tarafından eleştiri olarak algılanan noktalara açıklık getireyim.

         Biz ve ben yaşamım boyunca gördüğüm ve hep eleştirdiğimiz,  bizim eğitim politikamızın öğretim üzerine kurulu olduğu idi. Çünkü eğitimde ileri giden ve yeni hükümet politikamız olan katma değerli ve teknolojik gelişme sağlayacak milli eğitim politikasının, temeli ailede 0-6 yaş arasında olmak üzere özellikle 10-11 yaşına kadar kişilik ve karakterin oluşumuna sebep olan eğitime dayanmasını hep seslendirdik. Ama ısrarla öğretimde dayatıldı. Eski öğrenciler bilir, ders kitaplarından örnek verirsek Romanya’nın nüfusu, coğrafi alanı, yetiştirdiği ürünler, bitki ve iklim yapısı, ithalatı, ihracatı vb. bir çok gereksiz bilgi ile donatıldık.. Romanya’yı merak edersek veya yüksek öğrenimde gerekirse alanla ilgili ise kısa sürede detayıyla öğrenebiliriz. Ama kişilik ve değerler eğitimine son yıllar hariç önem vermedik. Hükümet bu politikayı uygulamaya koyunca ve gereksiz- yüklü ve hep dolu olduğundan şikayet ettiğimiz müfredatı rahatlatınca, müfredatın içi boşaltılıyor diye feryat eden yine bu ön yargılılar oldu

         Değer ve kişilik eğitimin eksik kalması ve okulların sınav motoruna dönmesi yüzünden, bir dönemin en zeki ve donanımlı çocuklarından bazılarına nasıl kanca atıldığını, bu boşluğun bu çocuklar üzerinde doldurularak, bir terör örgütüne kaptırıldığını ve 15 Temmuz da yaşadığımız gibi mevki, rütbe ve mesleği ne olursa olsun birer ölüm makinesine dönüşebildiğini hep birlikte gördük. Artık kaybedecek neslimiz yok. Devletin uygulamaya koyduğu ve değerler eğitimi üzerinden eğitim ve kişilik gelişimine yardımcı olacak uygulamalarına hep birlikte destek olmak zorundayız.

         Öğretmen arkadaşlar gidiş- geliş konusunda eleştirdiğimi düşündüler. Tamam ulaşım kolaylaştı ve kent yaşamı kolaylaştı ama, daha emekli olduğum iki sene öncesine kadar gördüğüm, her gün 90- 100 km lik yolu, hatta 50 km lik dağ köylerinde bile gidiş geliş yapan öğretmenlerimiz var. Eskiden veli öğretmeni yaşamının her alanında görür ve o saygın statü kendiliğinden oluşurdu. Eti senin kemiği benim diye teslim ettiğimiz ( bence yanlış) öğrencilere şimdi bir söz söylendiğinde, gözümün önünde okula götürdüğü çocuğuna tokat atan, bağıran veli;  öğretmen terbiyesi ve eğitimi için bir şey söylediğinde okulu basar, öğretmene saldırır hale geldi. Defalarca yaptığım soruşturmalardan biliyorum. Genelleme yanlış ama, öğretmen öğrencisine bir şey diyemez, görevini tam yapamaz, gerçek notlarını verdiğinde ise türlü iç ve dış baskılara uğrar oldu.

         Özel okullara çocuğunu götüren veli, öğrencisinin birden bire olağanüstü donatılara sahip olacağını düşünüp, çocuğunun en yüksek notlarla mezun olduğunu görmek istiyor. Özel okullar da bazen bu baskıya boyun eğmek zorunda kalıyor ve merkezi sınavlar sonunda çoğu zaman yüksek not incelemeleri ve değerlendirmeleri yapılıyor.

         Eğitim politikamızın, eskiden yapıldığı gibi belediyeciliği kaldırım taşı değiştirmek sanan eski yöneticilerle olduğu gibi sık değiştirmekten şikayet ediyoruz. Her gelen hükümet, hatta hükümetlerin farklı bakanları bile bu değişikliği yapıyordu. Yapılıyor da, Burada birazda üniversiteler arası, yönetime yakın olan bürokratların mezun olduğu üniversitelerin ekolünü yansıtma isteği de etken oluyor. Onu eğitimciler iyi bilir. Örneğin bir ay önce normal yazıyı överken, birdenbire el yazısının faziletinden bahsetmeye başladık ve tekrar normal yazıya döndük.

         Sınav sistemleri de, yıllardır hepimizin şikayet ettiği ve öğrencilerimizi yarış atına çevirdiği ortak konumuz değil miydi? Neredeyse her hükümet bu sınav sistemine el attı ve net, sağlıklı olduğuna inanılan bir çözüme ulaşılamadı. Nitekim TEOG un kaldırılmasını da böyle değerlendirebiliriz. Son 20 senede 4 üncü sınav sistemi. Ama daha öncekileri de herkes eleştirmiyor muydu zaten? Mutlaka başta da bahsettiğim gibi ilk defa stratejik geleceğimize konan 2023-2053-2071 gibi uzun vadeli hedeflerimize de, eğitim politikalarımızla da destek olmalıyız.

         Veli çocuğu için binlerce lirayı gözü kapalı harcarken, okul 50 lira katkı parası isteyince kıyametler kopuyor. Sonra da kalkıp okuldan en yüksek standartta hizmet bekliyor. Üniversiteler de aynı şekilde. Hep harçlar suiistimal edildi ve her şeyi devletten bekler hale geldik. Birde yurtdışında nasıl katkılar alındığını bir inceleyin bence. Sonra da her meslekte, her mevkide bulunduğu yeri, makamı, kendisine emanet edilen parayı suiistimal eden yönetici ve meslek sahiplerini, ancak aileden başlayan ve eğitim ağırlıklı bir müfredatla aşabiliriz. Biraz sabır ve saygı lütfen.

         SAYIN BAŞKAN CAFER ÖZDEMİR, ESNAF EĞİTİMİ LÜTFEN………

         Sayın başkan, görev süresi boyunca yaptığı işlerle, Amasya’nın her noktasına dokundu. Şehre dönüşüm getiren ve hatırladığımız iki başkandan birisi olarak yerini aldı. Bu konuda zaman zaman eleştiri aldı, zaman zaman övgü alıp, çeşitli makamlarca hizmetleri ödüllendirildi.

         Kendisinden şehrimizden sorumlu yöneticisi olarak bir isteğim ve şehir sakini olarak beklentim var. Bunu bireysel olarak kendisine iletebilme şansım var ve onunda beni dinleyip, gerekli önlemi alacağından asla şüphem yok. Ama bu yanlış ve maddiyatı ön planda tutan öğretim sisteminden geçen kişiliklerin, neler yaptığını bilmeleri açısından toplumla paylaşmak ta benim görevim.

         Şehrin her yeşil alanı, kullanılmayan ve atıl, harabe duran her alanı yaşanır mekanlar ve park alanı haline getirerek, buraları esnaflara tahsis ederek, hem istihdam yarattınız, hem buraları kötü amaçlı kullanımdan çıkararak, kontrollü ve kullanılabilir olarak, şehir ekonomisine kazandırdınız.

         Ama lütfen buraların işletmeciliğini yapan şahısların seçiminde, kendilerine ihale edildikten sonra toplumsal iletişim konusundaki eğitimlerine, diğer şehirlere örnek olacak şekilde bir çözüm getirin lütfen.

         Bu anlatacağım olay, 18 Eylül Pazartesi günü yaşandı. Bahçeleriçi mevkiinde yıllarca atıl ve tam kullanılmayan alan, modern bir dizaynla park haline getirilip, ihale sonucu ilgili şahsa teslim edildi. Ama ihaleyi alan şahıs, hızını alamayıp, alanın dışındaki çim alana önce gözleme çadırı dikti, yapılan uyarılara aldırmayıp çadırı söküp yerine sabit yerleşik kulübeyi çim alanın ortasına dikti. Yine hızını alamayıp, hala yeşil olan ağacı, kurumuş bahanesiyle söküp yerine iki masa atma uğruna hırsına yenik düştü. (Dilerseniz elimde fotoğrafları mevcuttur). Diğer değişiklikleri saymaya gerek yok.

         Ama bu şahıs bunlarla yetinmeyip, sanırım buraları ben yaptım mantığıyla, müşteriler arasında ayrımcılık yapmaya başladı. Buralarda, kadınlarımızın son dönemde meşhur, günlerini dışarda yapma alışkanlığı ile 18 Eylül günü, yaşları 55 ile 85 arasında, orta gelirli 10 kadın, mekâna misafir oldu. Kendilerine bütçelerine uygun olarak gözleme ve çay söylediler. Saat 14.00 civarı oturmalarına rağmen saat 16. 00 ya kadar kendilerine hiçbir hizmet yapılmadı. Bunun nedenini defalarca soran ve hizmet isteyen orta gelirli kadınlara, orada çalışan garsonlar, yine gün için oradaki önce yan masalarda bulunan ve kendilerine et söyleyen iki grup kadını işaret ederek, “onlar et söylediği için onlara önce hizmet verileceği, kendilerinin beklemesi gerektiği” söylendi. İki saat sonra diğer kadınlar yeyip kalktıktan sonra, içerisinde peyniri, patatesi olmayan, tahta gibi gözlemeler kendilerine servis edilip, sadece gözleme söyledikleri için bedava semaver veremeyecekleri söylendi. Burdaki iki soruyu, yıllara dayanan insan yönetimi tecrübesi ile rahatlıkla cevaplayacağınızdan eminim. Kadınların, et yiyen kadınlardan utandığı için kalkamadığını ve beklediğini, bu söylemi patronunun düşüncesi ve uygulaması olmayan hiçbir garsonun söylemeye cesaret edemeyeceğini mutlaka anlayacaksınız. Hepimizin eşi, annesi, gelini, yengesi, kızı olacak kadınlarımızın bu iki yüzlü ve ayrımcı davranışı hak etmeyeceğini düşündüğünüze eminim ve hiçbirimiz istemeyiz.

         Bu yazı size ulaştığında veya söylendiğinde, eminim ki yapacağınız  uygulamayı, kent sakini ve bir eğitimci olarak sizlerden bekliyorum. Bu tip, halkla doğrudan iletişimi olan, kadınlarımıza bu davranışı reva gören esnaf ve insan davranışını değiştirmeye yönelik, eğitim, iletişim, davranış eğitiminden geçireceğinize inancım tamdır.

         Yeniden buluşabilmek ümidiyle. 25.09.2017

 

 



Bu yazı 3 ay önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Süleyman Taşdemir’i ebediyete yolcu ettik..  
  2017 başarılı bir hizmet yılı oldu..  
  Sektörel eylem planı toplantısı gerçekleştiri..  
  Vali Varol incelemelerde bulundu..  
  Personele hizmet içi eğitim..  
  Yardımcı Doçentliğin kaldırılması ve Doçentli..  
  Konferansa dair gözlemlerim..  
  YHKB Ocak ayı encümen ve meclis toplantıları ..  
  Amasya Şeker Fabrikasında 64. pancar alım kam..  
  Erbakan Vakfının amacı nedir? Gündeme dair aç..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.