24 Eylül 2017 - Pazar / 08:09
Yeşilırmak Gazetesi
 
 
Naci KONYAR Naci KONYAR
Yeşilırmak Gazetesinde Yazar.

Mesaj Gönder Tüm Yazıları

RAMAZAN ANILARI…

          Günümüz ramazanında duyulan tatsızlık, yavanlık geçmişin güzelliklerinin kaybolup yok olmasından mı ileri geliyor dersiniz…

         Ramazandan bir hafta önce bastırılmış ramazan imsakiyeleri, bir yıl öncesinden tespiti yapılan iftar ve sahur saatleri… Eski bir başkaymış, yüz yıl öncesine kadar atalarımız hilali gözlemeye çıkarlarmış hilali ilk gören bahşiş alırmış.

         Musahipzade Celal ‘ Eski İstanbul Yaşayışı’ adlı eserinde geçmişte yaşanan bu geleneği şöyle anlatır:

         ‘ Bu cemaatın içinde iki kişiden biri borçlu, diğeri alacaklı imiş gibi dava icat ederek kadıya arz ve ikrar ederler.

         Alacaklı: efendim, bu adam geçen sene benden …. Kuruş ödünç almıştı. Şöyle ki ‘ Gelecek Ramazan-ı Şerif hilalinin ruyeti akabinde eda ederim’ dedi.

         İşte bu minval üzere konuşma başlar, kadı borçluya bunun doğru olup olmadığını sorar. Borçlu da ‘ Evet efendim, borcum var, ramazan hilalinin doğduğunu ispat etsin vereyim’ deyince, Kadı alacaklıdan hilali gördüğünü ispat etmesini ister. Alacaklı da ‘ Gördüm, şahitlerim var’ deyip şahitlerini getirir böylece Ramazan ispat edilir, her tarafta davullar çalınır, minareler donanır, top atılır ve ramazan ilan edilir, büyük, küçük, çoluk çocuk neşe içinde bir birini kutlar, sokaklar sevinç çığılıklarıyla dolar, davullar çalınırdı. İşte ecdat Ramazana böyle sevinçle, neşeyle girerdi’

         İletişim çağı geçmişin bu güzel adetlerini aldı götürdü. Ne mahallede neşe ne çocuklarda sevinç bıraktı. Son yıllarda bu ülkenin çocuklarını endüstrileştirdik. Bir çocuk endüstrisi yarattık. Çocukları tüketici kitlesi olarak değerlendiren rantiye gurubunun metaı yaptık. Eğitimdeki yeni uygulamalarla çocukları sürekli bir yerden bir yere taşınan paketler haline getirdik dolayısıyla da çocuklarımızı çevrelerinden uzaklaştırdık gelenek ve göreneklerinden kopardık.

         Zamanımızda bilgisayar ve cep telefonuyla da arkadaş olan gençlerimiz, kaybolan mahallelerinde göğe yükselmiş apartman ve gökdelenlerde ecdadımızın sevinç ve neşe içinde karşılamış oldukları ramazanı televizyon ekranlarında dinledikleri mekanik ezan sesi ve birkaç dini sohbet programıyla eski coşkusundan uzak karşılıyorlar artık.

         Necip Fazıl eski ramazanlara has o manevi atmosferin kayboluşundan duyduğu rahatsızlığı şöyle dile getiriyor.

         Bu kaçıncı Ramazan, daha kaç tane kaldı?

         Renk uçuk, nakış silik, ocak sönük… Ne kaldı?

 

         Teravih yorgunluğunun çay bahçesinin bir köşesinde ince ayar müzik eşliğinde bir biri ardına içilen çaylarla giderilmeye çalışıldığı, koyulaşan muhabbet ve sıcak dostluk havası içinde yapılan, dini ve sosyal konular üzerine olan tartışmalar sahura kadar her akşam sürdürdüğümüz tekrarlanan ramazan güzelliklerinden…

         Tartışma kültürümüzde bir yenilik yok, aynı minval üzere… ya maziye kahharız, ya yeniye rahimiz. Bu gün ki deyişle ya geçmişe kızıyoruz yada yeniyi savunuyoruz. Belki de tartışıp ta hepimizin söylemek istediğini değerli ilim ve fikir adamı Ord. Prof. Ali Fuat Başgil söylemiş:

         ‘ Bu gün Türkiye de ölmek istemeyen bir maziyle, doğmak için çırpınan istikbalin kavgası yaşanmaktadır.’

         Tartışmalarımızın tüm muhtevasını bu özlü sözün içinde bulabiliriz. Düşünüyoruz, bir milletin tarihinde, bir ramazan akşamı çay sohbeti yapan dostlar arasında ikide bir tartışmalar yaşanıyorsa bu bizim henüz kendi kendimizi yaşatacak değer sistemimizi tam olarak yerine oturtamadığımızı göstermiyor mu.

         Tarihten, yaşanan devirlerden kin ve düşmanlık üretmek değil, ders çıkarmayı tavsiye edecek, onları barıştıracak hoşgörü ve sevgi mesajları verecek din adamı, aydın kalmadı mı bu ülkede. Bizi kamplaştıran ayıran değil, birleştirecek konuların sohbetini ne zaman yapacağız. Devirleri barıştırma yönünde bir çabamız olmayacak mı?...

         Tartışmaları genellikle mütebessim ve sıcak bir çehre, samimiyet ve nezaket içinde, tevazuyla yoğrulmuş bir konuşma tarzı ile herkesin bir birine saygı duyduğu bir şekilde, oruç ibadeti ruhuna uygun bir hoşgörüyle, temel felsefenin harbetmek değil, ülkeye faydalı olmak düşüncesine dayalı ramazan tartışmalarımızda tepki ve tavsiyeyi lisan-ı münasiple aktaran ramazan meclisimizin tüm dostlarıyla daha nice ramazanlara erişmek dileğiyle.          


Bu yazı 4 yıl önce yazılmış

Yorum Yaz


Naci KONYAR Diğer Yazıları

 


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Vali Varol, Suluova Et Entegre Tesislerinde i..  
  Ahilik Haftası kapsamında İlçe Esnaflarına zi..  
  Maaşları Türkiye Kamu-Sen yükseltti, Memur-Se..  
  Sanayi sitesi esnaflarına Ahilik Haftası ziya..  
  MEB, üç bilinmeyenli denklemle karşı karşıya..  
  Yol yapım ve asfaltlama tüm hızıyla sürüyor..  
  Belediye Başkanı Özdemir’e ilköğretim haftası..  
  19 Eylül Gaziler Günü törenle kutlandı..  
  Amasya protokolü ve gaziler kahvaltıda bir ar..  
  Gaziler, destansı tarihimizin yaşayan abidele..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.