15 Ağustos 2018 - Çarçamba / 09:41
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Atilla KIRBAŞ Atilla KIRBAŞ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

“ŞİF-RE: A-MAS-YA EL-MA-SI”

--1999 yılı...Bilhassa bilgi temini ve haberleşme alanına getirdiği devrim niteliğinde özellikleri ile gündemimize baş döndürücü bir hızla giren İnternet’in, şehrimiz Amasya'da henüz pekaz sayıda evde kullanıldığı zamanlar…

--Tabii ki şimdilerde hacim olarak dev bir siber Metropol hüviyetine ulaşan internet ,sanki o günlerde köyden biraz büyük, kasabadan ise biraz küçük bir yerdi…Her dükkandan bir, bilemediniz iki tane vardı…Henüz ; Muhtarı, Encümeni bulunmayan, yerleşik ve oturmuş bir düzeni de olmayan bir beldeydi..Yeni yetme Hacker’lar bile henüz işbaşı yapmamıştı .

-- O günlerde,arama motoru olarak öne çıkanlarsa, Yahoo ile  Altavista idi…Bugünün “İnternet Sultanı” Google, o günlerde Şehzade bile değildi henüz…Yine çok az sayıda Türkçe içerikli bilgi ve haber kanal ve kaynakları vardı…Eğer internette uçsuz-bucaksız ve sorunsuz dolaşmak istiyorsanız, doğrusu sağlam bir İngilizce’ye de ihtiyacınız vardı…

--Sosyal haberleşme veya bilindik ismiyle chat-sohbet platformu olarak yine o günlerde ICQ  isimli bir program revaçta idi..İsime özel arama yapabildiğiniz gibi, program yazılımı vasıtasıyla  iki yüz ülke arasından yaş, cinsiyet, dil, meslek, hobi vb. kriterlerle bir daraltma yaparak, sizin için sohbet edecek birisini şansa-kadere bulmasını istiyordunuz…

--Birkaç saniye içerisinde dünyanın diğer bir ucundan ve belki de adını o ana kadar hiç duymadığınız bir Ülkesinden bir isim düşüyordu ekranınıza…Daha önce hiç tanımadığınız ve belki de hayatınız boyunca da hiç karşılaşmayacağınız birisiyidi karşınızdaki.Yüzünüde göremiyordunuz. İletişim kurmak ve kalıcı arkadaşlıklar kurabilmek ise biraz da sizin tercih ve kabiliyetiniz ile karşı tarafın tutumuna kalıyordu…

--Beğenmediniz mi, denk mi gelmedi? Vaktiniz ve hevesinizde varsa, yapıverirdiniz bir çark-ı  felek daha…İşte yine karşınızda, yeni bir Ülke ve yeni bir insan…

--Dün gibi hatırlıyorum…Günlerden Pazar’dı ve evdeydim…Dizüstü bilgisayarımda bir binanın statik proje ve hesaplarını  yapmaktaydım...ICQ isimli yazı ve ses ile iletişim yapabildiğimiz sohbet programı da ekranın sağ alt köşesinde açık vaziyette idi…Az sonra da oradan bir mesaj geliyordu…

--Mesaj, programın "Otomatik arkadaş bul" sekmesini tuşlayarak tesadüfi olarak bana ulaşan birisiydi…Dikkatli baktığımda mesajın Meksika'nın başkentinden ,Mexico City’den geldiğini farkettim...Elimdeki projeyi bir tarafa bıraktım ve az sonra benden dört yaş genç olduğunu öğreneceğim adamın yazdıklarını okumaya başladım.

--Adı “Hugo Baeza” idi ve Doktor bir babanın oğlu olan bir işadamıydı…Dünyanın en kalabalık yedinci şehri olan Mexico City’de Motorola telefonlarının konsept mağazalarını işletmekteydi. Yazdıklarından kibar ve dost bir insan olduğunu çıkarmak hiçte zor değildi…Onunda merak ettiklerini ben cevaplamıştım…Sonra tekrar görüşme temennisiyle ayrılmıştık sohbet programından…

--İki ülke arasında sekiz saat gibi hayli büyük bir zaman farkı vardı...Denk geldiğimizde arada bir yazışır olmuştuk….Konuştukça ortak yönlerimizde açığa çıkıyordu...Mesela, her ikimizde birkaç yıllık evliydik ve henüz çocuğumuz olmamıştı…Hatta ne tevafuktur ki, sebeplerimiz bile aynıydı, onlarca ihtimalin arasında…

--Derken birkaç hafta sonra aynı yerden,bu kez bir hanımefendi mesaj göndermişti bana… Silvia Perez Nunez isimli bir hanımefendi ..Aaaaa…Hem de bizim Hugo’nun teyzesi...

--“Meksika’dan çok selamlar…Hafta sonu, tüm akrabalar bir araya gelince, Hugo bizlere senden bahsetti…Ben de çok merak ettim…Senle tanışmak istedim…Sevgiler…Silvia “ diye yazıyordu…

--İlk sohbette, kendisinin Meksika’nın Yunan Büyükelçiliği’nde kurmay memur olarak çalışmakta olduğunu öğrenmiştim…Kızı Fabiola’da Güney Kore Büyükelçiliği’nde Avukat idi..

--”Başka çocuğunuz var mı ?”diye sorduğumda bir duralamış ,üzgün bir ses tonuyla konuyu geçiştirmişti…Bu acı sırrını öğrenmek için ise yirmi yıla yakın beklemem gerekecekti...Tanışmamızdan sekiz yıl kadar önce ,büyük kızı Alejandra , Üniversite eğitiminin bir parçası olarak bir seneliğine gitmiş olduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde geçirdiği elim bir trafik kazasında ne yazık kı vefat etmişti...Bu acı ve ani ölüm onu çok sarsmış epey bir sürede kendisine gelememişti.  

--Yine de hayatın tüm ağır imtihanlarına karşı dik durabilmeyi ve pozitif enerjisini koruyabilmeyi başarmıştı…İnançlı bir kadındı ve Allah’tan gelene,zor da olsa sabrediyordu...

--Her defasında dünyanın öbür ucundan bizlere ;sevgi, umut  ve mutluluklar üflüyordu adeta…

--”Bak bu sene 2002…Bizim kültürümüzde iki adet sıfır ile iki adet ikinin yan yana gelmesi uğurdur. Hem sen ağır hastalandığında, annenle de çok ilgilenmiştin...Allah,bunları elbette gördü…Hem ben de size çok dua ediyorum. Bu sene hanenize bir bebek gelebilir “ diyordu bir seferinde…

--O sadece Hugo’nun teyzesi değil, bizimde “”Silvia Teyze”miz olmuştu artık. Zaman geçtikçe bizi Meksika'ya misafiri olarak davet ediyordu. Biz de onu Türkiye'ye  pek tabii ki..

--Derken yine o yıllarda bana bir mesaj bırakmıştı...Mesajında, Meksika'daki Türk Büyükelçiliğinin kendisini 29 Ekim tarihinde ,Büyükelçilik Konutunda düzenlenecek “National Day Ceremony”’e yani Cumhuriyetin İlanının Yıldönümü Resepsiyonuna davet ettiğini söylüyordu.

--İçimdeki bir ses, Silvia Teyze ve ailesi ile kurduğumuz bu güzel dostluktan, Ülkemizi tam onikibin kilometre ötede,oralarda temsil etmekte olan Sayın Büyükelçimizin de haberdar olmasının doğru olacağını söylemekteydi…Ama bu nasıl olacaktı?

--Evet…Karar vermiştim…Öyle yapacaktım…Kendisine iki ses dosyası gönderecek, bunları ezberlemesini ve o akşam Resepsiyon girişinde Sn. Büyükelçimize söylemesini isteyecektim. Telaffuzunu başarabilmesi için de o cümleleri kendisine heceleyerek okuyacak ve ses dosyası olarak gönderecektim.Böylelikle güzel bir sürpriz yapmış olacaktık davet sahiplerine…

--Tam da planladığımız gibi, Silvia Teyze ,29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonu girişinde kendisini karşılayan Sn. Büyükelçimiz Ergün Pelit ve kıymetli eşine, benden öğrenmiş olduğu Türkçe ezberlerini heceleyerek okumaya başlıyor.

"CUM-HU-Rİ-YET BAY-RA-MI-NIZ  KUT-LU OL-SUN

 ŞİF-RE: A-MAS-YA EL-MA-SI “

--Sayın Büyükelçimiz ve eşi ,bir taraftan konuklarının Türkçe mesajına, diğer taraftan ise ülkenin küçük bir kenti olup, Cumhuriyete giden yolda simge ve şifre şehirlerinden biri olan Amasya'nın ve ünlü elmasının dünyanın öbür ucunda yine bir "şifre" esprisiyle anılmasına hem çok şaşırıyor hem de çok mutlu oluyorlar…

--Şaşkınlıkları geçtikten sonra Silvia Teyze’ye ,bütün bunları nereden öğrendiğini soruyorlar .Silvia Teyze’de beni ve eşimi anlatıyor Beyefendiye. İnternet ortamında yıllar içinde kurduğumuz dostluğu. Ve bizim ,onu ziyaret etmek için ilk fırsatta Meksika'ya geleceğimizi.

--Sayın Büyükelçimiz, Silvia Teyze’ye hitaben "O aile sizi ziyarete geldiklerinde lütfen bizimde haberimiz olsun. Ülkemizi ve şehrimizi dünyanın öbür ucunda ,bu kadar güzel temsil eden o aileyi bizde birkaç gün Büyükelçiliğimiz Konutunda ağırlamak isteriz" diyorlar ve Resepsiyonun sonuna kadar ilgilerini eksik etmiyorlar Silvia Teyzemizden....

--Bu güzel anı aynı zamanda Silvia teyze ve ailesi ile kurduğumuz güzel dostluğun önemli kilometre taşlarından birisi olmuştu.

--Aradan yıllar geçti... Silvia Teyze emekli olalı bir hayli zaman geçti...Şimdilerde kızı ve torunları ile zaman geçiriyor…Büyükelçimizde uzun yıllar önce emekli olarak Türkiye’ye döndüler...Hugo’da tıpkı benim gibi yıllar sonra -çok şükür- baba olma saadetini yaşadı. Leonardo isminde henüz dört yaşında olan dünya tatlısı bir oğlu var.

-- Bugüne kadar çok istediğimiz halde maalesef oralara gidip de Silvia Teyzemizi ve ailesini henüz ziyaret edemedik. Ancak, bu niyetimizden doğrusu hiçte vazgeçmedik...Kısmet...

--Gidememiş olsak ta, geçen süreçte, iyi ve kötü günümüzde O hep yanımızdaydı...

--Yıllar sonra oğlumuz Kaan doğduğunda,attığı sevinçli epostalarını da, telefonun öte ucunda gözyaşları içerisinde bizi aramasını da hiç unutmadık..Kaan'ın sünnet düğünü için gönderdiği ve salona gelen tüm dostlarımıza okuduğu o sıcak ,sesli mesajı da unutmadık…Eğer biz  ihmal edipte Kaan, Okulu ve sosyal aktiviteleri hakkında belli bir süre yazmazsak hemen hatırlatışlarını da unutmadık…

--Uzun lafın kısası ; Hacı Bektaşi Veli ne demişti:

"Dili, Dini,Rengi Ne Olursa Olsun;  İYİLER İYİDİR"…



Bu yazı 6 ay önce yazılmış

Yorum Yaz


Atilla KIRBAŞ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
Atilla KIRBAŞ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Bostancı’dan Yazı Tarihi ve Hüsn-i Hat Müzesi..  
  Merzifon OSB yatırımları ve projeleri değerle..  
  Yaz etkinlikleri kapsamında 280 genç kampa yo..  
  Sağlık-Sen Amasya Şube Başkanlığı’na aday olu..  
  AK Parti’den Vali Varol’a nezaket ziyareti..  
  Uğur’dan Çittır’a veda ziyareti..  
  Led aydınlatma projesine İl Özel İdaresi dest..  
  Tugay Komutanı Uğur'dan Belediye Başkanı Özde..  
  Görme Engelli Âşıklar Borabayda buluştu…..  
  Belediye daha hızlı ve kolay ulaşım için çalı..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.