13 Kasım 2018 - Salı / 01:47
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

EĞER ÇELİŞKİ ARIYORSANIZ………

     İki haftadır yazılarımda siyasete değinmemek, farklı konuda özellikle alanım olan eğitim konusuna değinmeye çalıştım. Fakat gündem, o kadar siyasete evrilmiş ve hala direnmeye çalışan ve ülkeyi Erdoğan düşmanlığı üzerinden siyaset oluşturarak, tüm siyasi ikbalini buraya bağlamış ana muhalefet ve  bunun altyapısını algı ile yürütmeye çalışan medya kalemşörleri ve söylemşörlerini gördükçe, bu konudan uzak kalmak ne mümkün.

     Son bir iki ayın  siyasi söylem ve olaylarını taradığımızda, kendi çelişkilerinde boğulan ama boğulurken suya iktidar ve ülke için her şeyi öteleyen MHP ni çekmeye çalışanları deşifre etmek gerek.

     Özellikle son birkaç gündür, Kuzey Irak’ta gerçekleştirilen gayri meşru referandum hakkında, gerek Cumhurbaşkanı gerekse diğer yetkililerin söylemlerini, ortak bir koordinasyon değil de sanki birbirlerine alternatif söylemler gibi değerlendirip, hükümet ve Cumhurbaşkanı uyumu olmadığı üzerinden yürüyenler, önce kendi söylem çelişkilerini görmeli.

     Uluslararası ilişkilerin, mahalle yöntemiyle çözülemeyeceğini öngöremeyenler, hemen vurma- kırma, sınırları aşma derdine düştü. Ana muhalefet üzerinden yürüyen bu algı operasyonu, bizim derdimizin oradaki Kürt halkını cezalandırmak olmadığını, aldıkları bu kararlarla ülkemizin bekasını tehlikeye düşüren, ülkemizin güneyini Irak’tan başlayıp Suriye’de Akdeniz’e kadar ulaştıracak terör devletinin, altyapısını başlatan Barzani ve onun işbirlikçilerine ön alım, tedbir olduğunu anlamayanlara, aslında çok da anlatacak bir şey yok. Sadece mantık ve akıl süzgecinden değerlendirilirse, bunun eşgüdüm içinde söylenmiş ve her ilgilinin bu doğrultuda açıklamada bulunduğunu rahatlıkla görebilecekler. Şimdi gelelim asıl söylem çelişkisi veya yanılgı üzerinden kamuoyu oluşturmaya çalışanların söylediklerine.

      Çok değil bir ay önce, Zonguldak’ta iki kadın doktorun plajda içki içtikleri, polis tarafından gözaltına alındığı haberi üzerine, yaşam biçimimize karışılıyor diye ortaya dökülenleri hatırlarsınız. Fakat daha üzerinden bir gün geçmeden, plajın ana muhalefet partili belediye tarafından işletildiği, plajda bulunan içkili tesisin plajda içki içildiği için müdahale edip, zabıtalar vasıtasıyla olaya müdahale ettiği, zabıtaların tartışma sonucu polis çağırdığı, tesiste içki içilse sorun olmayacağı açıklandı. Yani olayın, yasak ve polis müdahalesinin iktidar partisiyle hiç ilgisi yok, ama olay üzerine hemen ortaya dökülen ana muhalefet sözcülerinden, bu açıklamadan sonra tık yok.

      Ana muhalefet sözcüsü elinde bir belge ile ekranlarda, Cumhurbaşkanına bağlı özel bir istihbarat örgütü kurulduğunu, ülkenin dikta rejimine gittiğini söylüyor, 1 saat sonra emniyetten açıklama geliyor, ulusal güvenlik birimi denilen kurumun, emniyet KÇM ye bağlı bir alt birim olduğu ve kısaltılmış adının kullanıldığını söylüyor, Bay sözcüde tık yok.

      Yine bu sözcü, Adil Öksüz’ün meydan meydan dolaştığını ve polisin müdahale etmediğini elinde belgeyle açıklıyor, 1 saat sonra yargıdan, o kişinin Elazığ doğumlu, Manisa’da esnaf olan, kız kardeşi ile dayısının cenazesine giden bir başka kişi olduğu ortaya çıkıyor. Yine bu beyefendiden, ne bir özür, nede bir açıklama.

      Ana muhalefet liderinin oğlunun askere gittiği ve askerliğini bedelli yapmadığı halkın gözüne sokuluyor. Kimse çıkıp da, bedelli de bir haktır( ben desteklemesem de bedelliyi) , sen oğlunu bu yaşa kadar neden askere göndermedin, bu haktan eğitim için faydalandın, ama madem demagoji yapacaksın neden Sivas’a değil de, doğu veya güneydoğu ya göndermiyorsun demiyor. Beyefendi de, sanırsınız ki sınırda onlarca PKK lı öldürmüş edasıyla bol bol poz veriyor.

      Yine ana muhalefet lideri bana 4 yıl verin, terörü bitireceğim diyor. İki yıla indirdiği de rivayet ediliyor ama 4 yıl olsun, nedense nasıl halledeceğini, iktidar kopya çeker diye sanırım açıklamıyor. Ya böyle bir projen varsa, her türlü desteği terör için veririz dediğin hükümetle paylaşsana. Askeri mücadele yolunu seçmeyecek bir proje ise, tek seçeneğin kalıyor, masaya oturacaksın. O zamanda neden, Oslo da çözüm süreci yürüten hükümeti ihanetle suçluyorsun. PKK ya sana kızdım, gel bakalım seni döverim, silahı bırak teslim ol, yada al sana doğu ve güneydoğu bölgesi diyemeyeceğine ve demeyeceğine göre, bu soyut ve gizemle saklanan proje ne diye soran da olmuyor, İlginç.

       27 Eylül gecesi Habertürk Tv de, bir ana muhalefet milletvekili açık oturum da Habur tam bir komedi, saçmalık neredeyse ihanet demeye getiriyor, bir başka oturumcunun lafı üzerine telefonla bağlanan başka bir ana muhalefet milletvekili, hayır, Habur çok doğru bir olaydır. Burada silah bırakmış gelmiş, barış isteyen insanlar vardı” diyor. Buyur, buradan yak.

26 Eylül gecesi CNN Türk Tv de, protesto için sakallarını bir yıldır kesmeyen, Prof ünvanlı bir ana muhalefet milletvekili, sanki iktidar her şeyi yanlış yapıyor gibi, ülkemizin siyasi krizden çıkması için veciz önerilerini art arda sıralıyor.

       --Hükümet Esed’le görüşüp işbirliği yapacakmış. Sormazlar mı adama, sen birde tıp yani insan canı alanında profesörsün, bu adamın katilliğinin senin gözünde hiç mi önemi yok. Öldürdüğü yüz binlerce vatandaşı, ülke içinde yer değiştiren 8 milyon insan, ülke dışına kaçan 4 milyonu aşkın fuhuşun, çaresizliğin pençesine düşmüş Suriyelilerin hiç mi önemi yok? Tabi zaten Rusya ve İran’ın kucağına oturmuş Esed diktatör olamaz, üç beş terör yatakçısı gazeteci tutuklayan Erdoğan diktatör sen ve sen gibilerin gözünde. Koşa koşa Esed e giden ve ülkeyi diktatör yönetiyor diye Avrupa’ya şikayet edenler de sizin milletvekilleriniz değil.

       -- Tutuklu vekilleri bırak. Yani diyor ki milletvekili arabasıyla silah, terörist taşıyabilir, arkasını oraya buraya dayayabilir, PKK bizi tükürüğüyle boğabilir diyen insanların tutuklanması,  milletvekili olduğu için olamaz. Aslında ajanlıkla suçlanan kendi milletvekillerini bırak diyecek de, hümanistlik yapıyor. Geçen yazımda da yazdım. Ya milletvekili, akademisyen, gazeteci vs, suç işlese bile tutuksuz yargılanacak da, bir tane gariban vatandaş mı tutuklu yargılanacak? Siz ve senin saydıkların kim sahi? Ne özelliğiniz var? Suç varsa, ceza da orada işte.

        --Doğudaki mayınlı arazileri temizle, Kürtlere ver. Emrin olur. 40 yıldır ekilmemiş, dünyanın en verimli topraklarını da dağıtıyor beyefendi. Eğer meraklıysan, aşiret ağalarının elindeki toprakları dağıt gariban köylülere. Hem niye sadece Kürtler, zaten 30 milyon Kürt nüfusunun yarsı bizim topraklarımızda, Bunun yarısı da batıda yaşıyormuş.(Bir Kürt eski milletvekilinin söylemi). Eğer bu topraklar temizlenip dağıtılacaksa bir gün, neden Karadeniz’in, Torosların, İç Anadolu’nun dağlarında, bir avuç toprakla yaşam mücadelesini sürdürmeye çalışan, devleti için gözünü kırpmadan şehit olup vatan sağolsun diyen Türkler değil. Onlara ver, böylece onların batıda rahatça yaşadığı gibi, Türk kardeşleri de orada Kürt kardeşleri ile beraber yaşar, daha iyi olmaz mı?

        -- Belediye başkanlarını serbest bırak. Baş üstüne. Devletin parasını dağa akıtan, araçlarıyla senin liderinin hendekteki arkadaşlar diye hitap ettiği teröristlere hendek kazan insanlar serbest kalırsa sorun çözülecek öylemi. Bırak dağınık kalsın. Senin çözümün böyleyse, çözümsüzlüğünden Allah korusun.

       Gerçi sana da bir lafım yok. Senin liderin, referandumdan önce, Ak Parti de 150 den fazla bylokçu milletvekili ve bakan var dedi, Ortalığa saldı provokasyonu. Nedense aylardır Cumhurbaşkanı dahil herkesin çağrısına rağmen açıklayamadı? 27 Eylül deki Habertürk teki ana muhalefet milletvekili, uzun süredir unuttukları konuyu yeniden açtı ve bu sefer sanırım insaflı olacak ki, 80 bylokçu iktidar milletvekili var dedi. Bir isim ver açıkla dediler, bu beyefendi Devlet açıklasın diye tutturdu. Birde hukukçu kendisi. Peki buna sormazlar mı? Bunu eğer suç diye açıklamıyorsanız, saklamanız veya ilgili makamlara bildirmemeniz suç değil mi? Balyoz, Ergenekon kumpas deyip, buradan olağanüstü kahramanlık öyküleri çıkarırken, 17/25 de başka bir kumpasın tapelerini senin liderin meclis te hemde, dünyaya dinletmedi mi?  Gerçi niye şaşırıyoruz ki? Bunların gözünde memleketin yarısı koyun, makarnaya satılık, eğitimsiz, görgüsüz. Bırak kendilerini avutsunlar entel ayaklarıyla.

       Yeniden görüşebilmek ümidiyle.02.10.2017



Bu yazı 1 yıl önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
Atilla KIRBAŞ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Büyük Önder Atatürk’ü törenle andık..  
  10 Kasım dolayısıyla çelenk töreni yapıldı..  
  “Amasya Şehitler Albümü” verildi..  
  Vali Dr. Varol MİSLAB’da incelemelerde bulund..  
  Tarihi ve Stratejik açıdan Amasya sempozyumu ..  
  Vali Varol’dan organ bağışı..  
  Amasya Ticaret ve Sanayi Odası’ndan Özdemir’e..  
  Amasya Barosu 10 Kasım basın açıklaması..  
  2019 yılı bütçe görüşmesi..  
  Uyuşturucu ile mücadele toplantısı yapıldı..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.