18 Temmuz 2018 - Çarçamba / 11:13
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Ülkümen PELİTLİ Ülkümen PELİTLİ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

FAŞİST DİKTATÖR DİYEN SOSYAL DEMOKRATLAR!!!!!

         Dilinin ayarını bir türlü ayarlayamayan veya dışarı malzeme verecek şekilde ayarlanmış ana muhalefet partisi; kontrollü darbe, 20 Temmuz darbesi, darbeyi Ak Parti yaptı, 1 milyon mağdur var, sivil darbe söylemleri tutmayıp, tv lerde kendi adına propaganda yapan anlı şanlı tartışmacılardan bile tepki çekince, soyadı gibi tezcanlı olup, eline verilen her belgeyi onaylatmadan kamuoyuna sürüp, sonrada yalan ve iftira olduğu ortaya çıkınca yenisini piyasaya sürmekten çekinmeyen parti sözcüsü ağzıyla, tam da ülkeye siyasi ve ekonomik baskı için kapıda bekleyen küresel güçlerin ekmeğine yağ sürecek bir yakıştırmayı hemen tedavüle sürdü.

         Bu canıtez sözcü, ülkenin bütünlüğüne kast etmek için sırada bekleyen ve batı kamuoyunda bile sadece diktatörlüğe gidiyor diyebildikleri sayın Cumhurbaşkanı için, onların bile beklenti ve cesaretlerinin üstünde bir söylemle, faşist diktatör deyiverdi.

         Bu Adil Öksüz meydanlarda geziyor diye açıklama yapan, ama bahsettiği Adil Öksüz’ün Manisalı bir kabzımal olduğu ortaya çıkan, Cumhurbaşkanı kendine istihbarat örgütü kurdu deyip, bir saat sonra bunun KÇM isimli dairenin alt birimi olduğu emniyetçe açıklanan, ama yüzü hiç kızarmayan ve özür bile dilemeyen şahıs, sanırım  bu sefer de , hangi düşünceyle tedavüle sürdüğü faşist diktatör söylemini bir de ısrarla savunuyor.

         O zaman sayın canıtez sözcüye sanırım partisine bir bakıp, sosyal demokrat! uygulamalarını hatırlaması ve belki biraz yüzünün kızarması sağlanabilir. Bizde yerel de olsa küçük bir katkı sunalım.

         ** Şemsiyesinin ve ilkelerinin altına sığındıkları, Cumhuriyetin kurucusu ve daimi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonra, paralardan resmini çıkarılıp, yerine milli şefin resminin nasıl basıldığını,(şimdi paralardaki diğer resimleri eleştiriyorlar ya),

         ** Doğu ve Güneydoğu da hendek savaşlarındakiler arkadaşlar diyen genel başkanlarına ve onlara da anlayışla bakmak gerekir diyen başka bir parti ile el ele nasıl salladıklarını övünerek anlatanların, 1937-38 de ülke birliğine kast edildiği anda o zamanki hitabıyla Dersim diye adlandırılan bölgede,  binlerce kişinin nasıl katledildiğinin emrini partilerinin ve hükümetlerinin verdiğini, nasıl terörle mücadelede milletvekillerinin SİHA, partilerinin  OHAL e karşı çıktıklarını,

         **Yakın zamana gelirsek, Atatürk tablosu indirdiği iddia edilen milletvekilinin değil de, bunu iddia eden Aylin Nazlıaka’nın partiden nasıl ihraç edildiğini,

         ** Seçimlerde cemaatle işbirliği yaptık diyen İzmir Milletvekili Prof.Dr. Birgül Ayman Güler’in ihraç talebiyle disiplin kuruluna verilip, partiden istifa etmek zorunda bırakılmasını,

         **Partide öne çıkan ve kamuoyunca oldukça popülaritesi yüksek olan, parti genel başkanlığı için ismi dolaşmaya başlayan Emine Ülker Tarhan’ın, partiden nasıl uzaklaştırıldığını,

         ** Parti başkanlığı için ismi dolaşan ,Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun, adalet yürüyüşüne katılmadığı için , parti tarafından nasıl dışlandığını,

         **Partinin meclisteki grup toplantısında, söz almak isteyen bir partili vatandaşı, genel başkanın “sen genel başkanın nasıl sözünü keser, eleştirirsin” diye bizzat genel başkan tarafından dışarı çıkarıldığını,

         ** Genel Başkanlığa geldikten sonra, 7 senede neredeyse tüm seçimleri kaybeden, % % 35 oy almazsam istifa ederim deyip, istifa etmediği gibi, ayrım yapmaksızın oylarına talip olduğu, onlarca bileşenli hayır bloğu ile16 Nisan yenilgisinden sonra genel başkanlığını eleştirip, kongre isteyenlere “ kongre isteyenleri kapı önüne koyarım” diyerek nasıl bir demokrat olduğunu,

         **Bu yenilgiyi kabul etmeyip, kongre için bir anda konuşmaya başlayan Deniz Baykal, Fikri Sağlar, Muharrem Genç ve parti sözcüsüyken aniden istifa eden Selin Sayek Böke’nin, neden birdenbire derin bir sessizliğe gömüldüğü veya gömülmek zorunda bırakıldığını, birazcık incelerse bu kavramın içinin ne kadar boş, kime yakışıp yakışmadığının veya dış güçlere nasıl hizmet ettiğinin açıkça görüleceği ortadadır.

         İSTİFANIN GÖZYAŞLARI…..

         Son günlerin en güncel konularından biri olan belediye başkanlarının istifası, neredeyse rezalet bir final sahnesiyle son buldu.

         Şimdilik istifanın son perdesi olan bir ilimizin belediye başkanı, uzun süre direndikten sonra yaşına, siyasi geçmişine uymayan bir şekilde, iddiasına göre ailesine varan tehditler nedeniyle, gözyaşları içinde istifasını verdi.

         İstifanın istenmesi, bunun siyasi boyutları beni ilgilendiren konu değil. O partinin ve belediye başkanının sorunudur ve seçimde bunun sonucu görülür.

         Eleştirdiğim kısmı, 2002 ile 2014 yılları arasında aynı partiden 12 yıl aralıksız milletvekilliği yapan, üç dönem kuralına takılınca hiç ara vermeden ilinin belediye başkanlığına seçilip, üç yıldır da başkanlık yapıp, 67 yıllık ömrünün 50 yaşından sonrasını, 17 yıldır aralıksız istifa ettiği partisi tarafından en üst düzeyde mevki ve makamla taçlandırmış bir insanın, partisini suçlayarak gözyaşları içinde istifa etmesi.

         17 yıldır en üst düzey temsil görevi yaparken iyi, ama giderken soyut bir suçlama ile gitmek nasıl bir duygudur anlaşılır gibi değil. Ya sen ağlama makamı değilsin, halkın temsilcisisin. İlla kamera önünde istifa etmek zorunda değilsin. Yaparsın iki satır açıklama olur biter.

         Ya da çıkarsın mertçe, beni şunlar şöyle tehdit etti, zorla bıraktırılıyorum dersin, tehdidi ve edenleri tüm kamuoyu bilsin diye mahkemeye gider, isimleri savcılığa bildirirsin. Nitekim Cumhurbaşkanı dahi, git savcılığa ver dedi.

         Sanırım o zaman ortada dolaşan bir videoda söylediği sözler, ya da basında yazıldığı kadarıyla bir akrabasının firari, bir kardeşinin de FETÖ den tutuklu olduğu ortaya çıkar mı diye çekindi acaba?

         Ama kerameti kendinden menkul gören tüm siyasetçilerin, kamuoyunda ne kadar kişisel oyları olduğunu bir tartmaları, bu makamlara partileri sayesinde gelip, onlar sayesinde de gidebileceğini kabul etmeleri sanırım bu tür sorunları daha rahat çözer. Ha demokrasi diyeceksiniz, demokrasiyi namus gören demokrat partinin hali ise yukarda yazdığım gibi ortada zaten.

         Yeniden görüşebilmek ümidiyle. 06.11.2017



Bu yazı 8 ay önce yazılmış

Yorum Yaz


Ülkümen PELİTLİ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
Atilla KIRBAŞ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Kılıçarslan İlkokulu Kent Müzesi olacak..  
  250 şehit adına Önce Vatan Tepesi’ne sedir fi..  
  15 Temmuz’da şehit düşen Ahmet Özsoy’un ailes..  
  Sulama kanalına düşen küçük çocuk boğularak c..  
  Dini algı probleminin toplumsal yansıması 15 ..  
  Türk Ocakları Amasya Şubesinden ziyaret..  
  Büyüklerimiz tarafından Suluova Şehitliği ziy..  
  15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Zaferi..  
  Şehitlik ziyaret edilerek Kur’an ve dualar ok..  
  Milli Birlik ve Demokrasi Yürüyüşüne 10 bin k..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.