16 Ekim 2018 - Salı / 18:21
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Atilla KIRBAŞ Atilla KIRBAŞ
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

Brüksel’de Bir Ramazan Hatırası

YARIN DA SAHURA BEKLİYORUZ…. GARDAŞ!

--2008 yılının Ramazan ayı idi...Belçika’daydım. Amasyamızın kıymetli şahsiyetlerinden Türker Kazak ağabey ile birlikteydik. Şehrimiz Amasya’nın, o günlerde Brüksel’de düzenlenmekte olan “Avrupa Birliği Tarihi Kentler Zirvesinde “ temsili için ,Amasya Belediye Meclisi tarafından görevlendirilmiştik. Türkiye’nin muhtelif şehirlerinden Zirveye katılan birbirinden kıymetli Belediye Başkanları ile de  birlikteydik.

--Brüksel’e vardığımız ilk günün akşamı , zirveyi düzenlemekte olan Avrupa Birliği delegasyonu, tarihi bir binada  heyetimize bir yemek vermişlerdi. Sonrasında da yeni başlayacak günde yer alacak sunumlarımız öncesi dinlenmek üzere otellerimize geçmiştik. Otele kadar olan yolda, dedeleri Anadolu’dan göç etmiş ,dolayısıyla da  Türk kültürüne hayli aşina bir isim olan Yunan delegasyonundan  Christos Makridis’te bize eşlik etmişlerdi.

--Bir İspanyol otelinde konaklayacaktık. Otel giriş işlemlerimiz yapılırken bir taraftan da resepsiyondaki görevlilerle, o yıllarda Fenerbahçe futbol takımında oynamakta olan  İspanyol golcü Guiza hakkında konuştuğumuzu hatırlıyorum.

--Tam da oda anahtarlarımızı teslim almıştık ki, resepsiyondaki görevliye, Müslüman olduğumuzu, oruç tuttuğumuzu, sahura denk gelen gece yarısı otelin bizlere kahvaltı verip veremeyeceğini sordum…Görevli,kahvaltının maalesef ancak sabah saatlerinde  mümkün olabileceğini, ancak eğer istersem, muhtemelen o saat itibariyle  henüz kapanmamış olan ,hemen yan caddedeki bir marketten sahur için alışveriş yapabileceğimi söyledi.

--Odalarımıza yerleşir yerleşmez hemen az önce görevlinin tarif etmiş olduğu caddeye çıktım. Köşeyi döndüğümde tüm dükkanların kapalı olduğunu, lakin beşyüz metre kadar uzakta sağ tarafta bir tanesinin ışıklarının hala yanmakta olduğunu farkettim. Her an kapanabilir endişesiyle biraz daha hızlandım.

--İçeri girerken, market sahibinin müşterileri ile ilgilendiğini gördüm. Onların diyaloğunu bozmaksızın, yemeye uygun bir şeyler bulabilmek için raflara yöneldim. Baktığım yiyeceklerin paketlerinin, ambalajları üzerindeki yazılardan içeriklerini kontrol ediyordum. Derken bir baktım ki market görevlisi hemen yanıbaşıma gelivermiş.Henüz otuzlu yaşlarına gelmemiş, esmer, uzun boylu ve babayiğit bir gençti..

-- “Size yardımcı olabilir miyim” diye sordu. Ben de kendisine Müslüman olduğumu, oruç tutacağımı, hemen az ilerideki İspanyol Otelinde konakladığımı ve sahur vaktinde otelde yemek üzere uygun bir şeyler aradığımı söyledim.

--Ardından, “Siz nerelisiniz?” diye sordu.

--“Türkiye’denim. Ben Türküm” dedim.

--Yüz ifadesi aniden değişmiş ve görünen o ki, verdiğim cevaptan bir hayli memnun kalmıştı. Koca gövdesini tamamiyle bana doğru döndürerek, elini dostça uzattı..

--“Ooo.. Gardaş” dedi bu kez Türkçe dilinde.. O kadar içten ve bir o kadar da sıcak.

--Bu kez ben merak etmiştim onun nereli olduğunu.

--“Siz” dedim. “Ya siz.. Siz nerelisiniz?”

--“Ben Pakistanlıyım…Adım da Muhammed Ebrar…Siz Türk’sünüz…Bu demektir ki ,biz sizinle gardaşız…Durun, ben size sahur için yiyecek seçmenizde yardımcı olayım” dedi.

--“Gardaş” kelimesini bir Anadolu insanı kadar sıcak ve içten söyleyebildiğine göre önceki müşterilerinin arasında da bol miktarda Gardaş’ı olmuştu. Onlara ve kardeş ülke  Türkiye’ye olan sevgisi, o an için bana miras kalmıştı anlaşılan…

--Artık oldukça da rahatlamıştım doğrusu…En azından Ebrar ,oradaki yiyeceklerden hangilerini almamam gerektiğini iyi biliyordu.

--Raflardan eline aldığı paketleri bana gösterip “Bak, bu da olabilir, şu da olabilir, ne dersin?” diye sorarken birden durakladı ve bana doğru döndü…

--“Gardaş, sahur vaktinde otelinden çıkıp tekrar buraya ,markete gelebilir misin?” diye sordu.

--“Ne için sordun ki?” dedim Ebrar’a…

-- “Size markette bir şeyler hazırlarım. Hem yanına güzel de bir çay demlerim.” dedi.

-- Şaşırmıştım doğrusu…Sevinmiş ama bu dostane ve harika teklife ne cevap vereceğimi bilememiştim.

-- “Yok.. Sağolun…Size zahmet olur… Yine de bu teklifiniz için size çok teşekkür ederim...Ben en iyisi buradan bir şeyler satın alayım “ deyiverdim…

--Davetinde samimi olduğu her halinden belliydi ve ısrarını sürdürdü.

--“Lütfen gelin, bana zahmet olmaz…Siz yeter ki o saatte buraya gelin” dedi.

--“Peki” dedim ve davetini kabul ettim…Güzel duygularla oradan ayrıldım.

--Otele döner dönmez henüz istirahate çekilmemiş olan Türker ağabeye az önce olanı bitenleri anlattım. Çok hoşuna gitti, duygulandı ve,

--“Peki ya hakikaten sahur vakti oraya gidecek misin “ diye sordu.

--“Evet abi, inşallah” diye cevapladım ve ardından odama geçerek  istirahate çekildim. Aynı gün sabahın erken saatlerinde uçuşla başlayan, Brüksel’e iner inmez de yoğun temaslarla geçen bir günün ardından oldukça yorgundum…Ve yeni başlayan günün sabahında Avrupa Birliği Parlementosu’nda, Amasya Şehrini ve tarihini heyete takdim edecektim.

--Telefonun alarmını Ebrar ile sözleştiğimiz vakte ayarlamış ve uyuyakalmıştım. Yorgunluğun etkisiyle olacak ki gece yarısı çalan alarmı maalesef duyamamıştım. Sonrasında biran gözlerimi açıp,saati kontrol ettiğimde sahur randevusuna 15 dakika kadar geciktiğimi farkettim. Telaşla yataktan fırladım ve neredeyse filmlerde Süpermen’in telefon kulübesinde elbisesini değiştirişinden daha hızlı bir şekilde hazırlanarak caddeye çıkıverdim…

--“Ya gittiyse…Ebrar’a çok ayıp olacak doğrusu” endişesi ile koşar adım yürümeye başladım.Markete yaklaştığımda dükkanın ışıklarının halen yandığını ve hemen önünde karanlık bir insan sülieti olduğunu fark ettim. Evet O’ydu…Muhammed Ebrar…Babayiğit cüssesiyle, kararlaştırdığımız vakit geçmesine rağmen umudunu kesmemiş ve marketin önünde sabırla beni beklemeye devam etmişti.

--“Kusura bakma…Uyanamadım… Ve biraz da geciktim” dedim.

--“Önemli değil , uyanamadığınızı tahmin etmiştim” dedi mütebessüm bir ifadeyle…

--Marketin ışıkları yanıyordu lakin kepenkleri kapalıydı. Hemen yanında da bir bina girişi vardı. Ebrar bana kapıyı göstererek  “Buyurun lütfen” dedi. Bir an şaşkınlıkla, “Sahuru markette yapmayacak mıydık?” diye sordum. O benden daha rahattı.

--“Buyurun evimize, buyurun lütfen” dedi.

--Biraz duraksadım. Ne diyeceğimi bilememiştim. “Yok hayır. Eve geçmeyelim. Rahatsız etmeyelim kimseyi” dedimse de dinlemedi beni “Buyurun lütfen. Şeref verirsiniz” dedi. Yaradana sığındım ve  merdivenlerden üst kata  doğru çıkmaya başladım. Başlangıçta bir iki yiyecek satın almak maksadıyla “müşteri hüvviyeti” ile  girivermiştim markete…Şimdi ise, aradan henüz birkaç saat geçmişken bu kez aynı adamın evine “misafir hüvviyeti” ile çıkıyordum…Bu kısa zaman diliminde yaşadıklarım inanılır gibi değildi.

--Hemen marketin üst katındaki kapının zilini çaldı Ebrar. Üzerinde beyaz atleti,bel altında geleneksel peştamali ile bir beyefendi karşıladı bizi. “Buyursunlar” dedi sıcak bir ses tonuyla…Adı Nawaz’dı ve Ebrar’ın abisiydi..

--Yüksek tavanlı bir daire idi girdiğimiz. Antreden, otantik Pakistan mobilyaları ile hayli zevkli döşenmiş olan geniş bir mutfağa geçtik. Mutfak girişinin sağ köşesinde üç küçük çocuk sessizce oyun oynamaktaydılar. Ortada, büyük iki  ağaç kökünün üzerine oturtulmuş , uzun  bir cam  masa vardı. Masanın üzerinde, Pakistan mutfağına ait,bol baharatlı yiyecekler ile meyve ve tatlılar mevcuttu. Nawaz’ın eşi olduğunu az sonra öğrendiğim hanımefendi ise ocağın başındaydı ve sahur için aynı anda birkaç yemek birden pişiriyordu.

-- Ben de bir utanma bir mahcubiyet ki hiç sormayın...Tüylerim adeta tiken tiken...Avrupalı’nın Tarihi Kentler Zirvesine gitmiştim sözde…Ancak seyahatin henüz ilk akşamında, adeta Pakistanlıların Maneviyat Zirvesi’nde buluvermiştim kendimi... Aman Allah’ım ben neredeydim?  Ve hakikaten bu güzelliği hakedecek ne yapmıştım?

-- Beni biraz rahatlatmak için hem çok sıcak davranmış hem de hemen sohbete başlamışlardı. Konuştukça da   kaynaşmıştık. Bir yandan birbirinden lezzetli sahur yemeklerini yiyor diğer taraftan sohbet ediyorduk. İyice tanımıştık artık birbirimizi. Onları Brüksel’e taşıyan hayat hikayelerini, hemen o yıllarda yaşanan büyük Pakistan depremini ,o toplumda bir göçmen ve Müslüman olarak yaşadıkları sıkıntıları, hayat pahalılığını ve daha pek çok şeyi konuşmuştuk o dar vakitte...Tanıdıkça da daha bir sevmiştik birbirimizi...

-- Vakit artık yanaşmıştı. Kendilerinden müsaade istedim. Ve onlara gönülden bir teşekkür ettim.

--Muhammed Ebrar ve abisi aynı anda bana “Asıl biz Allah’a teşekkür ederiz. Sahurda bize misafir gönderdi.” deyiverdiler…Dedikleri söz o an için belki bir satırlıktı ama derinlik olarak belki başlı başına tek bir kitabın konusuydu.

--Ardından…. “Yarında sizi yine evimize,birlikte sahur yapmaya bekliyoruz” diye de eklediler.

--Sevinçle otele döndüm. Sabah olanı biteni Türker ağabey’e anlattım. Olanlara inanamadı.

--“Evlerine mi aldılar… Sende çıktın öyle mi…Vallahi bravo…İyi cesaret..Ne iyi etmişsin.” dedi.

--Konu, Parlamentodaki Belediye Başkanları arasında da hızla yayıldı. Herkes, tekrar tekrar benden bu güzel anıyı dinlemek istiyordu. Türker ağabey ile Avrupa Birliği heyetine yaptığımız Amasya takdimimiz de harika geçmişti. Başkan Karl Heinz Klar ve tüm heyet, Amasya’nın 8500 yıllık tarihi boyunca ev sahipliği yaptığı medeniyetleri büyük bir dikkat ve beğeni ile dinlemişti.

--Akşam otele dönüşte tekrar markete, Muhammed Ebrar’ın yanına gittim. Biraz sohbet ettikten sonra “Uykusuz olduğumu, sahura gelemeyeceğimi, beni mazur görmelerini” söyledim. “Peki” dedi.

--Ardından sahur için marketten bir gün önce yarım kalan alışverişimi yaptım. Poşeti Ebrar’a uzattım ve “Ne kadar tutuyor bunlar gardaş ?” dedim.

-- Gözlerimin içine baktı ve “Bunlar benim size hediyem” dedi. Ancak bu kadarını asla kabul edemezdim…

--“Sizle tanıştığıma çok memnun oldum. Dün gece bana yaşattığınız yüce duyguları ömrüm boyunca unutmayacağım. Abinize ve tüm ev halkına en kalbi selamlarımı iletin lütfen” dedim ve marketin çıkış kapısına doğru yöneldim.

-- Poşeti kaptığı gibi kapıya, yanıma geldi ve gözlerimin içine bakarak;

--“Sizin böyle bir yardıma elbette ihtiyacınız yok… Bunu size vermekle de bizden bir şey eksilmiş olmuyor. Bırakın bir işi tam yapmış olalım. Lütfen kabul edin.” dedi.

--Nasıl kabul etmezsiniz ki?. O kadar belli ki bütün bunları,mübarek Ramazan günlerinde sırf Allah’ın rızasını kazanmak için gönülden yaptığı…

--Son birkez sarıldık birbirimize,  duygular zirvede. Vedalaştık ,gözler buğulu…

--Brüksel’e uçarken şehrimizi Zirve’de başarıyla temsil edebilme temennisinin yanısıra bana eşlik eden iki endişem vardı…Birincisi, üç gün sürecek gezi boyunca sahurları nasıl yapacağım konusu, ikincisi ise Avrupa Parlomentosu konuşmamın başlayacağı saate denk gelen ve o sıralar kazanmaya çokta ihtiyaç duyduğumuz Amasya’daki bir Devlet İhalesi idi…

--Üç gün sonra Türkiye’ye doğru geri uçarken, üst düzeyde başarılmış bir temsiliyetin haklı gururu, hayatımın belki de en kıymetli sahurlarını yapabilmiş olmanın eşsiz hazzı ve kazanılmış bir ihalenin rahatlatan sevinci bu kez bana eşlik ediyordu…Elbette hepsi de , apaçık Rab’bin bir lütfu idi…

--Binlerce yıllık engin kültürümüz, neyi öğretmişti bizlere her daim? …

--”Niyet hayır olunca, akıbette hayır olur”…İnşallah…



Bu yazı 7 ay önce yazılmış

Yorum Yaz


Atilla KIRBAŞ Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
Atilla KIRBAŞ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Dünya Beyaz Baston Günü..  
  Melik Derindere Amasya Barosuna yeniden seçil..  
  Cep telefonu ve emniyet kemerine sıkı denetim..  
  Amasya SGK’da "Sıfır Atık Projesi" toplantısı..  
  Funda Varol SMA hastası olan çocukları evleri..  
  Dış cephe iyileştirme çalışmaları tamamlandı..  
  Hafızlık Türkiye Birincisine İl Müftüsünden h..  
  İl Müdürü Zekeriya Şeker hasat işlemlerini in..  
  Amasya il sınırları içerisinde yürütülmekte o..  
  Trafik denetiminde “Drone” dönemi..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.